Erişilebilirlik

20 Ekim 2004 - 2004-10-20


Dünyada bugün yaklaşık 20 bin nükleer silah bulunduğunu belirten Washington Post köşe yazarı Robert Samuelson, Amerika açısından bugün en büyük tehdidin Irak savaşı veya terör tehdidi değil, nükleer silah kullanımını önleyen uluslararası düzenin bozulması olduğunu savunuyor. Samuelson’a göre, Kasım ayındaki seçimi kazanacak olan başkanı bekleyen en önemli sorun Irak ve Kuzey Kore olacak:

"1950’lerden bu yana, iki unsur nükleer dehşeti engelledi. Bunlardan ilki, karşılıklı imha korkusuydu. Sovyetler Birliği ve Amerika birbirine saldırmadı, çünkü saldırma durumunda karşıdakinin de aynı biçimde cevap vereceğini biliyordu. İkinci unsur ise, 1968 tarihli nükleer silahsızlanma anlaşmasıydı. Eğer Kuzey Kore ve İran nükleer güç olursa, bu sistem paramparça olacak. Yeni başkan, bir biçimde İran ve Kuzey Kore’yi kendilerini ve geri kalan herkesi bir çılgınlığa sürüklediklerine ikna etmenin bir yolunu bulmalıdır."

New York Times ise, Avrupa’nın kaçak işçilerle mücadele yöntemini mercek altına alıyor. Avrupa’nın bu konuda ortak bir politika geliştirmeye çalıştığını ve İtalya ile Almanya’nın Kuzey Afrika’da mülteci adayları için kamplar kurulmasını önerdiğini hatırlatan gazete, buna karşı çıkıyor ve soruna daha kapsamlı bir çözüm bulunması gerektiğini savunuyor:

"Amerika’da olduğu gibi Avrupa’da da kaçak yollarla gelenlerin ciddi bir sorun oluşturdukları ortada. Bir çoğu, bulundukları ülkenin yasal ve toplumsal çerçevesinin dışında yaşıyor. Ama bu sorun dışarıya ihale edilerek çözülemez. Avrupa Birliği, yasal göç sistemini daha etkin bir hale getirmelidir. Böyle bir adım, bir çok büyük Avrupa ülkesinde doğum oranlarının düşmesinden kaynaklanan işgücü sıkıntısı ve emekli maaşları sorununun çözümüne katkıda bulunabilir. Bu politikalar hayata geçirilmedikçe, transit kamplar sadece sorunu gizlemeye yarar."

Christian Science Monitor, Pakistan’da, 1999 yılında askeri bir darbeyle yönetime gelen Pervez Müşerref’i demokrasiye geçiş konusunda verdiği sözleri tutmamakla suçluyor. Müşerref’in genelkurmay başkanlığından ayrılacağını açıklamasına rağmen tam tersi bir adım attığını belirten gazete, Pakistanlı liderin El Kaide’ye karşı yürüttüğü operasyonların, Amerikan yönetiminin baskı yapma şansını azalttığını da vurguluyor:

"Müşerref’in verdiği sözü çiğnemesi, tam da komşu Afganistan’ın ilk devlet başkanını seçtiği bir döneme denk geliyor. Bu büyük çelişki, Pakistanlılara ve tabii Amerikalı liderlere, Pakistan’ın geriye değil ileri gitmesi gerektiği konusunda bir mesaj vermelidir. Müşerref, orduyu denetim altında tutmazsa zayıflayacağından veya devrileceğinden korkuyor olabilir. Ancak bu korku, onun kısa bir süre içinde orduyla ilgili görevinden ayrılacağı tarihi belirlemesine engel olmamalıdır. Şimdi bunun tam zamanıdır."

New York Post yazarı Ralph Peters ise, Amerika’nın Irak’ta başarısız olduğu iddialarına karşı çıkıyor ve çatışmaların Amerikan ordusunun gücünü büyük ölçüde artırdığı görüşünü öne sürüyor. Amerikan ordusunun zaten en iyi eğitilmiş ve en iyi donatılmış ordu olduğunu belirten Ralphs, Irak sayesinde Amerikan ordusunun artık dünyanın en deneyimli ordusu haline geldiğini ileri sürüyor:

"Eskiden büyük saldırılardan önce yoğun hava bombardımanı yapılır, bu da büyük bir yıkıma neden olurdu. Bugün ise, kara birlikleri saldırmadan önce haftalar hatta aylar boyunca teröristlerin sığınaklarına odaklanmış bombardımanla hem düşman fiziksel ve psikolojik olarak çökertiliyor hem de sivil kayıplar en aza indiriliyor. Şehirlerde operasyonlar düzenlemek zorunda kalan askerlerimiz ve komutanları farklı durumlara uyacak yaratıcı teknikler geliştiriyor. Ve bu yeni sistem işe yarıyor. Felluce’deki düşman liderlerinin “hadi bir anlaşma yapalım” demeleri, birliklerimizin başarısız olmasından kaynaklanmıyor."

XS
SM
MD
LG