Erişilebilirlik

Zina Konusunda Güvenceye Karşılık AB Yeşil Işık Yaktı - 2004-09-23


Başbakan Erdoğan Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerini başlatma teminatı alarak Türkiye’ye dönüyor. Avrupa Komisyonu Türkiye’nin Kopenhag Kriterleri çerçevesinde geriye kalan eksikliklerini müzakerelerin başlatılmasından sonra kendi hız ve zamanlamasına göre tamamlaması konusunda yeşil ışık yakacak.

Hıristiyan Demokratlar ve Fransız muhafazakârların yanı sıra geleneksel Türkiye karşıtlarını saymazsak, Başbakan Erdoğan’ın Brüksel’den geniş bir siyasî destekle Ankara’ya döndüğünü söylemek abartı olmaz. Avrupa halklarının vicdanının sesi sayılan Avrupa Parlamentosu’nda Erdoğan’ın sergilediği kararlılığın siyasî grup başkanlarının ekseriyetini ikna ettiği anlaşılıyor.

Başkanlar Konferansı önünde rahat bir tavır sergilemesinde elbette Erdoğan’ın, Avrupa Komisyonu’ndan güvence alarak gelmesi etkili olmadı değil.

Türkiye’ye açık destek veren siyasî gruplar, toplantı ardından hemen destek mesajları yayımladılar. Avrupa Komisyonu’nun müzakerelerin başlatılmasını tavsiye etmesinin medeniyetler çatışmasını önleyeceği gibi, Türkiye’nin Batı standartlarında demokrasi ve özgürlükler ülkesi olma çabalarını da hızlandıracağına dikkat çektiler.

Brüksel’in Türk Ceza Kanunu’nun zina gibi İslâm hukukunda yer alan bir suç dahil edilmeden Büyük Millet Meclisi’nden geçmesinde ısrar etmesinin tek bir nedeni vardı. O da, laiklik anlayışını delecek bir davranışa AKP iktidarının izin vereceği korkusuydu.

Recep Tayip Erdoğan’ın bu konuda Avrupalı muhataplarına kesin güvence verdiği anlaşılıyor. Erdoğan buna karşılık Türkiye’ye diğer adaylardan farklı bir muamele yapmadan müzakereleri başlatma kararı alınacağına dair güvence istedi ve bunu almış olarak Türkiye'ye dönüyor.

Türkiye’nin eksiklikleri yok mu? Var... Verheughen Türkiye ziyaretinde, Kürtlerin haklarının genişletilmesi gibi alanlarda taleplerde bulunmuştu, 6 Ekim raporu açısından sanki koşullu bir tavsiyede bulunacağı havası yaratmıştı. Bu da Türkiye’de ‘acaba Avrupa Birliği işi yokuşa mı sürüyor?’ sorusunu sordurtmuştu.

Son günlerde, işkence yeniden gündeme getirilmiş ve İnsan Hakları Kuruluşlarının bilgi ve raporlarına dayandırılarak, işkence ile kötü muamele uygulamasının devam ettiğine dair yoğun açıklama ve haberler yeniden basında yer almaya başlamıştı. Ve demokrasi ile özgürlükler alanlarını ilgilendiren daha bir çok eksiklik, sanki 17 Aralık tarihine kadar giderilmezse, Türkiye ile müzakereler başlatılamaz izlenimi yaratılmıştı.

İşte, Verheugen bugün Brüksel’de Türk Ceza Yasası Batı anlayışında meclisten geçerse önlerinde başka engel kalmadığını söylerken, geriye kalan eksikliklerin müzakereler sonrasına erteleneceğinin de işâretini vermiş oldu.

Brüksel’de varılan mutabakat elbette resmî kararın alındığı anlamına gelmiyor. 17 Aralık tarihine kadar daha uzun bir yol kat edilmesi gerekiyor. Ankara’nın derin bir nefes alması ve rahatlaması için, Avrupalı liderlerin nihaî zirve kararını vermeleri şart. Ancak, bugün Brüksel’de bu yolun önünü tıkayan iki önemli kaya kaldırılmış oldu. Birinin üzerinde TCK, diğerininkinde ise Türkiye’nin Kopenhag Kıstasları çerçevesine giren eksiklikleri yazıyordu. Birini Başbakan Erdoğan diğerini de Günther Verheugen kaldırmış bulunuyor.

XS
SM
MD
LG