Erişilebilirlik

Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinde Raportör Kati Piri’nin Diyarbakır’ı ziyareti sonrası çatışma süreci için “iç savaş” demesinin ardından Bakan Volkan Bozkır’dan “Tarafsızlığını yitirmiştir” açıklaması geldi.

AP İlerleme Raporu’nu hazırlamakla görevli Türkiye Raportörü ve Hollandalı parlamenter Kati Piri’nin, 19 Şubat’ta Diyarbakır’daki temasları ile sonrasındaki yazılı ifadeleri Ankara’dan sert tepki çekti.

Piri, Diyarbakır’da Vali Hüseyin Aksoy’un yanısıra HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile görüşmüştü. Piri'ye Avrupa Sosyalistler Partisi (PES) Başkanı ve AP Üyesi Sergei Stanishev, Hollanda İşçi Partisi (PvdA) lideri Diederik Samsom, S&D Grubu Başkan Yardımcısı Knut Fleckenstein, S&D Grubu Koordinatörü Richard Howitt de eşlik etmişti. Piri, Diyarbakır’da günlerdir şiddetli çatışmalara sahne olan ve güvenlik güçlerinin önemli sayıda can kaybı verdiği Sur ilçesi sokaklarında da incelemelerde bulundu. Bunun ardından Kati Piri, sosyal paylaşım sitesi Facebook sayfasında paylaştığı iki kare fotoğraf ile Türkiye Cumhuriyeti’nin yaklaşık 6 aydır Güneydoğu Bölgesi’nde yürüttüğü operasyonları eleştirdi.

Piri, süreç için “kanlı iç savaş” dedi

Piri, “Umut Kırıntısı” başlıklı yazısında, “Bu insanlar 80 gündür Sur’da, Diyarbakır’ın eski bir semtinde, sıkışmış durumda. Burası, PKK ve Türk ordusu arasında uzun yıllardır süregelen çatışmalar yeniden başladığından beri savaş alanına dönüşen yerlerden biri. 2 Aralık’tan beri kimsenin bölgeye girmesine ve çıkmasına izin verilmiyor” sözleriyle Sur’daki durumu değerlendirdi. Bu insanlardan özellikle fotoğraflarını da paylaştığı 55 yaşındaki Fatma Ateş’in ailesi ve bir gazeteci tarafından halıyla taşınmasından nasıl etkilendiğini de anlattı Piri. Piri, Sur’daki sivillerden Ateş’in ambulansta hayatını kaybettiğini belirtti. Piri, yazısında, “Aralık başındaki ziyaretimden bu yana durum vahimleşmiş. PKK’nın güvenlik güçlerine saldırıları günlük bir şekilde gerçekleşiyor. Ankara’da 28 askerin öldüğü terör saldırısını da PKK’dan ayrılan bir grup üstlendi. Tepki olarak, güvenlik güçlerinin eylemleri çoğunlukla sert ve gaddarca. Bu, bu bölgelerde hayatı imkansız kılıyor. Genel olarak, çok ciddi hak ihlalleri gerçekleşiyor ve birçok insanın çaresizliği büyüyor. Bu sırada, uzmanlara göre ölü sayısı, 200’ü sivil olmak üzere bini aşmış durumda” diyor.

Cuma günü kısa süreyle de olsa bombardımana ara verilmesiyle umutlandığını da kaydeden Piri, “Türkiye’de kanlı bir sivil savaşı engellemek için her şeyi yapmalıyız. Her şeye rağmen, çatışmanın her iki tarafındaki birçok kişinin hayatı mahvoldu” ifadesiyle diyalog çağrısında bulunuyor.

Piri’nin yazısında, Sur’daki tablo için tek taraflı olarak Türkiye’ye yönelik “güvenlik güçleri eylemleri” ve “ordu bombardımanı” gibi ifadeleri kullanması dikkat çekti. Piri’nin, Ankara’daki terörist saldırıda ölenler arasında sivil memurlar ve kadınlar bulunduğunu göz ardı etmesi ise dikkat çekti.

Bozkır: Terör eylemlerinden bahsetmedi

AB Raportörü’nün açıklamalarına ise Ankara’daki en üst düzey muhatabından sert tepki geldi. AB Bakanı Volkan Bozkır, bugün yaptığı yazılı açıklamada, “Kati Piri, ziyaretinin ardından kendine ait web sitesinde bir metin yayımlamıştır. Bu metnin tek bir yerinde bile, Avrupa Birliği’nin resmen terör örgütü olarak tanımladığı PKK’ya terör örgütü denilmemektedir. Türk askerinin kesintisiz olarak sivillerin yaşadığı yerleri ateş altında tuttuğu iddia edilmektedir. Bölgedeki terör eylemlerinden ve yürütülen terörle mücadeleden bahsedilmezken, bütün yaşananlar iç savaş olarak tanımlanmaktadır” dedi.

Piri’nin, Ankara’ya uğramadan terör örgütü PKK ile en yoğun mücadele alanına gitmesini ve burada PKK’yı destekleyen örgütlerle görüşmesini “manidar” olarak niteleyen Bozkır, Piri’nin Türkiye’nin terörist saldırıyla kaybettikleri için cenazeler düzenlediği bir günde yaklaşımıyla acıya saygısızlıkta bulunduğunu da öne sürdü. “Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu en hayati meseleyi dahi anlayamamış olduğu aşikar olan Türkiye Raportörü Kati Piri, Türkiye’nin meseleleri hakkında tarafsızlığını yitirmiştir” diyen Bozkır, AB’ye yönelik özetle şu mesajları verdi:

“Bu ziyaretiyle PKK’nın algı yönetimi operasyonuna hizmet eden Kati Piri’nin, gittiği yerlerde PKK’nın kanalizasyonları, evlerin bodrum katlarını cephaneliğe çevirmesinden, güvenlik güçlerimize sürekli saldırı düzenlemesinden, bölgede sözde otonom yapılar kurmak için şehirleri yakıp yıkmasından, okullara, hastanelere ve hatta ambulanslara saldırılarıyla masum sivilleri evlerini terketmek zorunda bırakmasından hiç bahsetmemesi de ilginçtir. Ülkemizin durumuyla karşılaştırıldığında, bu saydıklarımdan çok daha az terör tehdidine maruz kalan bazı batı Avrupa ülkeleri Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin belirli maddelerinin uygulanmasını dahi askıya almaktadır. AB ülkelerinde bir terör eylemi olduğunda acıları paylaşan ve terörü kınayan, ancak Türkiye’de her gün terörist saldırılarla canlarımız giderken bunu iç savaş gibi göstermeye çalışan hiçbir anlayışı kabul etmemiz, hoş görmemiz mümkün değildir. Her gün canlarımızı alan, çocukları babasız, insanları evlatsız, eşsiz bırakan bu terör örgütüyle hukukun üstünlüğü çerçevesinde en sert şekilde mücadele hakkımızdır ve eli kanlı teröristler silahlarını kesin olarak bırakana kadar devam edecektir. Bu hayati mücadelemizde yanımızda olanları da, PKK terör örgütünün yanında saf tutanları da unutmayacağız.”

Ekinci, Mart ayındaki İlerleme Raporu’nu anımsattı

AB ile Türkiye arasındaki yaşanan Piri gerilimini değerlendiren Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETAV) dış politika uzmanı Mehmet Uğur Ekinci ise, AB ile Ankara ilişkisini “karmaşık” olarak yorumladı. Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Ekinci, “Bir taraftan AB’nin mülteciler için Türkiye’ye daha fazla ihtiyaç duyduğunu görüyoruz. Geri Kabul Antlaşması’nın ivmelendirilmesi, Türkiye ile güvenlik konusunda daha fazla işbirliği yapılması konusunda geçen sene anlaşılmıştı. Bu sene de bu ivme sayesinde belki müzakereler konusunda bir hızlanma bekliyoruz. Bir taraftan ise Türkiye’nin iç konularına ilişkin sıkça eleştiriler geliyor, özellikle parlamentodan.. En son PKK ile mücadele konusunda Kati Piri’nin bir rapor hazırlama girişimi ve oradaki sözler Türkiye Hükümeti tarafından uygun bulunmadı. Özellikle PKK’ya yakın örgütlerle görüşülmesi Türkiye’nin hoşlanmadığı bir durum. Bu karmaşık ilişkiler bir süre daha devam edecek görünüyor” dedi.

Haziran’da “geri kabul” gerilimi olabilir mi?

Türkiye’nin son dönemde “Suriyeli sığınmacılar kartını pazarlık unsuru olarak kullanması” eleştirileriyle birlikte AB ile ilişkilerdeki yakın geleceği sorduğumuz Ekinci, AB İlerleme Raporu’nun yayınlanacağı tarihi işaret ederek, şunları söyledi:

“Türkiye aday ülkelerden birisi olduğu için iç gelişmeler yakından takip ediliyor. Bu tartışmalar devam edecektir, Türkiye’nin demokratik durumu, terörle mücadelesi ve diğer konularda. Mülteci konusunda öncelikle Mart ayı kritik. Geri Kabul Antlaşması’nda bugüne kadar Türkiye ne kadar adım attı vesaire. İki seneden sonra İlerleme Raporu ilk kez Mart ayında yayınlanacak. Bakalım nasıl görüşler ortaya konacak, şu anda bilinmiyor. Ama esas kritik nokta, Haziran ayı olacak. Haziran ayında Geri Kabul Antlaşması, üçüncü ülke vatandaşlarına da uygulanacak. Orada ise ben şöyle bir tartışma bekliyorum: Suriyeli mültecilere bu antlaşma uygulanabilir mi, uygulanamaz mı? Bu konuda, uluslararası hukukta gri bir alan var. Türkiye’nin yorumu, ‘Türkiye, AB tarafından güvenli üçüncü ülke kabul edilmediği için bu kişilerin (Suriyelilerin) Türkiye’ye geri gönderilemeyeceği” şeklinde. Fakat geçtiğimiz ay, Yunanistan, Türkiye’yi güvenli üçüncü ülke ilan etti. Buradan da görülüyor ki, Suriyeli mültecilerin en azından Yunanistan’da olanların Türkiye’ye iadesi gibi fikirler de var. Bu konuda yine tartışmalar olacağınıbekliyorum."

XS
SM
MD
LG