Erişilebilirlik

19 Ağustos 2004 - 2004-08-19


Irak’ın Necef kentinde iki haftadır süren şiddetli çarpışmalar ve dün Mukteda el-Sadr’ın, geçici hükümetin ateşkes şartlarını koşullu olarak kabul etmesiyle oluşan yeni durum, Christian Science Monitor’ın sayfalarında, “Kutsal Mekanları Kuşatmak” başlıklı bir makaleyle değerlendiriliyor. Makalede, İsrail ordusunun iki yıl önce Beytüllahim’e sığınan Filistinli militanları teslim olmaya nasıl ikna ettiği hatırlatılıyor ve Necef için bu kuşatmadan dersler çıkarılıyor.

"2 Nisan 2002’de Nativitas Kilisesi’ne sığınan 150 Filistinli militan, İsrail askerleri tarafından kuşatıldı. İsrail Ordusu, militanlara gözdağı vermek için bölgeye çok sayıda ağır silah sevk etti, Kiliseyi çevreleyen duvarlara keskin nişancılar ve uzaktan kumandalı makineli tüfekler yerleştirildi. Hepsinden önemlisi, militanlarla iletişim kanalları açık bırakıldı; ve kuşatma herhangi bir harekata gerek kalmaksızın başarıyla noktalandı. Şimdi Necef’te de benzer bir durum var. Amerikalılar Hazreti Ali Türbesi’ne ve Şiiler’in kutsal saydığı diğer mekanlara harekat başlatmadan önce iyi düşünmelidir. Harekat başarılı olsa da, sonrasında durumun Amerikalıların aleyhine dönmesi kuvvetle muhtemel. Beytüllahim kuşatması bir gün içinde sona ermedi. Bu durumda başarı için anahtar sözcük, sabır ve diyalog."

Los Angeles Times’ın haberinin başlığı: “Sadr Irak’ı Rehin Aldı”, Necef’teki Şii direnişinin ve direnişin başındaki Mukteda el-Sadr’ın Amerika için kabusa dönüştüğünü yazan gazete, son çatışmaların Sadr’ın popülaritesini daha da artırdığına dikkat çekerek, Amerikalıların topyekün saldırı dışında bir seçenek bulması gerektiğini belirtiyor.

"Sadr’ın çok kısa süre içinde çok sayıda militanı seferber edebilme gücü, Amerikalılar için Irak’taki önceliği açık seçik ortaya koyuyor: Irak polisini ve ordusunu eğiterek onları hükümetin iradesini savunabilecek hale getirmek. Amerikan kuvvetleri, kendilerine bunca kayıp verdiren gerilla gruplarıyla savaşmaktan da bir an önce vazgeçmeli."

Aynı konuyu irdeleyen USA Today ise, Necef’teki direnişle birlikte, Mukteda el-Sadr’ın Irak’ta kalıcı bir siyasi aktöre dönüştüğüne dikkat çekiyor.

"Geçen Haziran’da, Sadr bugünküne benzer bir kuşatmanın ortasında Amerikan ordusunun ateşkes koşullarını kabul etti. Milislerini silahsızlandırıp Necef’ten çekilecekti. Fakat bunu yapmadığı gibi, 5 Ağustos’tan bu yana Amerikan ordusuna ve hükümete bağlı kuvvetlere kök söktürüyor. Muhammed Sadık el-Sadr’ın oğlu olan Mukteda el-Sadr, ailesinden kalan bu saygın mirası militan ve uzlaşmaz bir retorikle birleştirerek gücünü daha da artırdı. Öyle ki, Dünya Şiileri’nin lideri Büyük Ayetullah Ali el-Sistani bile, onun eylemlerini kınamak bir yana, çatışmalar başlar başlamaz Londra’ya gitti."

Washington Post ise, Ortadoğu’nun bir diğer sorunlu bölgesini, Filistin’i ve İsrail’i mercek altına alıyor. Gazete, her iki cephenin liderlerinin iktidar mücadelesinde köşeye sıkıştıklarına dikkat çekiyor.

"İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un İşçi Partisi ile koalisyon yapma önerisi, lideri olduğu Likud Partisi tarafından reddedildi. Likud, geçen Mayıs’ta da, Şaron’un Gazze’deki Yahudi yerleşim birimlerini boşaltma planını geri çevirmişti. Diğer yanda ise yolsuzluk suçlamalarıyla bunalan Filistin lideri Yasır Arafat, hatalar yaptığını kabul etti. Şaron’un siyasi manevra alanı ise Arafat kadar geniş değil çünkü muhalifleri, özellikle Gazze’den çekilme planına karşı çıkan yerleşimcilerin hükümeti düşürmeleri işten bile değil."

XS
SM
MD
LG