Erişilebilirlik

Rusya'da Terör ve Demokrasi - 2004-09-30


Rusya’da geçen ay İslamcı teröristler tarafından girişilen saldırılarda yüzlerce sivil öldü. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, buna merkezi yönetimin yetkilerini artırarak karşılık verdi.

Washington’daki düşünce kuruluşlarından Amerikan Enterprise Institute, geçen hafta uzmanların katıldığı bir toplantıda Rusya’da terör ve demokrasi konusunu masaya yatırdı.

Rusya’daki son saldırıların Kuzey Kafkasya’daki Çeçenistan özerk cumhuriyetinde devam eden ayrılıkçı hareketten bağımsız ele alınabileceğini düşünen çok fazla uzman yok. Ancak Amerikan Enterprise Enstitüsü Rusya Araştırmaları Müdürü Leon Aron, terörün, Batılı liderleri zor bir ikilem karşısında bırakan, kendine özgü bir mantığı olduğunu söylüyor:

“Bir yandan Rusya’yı Çeçenistan politikasını değiştirmeye ikna etmemiz gerekiyor, çünkü Rusya’da ölümlere neden olan terörizm Çeçenistan merkezli ve ben bunun, Rusya’yı aşarak Avrupa’ya da sıçrayacağından eminim. Diğer yandan da, teröre karşı savaşta Rusya’ya mümkün olduğunca yardım etmeliyiz. Bu tabii, son derece karmaşık ikili bir politika anlamına geliyor ve Amerika bu tür incelikli politikalar uygulamakta pek başarılı değil.”

Leon Aron Moskova’nın iki büyük engelden dolayı sorunu kendi başına çözemeyebileceğini söylüyor: “Birincisi; İki kirli savaştan, korkunç insan hakları ihlallerinden, inanılmaz vahşetten ve en az 130 bin Çeçenin ölümünden sonra Rusya, Çeçenistan’da, Çeçenistan dışında ve dünyanın gözünde, yaşayabilir, uzun süreli bir barışı korumaya, orada üstlenmiş olan teröristleri etkisizleştirmeye yetecek bir inandırıcılığa sahip değil.”

Aron ikinci büyük sorunun, artık ortada basit bir çözüm ihtimali kalmaması olduğunu söylüyor. Bazı uzmanlar Rusya’ya, daha fazla kayıp vermemek için Çeçenistan’dan çekilmesini tavsiye ediyor. Ancak Leon Aron, böyle bir çözümün, bölgeyi birbiriyle savaşan grupların insafına terk etmek olacağını ve yeni bir Afganistan veya Somali yaratacağını belirtiyor.

Nixon Merkezi uzmanı ve “National Interest” dergisi editörü Nicolas Gvosdev, Çeçen sorununun sanıldığından daha geniş boyutlu olduğuna dikkat çekiyor. Gvosdev, Çeçenistan’ın Kafkaslardaki komşularının bir çoğunun Rus güçlerinin çekilmesiyle ortaya çıkabilecek kargaşa ve şiddet olayları yerine Rus hegemonyasını daha tercih edilir bulduğunu söylüyor:

"Bölgedeki çatışma sadece federal bir merkez ile bağımsızlık isteyen ayrılıkçı bir bölge arasında değil... Burada üç yönlü bir dinamik sözkonusu. Bu çatışma Çeçenistan’daki farklı gruplar arasında bir iç savaş niteliği de taşıyor. Çeçenistan’da çıkarlarını Rusya Federasyonu içinde kalmakta gören Moskova yanlısı gruplar da var. Bir de kendi çıkarları açısından Çeçenistan sorunun bastırılmasını, bağımsızlık girişiminin engellenmesini isteyen diğer bölgesel liderler var.” Osetya’nın Beslan kentindeki okul baskınından sonra Rusya’ya giden Brooking Institution uzmanlarından Fiona Hill, Çeçen sorununun çok daha büyük bir krizin görünen parçası olduğunu ifade ediyor:

“Kuzey Kafkasya’nın bütününde, bu bölge genelindeki durum sadece bölgenin farklı etnik özerk cumhuriyetlerini değil, Rusya’nın güneyindeki daha geniş bir bölgeyi etkiliyor. Bu bölgede ciddi sosyal, ekonomik ve siyasi sorunlar, güvenlik sorunları yaşanıyor. Dolayısıyla burada sadece Çeçenistan sorunundan bahsetmiyoruz. Rusya’nın çok daha büyük sorunları var.”

Devlet başkanı Putin terör tehdidine güvenlik güçlerinin yetkilerini artırıp yerel yönetimlerin yetkilerini sınırlandırarak karşılık verdi. Bazı uzmanlar Putin’in terörü, kendi iktidarını sağlamlaştırmanın gerekçesi olarak kullandığını düşünüyor.

Polonya dışişleri eski bakan yardımcısı ve Amerikan Enterprise Enstitüsü uzmanı Radek Sikorski, Rusya’daki terör saldırılarından sonra tıpkı 11 Eylül saldırıları sonrasında Amerika ile olduğu gibi Ruslarla da uluslararası dayanışmanın arttığını belirtiyor. Ancak bu balayının kısa sürdüğünü kaydeden Sikorski özellikle eski Sovyet bloku ülkelerinde Moskova’nın aldığı önlemlerin doğu Avrupalılara, eski Sovyet politikalarını hatırlattığını belirtiyor:

“İlk kurban kendileri olacağı için özellikle bu ülkelerde eski emperyalist ruhun canlanmasına karşı bir hassasiyet var. Ve tabii, bir kez Rusya tarafından ele geçirilen bölgelerin, o bölgelerde yaşayanlar bunu istemese de Rusya’nın elinde kalacağını söyleyen Brejnev doktrininin başlangıç dönemini hatırlıyoruz.”

Sikorski, Putin’in aldığı önlemlerin Rusları teröre karşı korumakta fazla işe yaramayacağına, tam tersine eski Sovyet uydusu ülkelerde Rusya korkusunu artıracağına inanıyor.

Ancak Brooking Enstitüsü’nden Fiona Hill, Rus emperyalizmi ve otokrasi korkusunun pek de geçerli olmadığını savunuyor ve Putin’in anti-demokratik adımlarının, yetkileri merkezde toplamaktan çok bir zayıflık ve çaresizlik işareti olabileceğini söylüyor:

“Putin, iktidara ilk geldiği, “çökme” ve “bölünme”den bahsettiği günlere döndü. Ve bence bu değişikliklerden sonra Rusya’da güçlü bir devletten çok içi boş ve sulandırılmış bir devlet göreceğiz.”

Batılı uzmanlar bu önlemlerin Çeçen sorununa veya terör tehdidine kısa vadede bir çözüm getirmeyeceğini belirtiyor. Devlet başkanı Putin de Beslan katliamından sonra bir grup yabancı gazeteci ve akademisyenle tatil konutunda yaptığı yarı resmi görüşmede bunu itiraf etti.

Bazı uzmanlar, Rusya’daki sorunun uluslararası müdahaleyle çözülebileceğini düşünüyor. Ancak aynı uzmanlar, böyle bir düşüncenin ne kadar gerçekçi olacağı konusunda kuşku duyduklarını da sözlerine ekliyor.

XS
SM
MD
LG