Erişilebilirlik

AB-ABD Ticaret Anlaşması Çıkmaza mı Girdi?


EU symbol

EU symbol

Başkan Barack Obama, geçen Nisan ayında dünyanın sayılı sanayi fuarlarından Hannover Fuarı'nın açılışını yapmak üzere Almanya'yı ziyaret etti ve görev süresinin dolmasına az bir süre kala Başbakan Angela Merkel’le bir dizi görüşme yaptı.

Obama’nın temasları sırasında başlıca gündem maddesi AB ile ABD arasında yürütülen Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması (TTIP) oldu. ABD ile AB arasında gümrük ve diğer ticari engellerinin kaldırılmasını öngören anlaşmanın bir an önce imzalanmasını isteyen Obama, “En büyük ortağınız ve dostunuz ABD’ye güvenebilirsiniz. İki tarafından da bu anlaşmaya ekonomik büyüme için acil ihtiyacı var” mesajını verdi. AB’nin sözleşmeyle en az 119 milyar Euro, ABD’nin de 95 milyar Euro ek ekonomik kazancı olacağını söyleyen Başbakan Merkel de, TTIP’le ekonominin büyüyeceğine ve istihdam yaratılacağına vurgu yaptı.

Ancak Obama’nın ziyaretini izleyen gözlemciler anlaşmanın Obama’nın görev süresi içinde imzalanacağına ihtimal vermediler. Ağustos ayında iki taraf arasında 14. müzakere turunun sona ermesinden sonra, bu hafta başında Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Sigmar Gabriel’in, “TTIP müzakereleri fiilen başarısız oldu” açıklaması, TTIP konusundaki büyük görüş ayrılıklarının aşılmasının imkansız olduğunun ve anlaşmanın yapılamayacağının kanıtı şeklinde yorumlandı.

Alman siyasetinde TTIP’in yıllardır en büyük destekçisi olan Gabriel’in tavrındaki değişiklik, müzakerelerin anlamını yitirmesi anlamına gelirken, Alman basını gelinen noktadan Amerikan tarafını sorumlu tutuyor ve Washington’un hiçbir konuda taviz vermemesi ve kendi taleplerini dayatması nedeniyle anlaşmanın çıkmaza girdiğini savunuyor.

Özellikle tüketici örgütleri TTIP’in en çok etkileyeceği alanlardan tarım ve gıda güvenliği konularında Avrupalılar’ın büyük taviz vermek zorunda kalacağını öne sürüyor. ABD genetik değişime uğratılmış ürünlerini TTIP sayesinde Avrupa'ya satabilmeyi planlarken, gıda maddeleri ve hayvan yemlerini genetik yapısı değiştirilmemiş hammaddeyle üreten AB ülkeleri kendi standartlarını değiştirmek istemiyor.

Sendikalar anlaşmanın Almanya’daki çalışanların ücretlerinin düşmesine ve çevre koruma tedbirlerinin zayıflamasına neden olacağını öne sürerken, kamuoyu tarafından en yoğun eleştirilen nokta, görüşmelerin gizli gerçekleştiriliyor olması.

Geçen Mayıs ayında Greenpeace örgütünün TTIP’in gizli belgelerini ifşa etmesi konuyla ilgili eleştirilerin artmasına neden olmuştu. Belgelerde ABD’nin Avrupa parlamentolarının tüketicileri ilgilendiren kararlarına müdahale hakkı planlandığı ortaya çıkmıştı.

Yapılan kamuoyu araştırmalarına göre, TTIP müzakerelerinin başladığı 2011 yılında Almanya’da TTIP’ye yüzde 80 olan destek oranı bu yıl yüzde 20’ye düştü.

Öte yandan Almanya ile Kanada arasında planlanan CETA anlaşmasının akıbetinin ne olacağı konusundaki belirsizlik de sürüyor. Federal Ekonomi Bakanı Gabriel TTIP’den bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunduğu CETA anlaşmasının Ekim ayında AB tarafından kabulü için çalışma yürütüyor. Tüketici örgütleri ve muhalefet partileri ise CETA’nın da Alman anayasası ile bağdaşmadığını, çevreye önemli derecede zarar vereceğini ve günlük hayatın birçok alanını ilgilendiren sosyo-politik standartları budayacağını öne sürüyorlar. Nitekim Anayasa Mahkemesi'nde CETA'ya karşı açılan davaya 125 binin üzerinde kişi vekaletname ile destek verdi.

XS
SM
MD
LG