Erişilebilirlik

Türkiye Ekonomisi'nin Cari Açıkları Düşündürüyor - 2004-09-16


Türkiye, Yeni Türk Lirasına geçeceği tarihe yaklaşırken, ekonominin genel gidişatı ile ilgili tartışmalar da gündemin ilk sıralarına yükseliyor.

Avrupa Birliği’ne üyelik yolunda birçok adım atan Türkiye, bu arada ekonomisini iyileştirmeye çalışıyor. Ancak ekonominin genel tablosuna bakıldığında farklı ekonomistler farklı yorumlarda bulunuyor. Washington’da dün National Press Club-Ulusal Basın Klübü’nde düzenlenen, "Türkiye, bir sonraki Arjantin mi?" adlı toplantıda konuşan Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı Profesör Erinç Yeldan, yeni bir ekonomik krize ilişkin sinyallerin alındığını söyledi. Dünkü Alo Washington programımıza katılan Koç Üniversitesi öğretim üyesi ve Koç Yatırım Baş Ekonomisti Doçent Doktor Cevdet Akçay ise, Türk ekonomisinin son dört yılda önemli bir ilerleme kaydettiğini, borçlanmaya ilişkin bazı sorunlara rağmen ülke ekonomisinin önünün açık olduğunu vurgulayarak olumlu bir tablo çizdi.

Profesör Erinç Yeldan, cari hesaplar açığının Gayri Safi Milli Hasılaya oranının, 1994 ve 2001 yıllarındaki rakamlara yaklaştığını söylüyor ve bu durumun kaygı yarattığını vurguluyor.

Yeldan, şimdiki cari hesaplar açığının, Gayri Safi Milli Hasılaya oranının yüzde 4 civarında olduğunu, 1994 krizinde bu oranın yüzde 3.5, 2001 krizinde ise yüzde 4.8 olarak kayda geçirildiğini anımsatıyor ve Türkiye’nin kırmızı bölge diye adlandırılan tehlikeli bir aralıkta bulunduğunu söylüyor.

Yeldan’a göre, Türkiye 1990 ve sonrasını istikrarsızlık-kriz-büyüme- istikrarsızlık-kriz-büyüme sarmalında geçirdikten sonra 2000 yılı Kasım ayından bu yana da topyekün bir iktisadi ve siyasi krizin içerisine sürüklenmiş durumda. Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı Yeldan, bu süreçte IMF programlarının da krizi derinleştirdiğine inanıyor. Uygulanan programın yanlışlar içerdiğini belirten Erinç Yeldan, Türkiye’ye sıcak para girişinin sıkı bir biçimde kontrol altına alınamadığını ve bu durumun da riskleri arttırdığını belirtiyor. Risklerden en önemlisi de Türk lirasının önemli oranda değer kaybetmesi...

Yeldan, Türk lirasında olası bir değer kaybına karşı Dolar bazındaki borçların derhal kapatılması gerektiğini söylüyor ve ithalata dayalı ertelenmiş harcama planlarının, Türk Lirası hala değerliyken bir an önce gerçekleştirilmesini öneriyor.

Koç Yatırım Baş Ekonomisti Cevdet Akçay ise bu görüşü tamamıyla reddederek Türk Lirasında büyük bir düşüş beklemediğini, devalüasyon söylentilerinin yersiz olduğunu vurguluyor.

Yılbaşına kadar Türk ekonomisini etkileyecek iki önemli olay var. Bunlardan ilki, Amerika’daki Başkanlık seçimlerinin dünya ekonomisine olan etkilerinin Türkiye’ye yansımaları, bir diğeri ve daha önemli olanı ise, Türkiye’ye Avrupa Birliği’ne üyelik görüşmeleri için tarih verilip verilmemesi... Yılbaşıyla birlikte Türkiye’nin yeni Türk lirasına da geçeceğini de bu duruma eklersek, önümüzdeki günler, iyimser ekonomistleri mi, kötümserleri mi haklı çıkaracak, hep birlikte göreceğiz...

XS
SM
MD
LG