Erişilebilirlik

20 Eylül 2004 - 2004-09-20


Zinanın suç sayılmasıyla ilgili yasa değişikliği üzerine başlayan tartışmalar Newsweek dergisine de yansımış. Ferit Zekeriya imzalı makalede, Başbakan Erdoğan’ın “zina Avrupa Birliği kriterleri arasında değildir” açıklaması teknik olarak doğru, ancak siyasi açıdan yanlış bir ifade olarak değerlendiriliyor. Türkiye’nin dünyada son iki yıl içinde en büyük ekonomik, siyasi ve sosyal reformları hayata geçirdiğini hatırlatan Zekeriya, buna rağmen Avrupa’da Türkiye’yi Müslüman kimliğinden dolayı dışlamak isteyenler olduğuna dikkat çekiyor ve zinanın suç sayılmasının bu çevrelerin eline koz vereceğini belirtiyor. Newsweek dergisi yazarı makalesine şöyle devam ediyor:

"Sonuçta Avrupa Birliği’nin kararı, umulandan çok daha iyi olan Türkiye’nin performansıyla ilgili olmayacak. Karar, Avrupa’nın geleceğine güvenle mi yoksa korkuyla mı baktığına göre şekillenecek. Güvenle bakanlar, Türkiye’nin işgücü sıkıntısını çözeceğini, Müslüman nüfusun uyum sorununu çözmekte yardımcı olacağını ve bütün dünyaya güçlü bir mesaj vereceğini düşünecektir. Korkuyla bakanların en iyi örneklerinden biri ise Türkiye’nin üyeliğine sert biçimde karşı çıkan Alman muhafazakarlarının lideri Angela Merkel. Merkel, Türkiye’nin üyeliğinin olumlu yönlerini belirtmekle birlikte “Ben içeriye bakarım” demişti. Ne yazık ki, bugünlerde Avrupa’da sadece içeriye bakan çok fazla lider var."

İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Dairesi'nin uranyum zenginleştirme çalışmalarına son verme çağrısını reddetmesi bu ülkeye karşı nasıl bir politika izlenmesi gerektiği tartışmalarını da yeniden gündemin üst sıralarına taşıyor. Washington Post, başkanlık seçimini kim kazanırsa kazansın ya İran’ın nükleer güç olmasının sonuçlarıyla uğraşmak ya da bunu önlemek için harekete geçmek seçenekleriyle karşı karşıya kalacağını vurguluyor. Gazete, ne başkan Bush’un ne de Demokrat aday John Kerry’nin bu ikileme düşmeyecek ikna edici bir politika geliştiremediğini de ifade ediyor:

" İran’la bir krizi kaçınılmaz hale getiren unsurlar Batının yanlış adımları ve demokrasi yanlılarının başarısızlığı olabilir. Ancak krizden kaçınmak için belki de en iyi şans Bush ve Kerry’nin takınacağı tavırdır: Bu da Avrupa’yı ve Rusya’yı İran’a karşı giderek artan bir baskı ve önleyici askeri harekata da açık kapı bırakan bir şekilde yaptırım uygulanmasına ikna etmek ama nükleer silahlanma ve terörizmden vazgeçen bir rejime de güvenlik garantileri vermektir. Kesin olan tek şey, Kasım ayındaki seçimi kazanacak ismin dört yıl daha İran’la aynı şekilde gitme şansının olmayacağıdır."

Kamuoyu araştırma kuruluşu Public Agenda’nın başkanı Daniel Yankelovich, Christian Science Monitor’de yayımlanan makalesinde, Amerika’nın El Kaide’ye karşı sadece askeri araçlara başvurmasının yetersiz olduğunu belirtiyor. Siyasi ve toplumsal olaylarda kamu oyunun önemini vurgulayan Yankelovich, El Kaide’nin Amerikan karşıtı düşüncelerden beslendiğine dikkat çekiyor, buna karşı ılımlı Müslüman kamuoyunun Amerika karşıtlığına kapılmamasını sağlayacak bir strateji izlenmesini öneriyor:

"Eğer ılımlı Müslüman çoğunluk, Amerika’yla işbirliği amacıyla militanları tecrit etme kararını verirse, o zaman El Kaide’yi çökertmeye yönelik askeri operasyonlar da etkili ve daha hedefe yönelik olacaktır. Ancak Amerika, ılımlı çoğunluğu kendinden uzaklaştırarak El Kaide’nin işine yarayacak politikalar izlerse, bunun sonucu daha ağır olacaktır. Her şeyden önce, sahte bir halkla ilişkiler kampanyası düzenleyerek değil, Amerikan dış politikasını Müslüman dünyası için adil olacak şekilde yeniden düzenleyerek, bütün dünyaya ve özellikle de İslam alemine, Amerika için yeni bir imaj oluşturulmalıdır."

Başkanlık seçiminde geri sayım sürerken başkan Bush’un kamuoyu yoklamalarında önde görünmesi Demokrat aday Kerry’nin kampanya stratejisine ilişkin eleştirileri de beraberinde getiriyor. New York Times yazarı Bob Herbert, Amerikalıların yüzde 50’den fazlasının ülkenin gidişatından memnun olmadığını ancak yüzde 61’ini Bush’un seçimi kazanacağına inandığını belirterek, Kerry’nin yeterince aktif bir kampanya yürütmemesinin bu sonuca yol açtığını ifade ediyor:

"Kerry’nin bu tabloyu değiştirmesi için önünde sadece birkaç hafta var. Seçmenler değişim istiyor olabilir ama belirsizlik de istemiyor. Aradaki fark hala Kerry’nin kapatabileceği bir düzeyde ve başkan adayları arasındaki tartışmalar yaklaşıyor. Liderlik bazen büyük cesaret gerektirir. John Kerry henüz Bush’tan memnun olmayan kesimleri kendi yanına çekebilecek adımları atamadı. Kerry, kampanyanın son haftalarında, öne çıkaracağı en önemli özelliklerden birinin de cesaret olduğunu kavramalıdır. "

XS
SM
MD
LG