Erişilebilirlik

1 Aralık 2004 - 2004-12-01


Bu gün Dünya AIDS’le Mücadele Günü... Tüm Dünyada hergün 8,500 kişinin bu hastalıktan öldüğünü hatırlatan Washington Post, 4 milyon 900,000 kişide de AIDS’e yol açan HIV virüsü bulunduğunu yazıyor. Dünya çapında AIDS’le mücadeleye ayrılan paranın artmasına, bilinçlendirme kampanyalarının sağladığı başarılara ve tıptaki gelişmelere rağmen hastalığın yayılmasının önlenemediğini ifade eden gazete, AIDS’in kadınlar arasında yayılma hızının artmasından dolayı hastalıkla mücadelenin bu alana odaklanmasını yanlış buluyor:

"Son dönemde kadınlara vurgu yapılması bir hataya yol açabilir. Kaynakların kıt olduğu bir dünyada hastalığın yayılmasını önleme çabaları, eşcinsel erkekler, uyuşturucu kullanıcıları, seks işçileri gibi yüksek risk taşıyan gruplar üzerinde yoğunlaşmalıdır. Çünkü bunlar sadece enfeksiyon kapma riski yüksek olan gruplar değil, aynı zamanda hastalığın yayılmasını da sağlayan gruplar."

Boston Globe da, Massachusetts AIDS Eylem Komitesi yöneticisi Rebecca Haag’ın hastalığın sosyal ve ekonomik boyutuna dikkat çeken bir makalesine yer veriyor. Hastaların artık ölümü beklemek yerine AIDS’le yaşamayı öğrendiğini kaydeden Haag, toplumsal dışlanma nedeniyle bir çok kişinin “yer altı” yaşamı sürdürdüğünü kaydediyor. AIDS ilaçlarının yan etkilerine vurgu yapan Haag, bir çok hastanın çalışamaz durumda olduğunu ifade ediyor ve AIDS’le mücadeleye ayrılan bütçenin azaltılmasını eleştiriyor:

"Bu ölümcül hastalığın nedenini biliyoruz, nasıl bulaştığını da biliyoruz ama yine de önleyemiyoruz. Bir tedavi yöntemi bulununcaya kadar en etkin silahımız korunma. Eyalet bütçesindeki kesintiler nedeniyle, gençliğe dönük eğitim ve önleme programlarının neredeyse tamamı durdu, danışmanlık ve test merkezleri kapandı. AIDS danışma ve test merkezlerinin sayısının azalması, enfeksiyon kapan bir çok insanın bu durumdan haberdar olmaması, erken tedavinin sağlayacağı olanaklardan yararlanamaması ve hastalığı başkalarına geçirme riskinin farkına varmaması demektir."

İngiltere, Fransa ve Almanya’nın girişimleri sonucunda İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetini askıya alma kararını değerlendiren New York Times, varılan uzlaşmanın tatmin edici olmamakla birlikte mevcutlar içinde en iyi alternatif olduğunu savunuyor. Varılan anlaşmayla sadece zaman kazanıldığını vurgulayan gazete, kalıcı bir başarı için Amerika ile Avrupa’nın ortak bir strateji geliştirmesinin büyük önem taşıdığı görüşüne yer veriyor:

"İran nükleer planlarından vazgeçmeden önce mümkün olduğunca fazla kazanç elde etmeye çalışacaktır. Ödüllendirme stratejisi, ancak açık ve net tehditlerle birlikte yürütülürse sonuç verebilir. İran, nükleer silahlardan vazgeçmeyi reddederse Avrupa, Güvenlik Konseyi’nde yaptırımlar konusunda yapılacak oylamada Washington’la birlikte davranmaya hazır olmalıdır. Birleşik bir Avrupa Amerika cephesi Çin ve Rusya’yı da yanına çekebilir."

Amerika’nın Güney Asya’dan sorumlu eski Dışişleri Bakan yardımcısı Karl Inderfurth, Christian Science Monitor’de yayımlanan makalesinde, Hindistan ile Pakistan arasındaki barış görüşmelerini değerlendiriyor. Filistin lideri Yaser Arafat’ın ölümünün ardından başkan Bush’un Ortadoğu barış sürecini canlandırma çabalarını artırma niyetinde olduğunu hatırlatan Inderfurth, Amerika’nın Güney Asya’daki barış çabalarına da aktif biçimde destek vermesi gerekiğini savunuyor:

"Bush, başkanlığının ikinci dönemine başlarken dış politika gündemi fazlasıyla yoğun olacak. Irak ve diğer sıcak bölgelerin yanı sıra hiç kuşkusuz Ortadoğu barış süreci de öne çıkacak. Ancak bütün bunlar, bugün Güney Asya’da ortaya çıkan umut verici barış fırsatını gölgelememeli. Hindistan ve Pakistan bu fırsatı değerlendirirken, Amerika da onların yanında olmalı."

XS
SM
MD
LG