Erişilebilirlik

8 Kasım 2004 - 2004-11-08


Haftanın ilk gününde, Amerikan gazeteleri Irak’ın Felluce kentine yönelik saldırıyı birinci sayfadan okuyucularına duyuruyor. New York Times da, Başkan Bush’un Irak’taki hedeflerini gerçekleştirebilmesi için bu ülkede bulunan Amerikan askerlerinin sayısını artırması gerektiği görüşüne yer veriyor. Irak güvenlik güçlerinin ne kadar güvenilir olduğunun henüz bilinmediğini ve koalisyon içinde yer alan bir çok ülkenin askerlerini çekmeye hazırlandığını kaydeden gazete, Irak’a en az 40,000 asker daha gönderilmesi gerektiğini savunuyor. Gazete özetle şu görüşleri dile getiriyor:

"Asker sayısının artması, Amerikan güçlerinin Irak’taki çalışma biçimini de değiştirebilir. Daha fazla destek ve yardım bulunması, stresli ve korku içindeki devriyelerin kapıları tekmeleyerek aşağılayıcı aramalar yapması gibi sahnelerin daha az yaşanmasını sağlayabilir. Irak’taki isyana yeni unsurların katılmasına yol açan kalabalık mahallelerin havadan bombardımanı ve cezaevlerindeki kötü muameleler azalabilir. Amerikan güvenlik ekiplerinin seçim görevlilerinin Sünni bölgelerde çalışmasını sağlaması, yüksek teknoloji kullanarak önemli binalara yönelik saldırıları önlemesi ve profesyonel eğitmenlerin Irak ordusu ile polisinin yetişmesine yardımcı olması gibi olumlu görüntüler ortaya çıkabilir."

Christian Science Monitor ise, başkanlık seçiminin ardından Bush yönetiminin izleyeceği dış politikayı mercek altına alıyor. Bush’un sadece seçim kampanyasının son günlerinde değil, seçim zaferinin kesinleşmesinden sonra da “çok yönlü bir politika izleyeceğini, müttefiklerle ilişkileri geliştireceğini” söylediğini hatırlatan gazete, “yeni bir Bush mu doğuyor?” sorusunu soruyor:

"Bush’un ikinci dönemindeki sınavlardan biri de, saldırgan olmayan bir Filistin devleti yaratılması gibi ortak bir hedef konusunda Avrupalı müttefiklerle birlikte çalışıp çalışamayacağı olacak. Yaser Arafat’ın Filistin liderliğinin sonuna geldiğinin ortaya çıkması da Amerika’nın daha cesur adımlar atmasına imkan tanıyor. Bush ayrıca, artık İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un sertlik politikalarını kör bir biçimde desteklemesine neden olan iç siyasi baskılardan da kurtulmuş durumda. Bush, seçim zaferinden sonra Demokratlarla uzlaşmaya varmak istediğini söylemişti. Şimdi bunu gerçekten isteyip istemediğini sözleri değil, eylemleri gösterecek."

Washington Post yazarı Jackson Diehl da, Arafat’ın ölümünün Ortadoğu’daki karmaşayı sona erdirebilecek bir gelişme olacağını ancak bu durumdan en fazla İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un zararlı çıkacağını iddia ediyor. Arafat’ın uzlaşmaz tavrının Şaron’a da bütün görüşme kapılarını kapatma, barış çabalarını engelleme ve tek yanlı politikalarını uygulama fırsatı verdiğini belirten Diehl, Arafat’ın ölümüyle Şaron’un bu tavrını sürdürmesinin zorlaşacağını yazıyor:

"Şaron, nihai olarak bir Filistin devletini kabul etmek zorunda kalacağını biliyor. Ama bunun göreceli olarak daha iyi koşullarda, Batı Şeria’nın yüzde onunu ilhak ederek, Kudüs’ün ve banliyölerinin tamamını denetim altında tutarak, İsrail yolları ve yerleşimleriyle adacıklara bölünmüş bir Filistin bölgesi oluşturarak gerçekleşmesini umuyor. Ama artık bütün dünya, hatta Amerika bile böyle bir sonuca onay vermeyecektir."

Boston Globe yazarlarından Cathy Young başkanlık seçimi sonrasında Amerika’nın bölünmüşlüğünün ortaya çıktığını vurguluyor. Seçim kampanyası sırasında sadece adayların değil, yandaşlarının da karşı tarafı hak etmedikleri biçimde karikatürize ederek suçladıklarını belirten yazar, Amerikan halkının bundan sonra da birlikte yaşayacağının altını çiziyor:

"Demokrasi çok büyük bir şey ama bölünmüş bir kültürde, demokrasi halkın yaklaşık yarısının seçmediği bir yönetim altında yaşaması anlamına geliyor. Bu da federal hükümetin hayatımıza müdahalesini sınırlandırması ve yerel yönetimlere, özel kuruluşlara ve bireylere daha fazla karar alma hakkı tanıması için iyi bir nedendir."

XS
SM
MD
LG