Erişilebilirlik

'AB Basın Özgürlüğü İhlallerini Not Ediyor'


Avrupa Birliği, Türkiye’de son dönemde yaşanan otoriter rejim endişesiyle bbasın özgürlüğündeki kötüye gidişi artık “Özgürlük İçin Basın” projesiyle aylık raporlar halinde not etmeye başladı. Gazeteciler Cemiyeti’nce yürütülen projede Ulusal Komite’nin başındaki Prof.Dr. Korkmaz Alemdar, "Basın ve düşünce özgürlüğü ihlalleri artıyor ancak karamsarlığa da kapılmayalım" dedi.

“Özgürlük İçin Basın” projesinde ilk rapor, 7 aylık tespitleri içeren kitapçık halinde kamuoyu dikkatine sunuldu. Raporda, siyasi isimlerce basını hedef alan söylemlere, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından uygulanan cezalara, gazetecilere fiziki ve sözlü saldırılara, işten çıkarmalara gibi pek çok olay gün gün yer aldı.

Alemdar, Amerika’nın Sesi’ne, “Özgürlük İçin Basın” projesiyle amaçlarını ve Mart-Eylül dönemindeki yedi aylık tespitleri çerçevesindeki yorumlarını paylaştı.

Türkiye’de basın tarihi alanında sayılı uzmanlardan birisi olan Prof. Dr. Alemdar, Gazeteciler Cemiyeti’nin AB ile gerçekleştirdiği bu projeyle düşünce özgürlüğü ve basın özgürlüğü ihlallerini kayıt altına aldıklarını ifade etti. Yurt genelinde Ulusal Komite’ye bağlı 7 ayrı komite tarafından toplanan bilgileri Ankara’daki Ulusal Komite olarak raporlaştırdıklarını kaydeden Alemdar, “Hiç olmazsa bunları toplumun hafızasına kaydeden bir projeye dönüştü. Ülke genelinde bu projeye gazeteciler destek veriyorlar. Raporlarımızı kamuoyu bilgisine sunacağız ve değerlendirilmesini umuyoruz” dedi.

“Özgürlük İçin Basın” projesi kapsamında eğitime de önem verildiğini belirten Alemdar, “Gazetecilik eğitimi alan genç öğrencilere özgürlükler konusunu, ihlalleri, üke mevzuatını ayrıntılı olarak bir program yürütülüyor. Bu projeye Anadolu’dan katkılar da oluyor” diye konuştu.

‘Gezi, Türkiye’yi yönetenlerin kimyasını bozdu’

Raporda neredeyse her gün not edilmiş düşünce veya basın özgürlüğü olayına yer verilmiş olmasını nasıl açıkladığını sorduğumuz Alemdar, özetle şunları dile getirdi:

‘Türkiye’nin özgürlükler bakımından dengesi bir bakıma Gezi olaylarından sonra iyice bozuldu. Aslında Türkiye’nin değil Türkiye’yi yönetenlerin kimyası bozuldu. İnanılmaz bir biçimde polis şiddeti, gösteri hakkını kullanmak isteyenlere yönelten şiddet, gazetecilere mesleklerini yapmaları konusunda getirilen engeller, bu sadece muhalif basına da değil gazete yönetimleri üzerine kurulan baskıyla kendini gösteren otosansür, kurumlarca gerçekleştirilen otosansür buna RTÜK de dahil, internet ortamı denetleyen kurullarca Hükümet’e kendilerini gösterebilmek için can siperane internet ortamını kısıtlamaları, Türkiye’deki ortamı not edilecek şekilde inanılmaz derecede zenginleştirdi. Bu aslında çok üzülecek bir durum. Mart’tan bugüne baktığımızda düşünce özgürlüklerini ortadan kaldıran, basın özgürlüğünü yok sayan örnekler çok fazla. Bu gerçekten dramatik çünkü Türkiye uzun yılların deneyimi ile hiç bu noktada değildi. Fakat AKP iktidarınca özgürlüklerin hiçe sayılması, en ufak düşünce ve ifade özgürlüğü kullanımı dış mihrak kaynaklı bir ulusal komplo diye değerlendirmesi, bizim açımızdan raporları zenginleştiren bir durum ama ülke açısından sıkıntı veren bir durum.’

Proje özgürlük için basın varlığını korumayı ve bunun için çabalamayı da simgelediğini kaydeden Alemdar, bu noktada gazetecilik eğitimi alan gençlerde ve gazetecilerde bilinçlenme olmasıyla ileride bir çözüm yolu bulunabileceğini de söyledi.

‘Ankara büroları birleştirme-kapatma çoğulculuğu yok ediyor’

Türkiye’de son dönemde Ankara bürolarını kapatma ve geçen haftada CNN Türk-Kanal D bürolarını birleştirme uygulamalarını da sorduğumuz Alemdar, bunun da basın özgürlüğüne zarar verdiğini belirtti. Alemdar, “Bunun anlamı özgürlüklerin daraltılmasıdır. Eğer bir gazete ve bir TV’de mevcutların azaltılması, kadroların iptali çoğulculuğu ortadan kaldıran bir uygulamadır. Hükümetin de ne yazık ki büyük ölçüde medyadaki uygulaması, politikası da budur. Bugünlere zamanla gelindi. Büyük medya kuruluşlarına uygulanan baskılar, patronlarla önce uzlaşma aranması, uzlaşılmadığında vergi cezaları kesilmesi, yaptırımlar uygulama tehditlerin bulunulması ne yazık ki patronları basın özgürlüğünü savunmak yerine Hükümet’in yandaşı bir takım uygulamalara razı gelmeye zorladı” dedi.

‘Yöneticiler vatandaş neyi öğreniyor sorgulamalı’

Oysa Türkiye’de bölgedeki gelişmeler, terör örgütleri faaliyetleri gibi tüm yaşananlar yurttaşlar açısından aslında derinlemesine haber ihtiyacı yarattığını da kaydeden Alemdar, ancak Musul’daki rehine alma olayında yayın yasağı konması bile bir yurttaş açısından olan-biteni öğrenmek noktasında kaygılandırması gerektiğini söyledi.

Türkiye’de halkın çaresizlik kaynaklı “Allah akıl fikir ihsan etsin’ sözünü kullandığını anımsatan Alemdar, “Bu söz yaşanan güçlüklerin ifadesidir. Türkiye’yi yönetenlerin kendilerini en büyük lider olarak anlatmaktan çok kendi yurttaşlarının neleri öğrendiklerini sorgulamalarıyla bizim raporlarımızı hafifletecektir. Bu hafifletme bizi üzmez. Sayfalar azalınca mutluluk verecektir. Ancak ABD ve Avrupa’da bu özgürlük ihlalleri yeterince algılanmıyor” diye konuştu.

Hükümet’in “Türkiye’de basın özgür” savına katılmadığını da vurgulayan Alemdar, hazırlıkları yedi aylık dönemdeki ilk raporda da gün ve gün ihlaller not ettiklerini belirtti. Bu noktada Kobani’ye Peşmerge geçişi olayını anımsatan Alemdar, mesela ilk önce bunu kabul etmemesine rağmen Türkiye’yi yönetenlerce yapılan açıklamalardaki çelişkileri halkın fark ettiğini ve bunun basına baskıyla engellenemeyeceğini de vurguladı.

‘Malesef ihlaller yoğunlaşıyor’

Türkiye’de geleceğe dönük umutlu olmasına karşın Alemdar, mevcut gidişatta maalesef basın ve düşünce-ifade özgürlüğü ihlallerinde artış yaşandığını ve raporlardaki sayfa sayısının arttığını dile getirdi. Alemdar, ancak yine karamsarlığa da kapılmamak gerektiğini belirterek, muhtemelen AB ve Avrupa’nın bu ihlalleri de şimdilik yeterince göremediğini de sözlerine ekledi.

XS
SM
MD
LG