Erişilebilirlik

15 Eylül 2004 - 2004-09-15


“Zina suç mudur? Türkler bir kez daha düşündü ve 'hayır' dedi.” Türk Ceza Kanunu’ndaki değişiklik paketiyle birlikte gündeme gelen zina tartışmaları New York Times’a bu başlıkla yansımış. Susan Sachs imzalı haberde, hükümetin Avrupa Birliği, kadın örgütleri, basın ve AKP’nin kendi içinden gelen eleştiriler sonucunda zina konusunda geri adım attığı ancak bu süreçten yara alarak çıktığı belirtiliyor:

"İki yıldır Türkleri ve yabancıları gizli bir İslamcı gündemi olmadığı konusunda ikna etmeye çalışan AKP, içeride ve dışarıda kendisine karşı iyi niyetli bir siyasi yaklaşımı ciddi biçimde kaybetmiş olabilir. AKP altı ay önceki yerel seçimlerdeki başarısından sonra Türk siyasi hayatını neredeyse tamamen belirlemesine ve kamuoyu desteğine sahip olmasına rağmen, partinin niyetleriyle ilgili şüpheler varlığını hep sürdürdü. Partiyi destekleyenler bile Türkiye’nin Avrupa’dan onay almaya çalıştığı bir dönemde ahlak kurallarını yasalaştırma girişimi karşısında şaşkına döndü."

Christian Science Monitor ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ülkedeki terör saldırılarına karşı gündeme getirdiği önlemleri mercek altına alıyor ve “Sovyetler Birliği’ne mi dönülüyor?” sorusunu soruyor. Gazete, Putin’in önerdiği değişikliklerin teröre karşı daha güvenli bir ülke yaratmaya değil, Putin’in yetkilerinin artmasına hizmet edeceği görüşüne yer veriyor:

"Putin, yönetimde merkezileşmeye gitmenin Rusya’nın güvenliğini artıracağını savunabilir ama muhtemelen tam tersi bir sonuç çıkacaktır. Otoriterlik verimsizliğe neden olur, insanlar yerel sorunların çözümü için yukarıdan karar alınmasını bekler. Yeltsin dönemindeki kaos yıllarından sonra Ruslar bir süre için güçlü bir Kremlin isteyebilir. Ancak Putin, Sovyet tarzı yönetimin Rusya’nın geleceğini güvence altına alacağı hesabını yaparken yanılıyor. Rusya’da bunu Putin’e anlatabilecek sesler azaldığı için Amerika ve Avrupa daha yüksek sesle konuşmalıdır."

Washington Post da, Putin’in attığı adımları Rus demokrasisine yönelik bir saldırı olarak tanımlıyor ve Bush yönetiminin dış politikada özgürlüğü savunan bir söylem geliştirmesine rağmen yıllardır Putin’in anti demokratik uygulamalarına göz yummasını eleştiriyor. Gazete, Bush yönetiminin Putin’e yönelik bakışını teröre karşı savaşta ittifak arayışının belirlediği görüşüne yer veriyor:

"Dünyadaki diğer bazı diktatörler gibi Putin de, Bush’un özgürlük hakkında nutuk atma hevesinin, pratikte de buna uygun davranması anlamına gelmediğini öğreniyor. Eğer Bush’un gerçekten böyle bir niyeti olsaydı, dün Demokrat John Kerry’nin yaptığı açıklama kadar net bir mesaj vermekle işe başlardı. Kerry, teröre karşı Rusya ile yapıcı bir işbirliği içinde olacağını belirterek “ancak Putin’in demokratik özgürlükleri sınırlandırmaya ve iktidarı daha da merkezileştirmeye yönelik çabalarından kaygı duyuyorum. Rusya, şeffaf, eleştirilere açık, hukuk kurallarına saygılı ve Çeçenistan’dakiler de dahil olmak üzere vatandaşlarının insan haklarını koruyan bir yönetime sahip olursa, terörle mücadelede daha etkin bir ortak olacaktır” diye konuştu."

Amerikalı eski Senatör George Mitchell, Boston Globe’da yayımlanan makalesinde bir zamanlar silah seslerinin hiç susmadığı Kuzey İrlanda’da 10 yıl önce varılan ateşkes anlaşmasından bu yana sağlanan gelişmeleri değerlendiriyor. Tarafların bir uzlaşmaya varmasında ciddi katkıları da bulunan Mitchell, Kuzey İrlanda örneğinden diğer ülkelerin de alacağı dersler bulunduğunu belirtiyor:

"Şiddet ve şiddet tehdidi Kuzey İrlanda’nın potansiyelini de maskeliyordu. Ateşkesten bu yana geçen on yıl içinde, işsizlik oranı yarı yarıya azaldı, Kuzey İrlanda’ya 5,5 milyar dolarlık yatırım yapıldı. Ateşkesin onuncu yılında Kuzey İrlanda ekonomik refah önündeki en büyük engellerden birini, istikrarsızlığı ortadan kaldırmış durumda. Dünyanın bir çok bölgesinde insanlar korku içinde yaşarken, bir zamanlar Kuzey İrlanda’yı içine çeken karanlık artık yok. Korkunun yerini güven duygusu aldı ve umut bütün bölgeyi dönüştürüyor."

XS
SM
MD
LG