Erişilebilirlik

6 Ağustos 2004 - 2004-08-06


Amerikan istihbarat sisteminde reform yapılması konusundaki tartışmalara, Merkezi İstihbarat Örgütü CIA’nin geçen hafta emekli olan başkan yardımcısı James Pavitt de, Washington Post’ta yayımlanan bir makaleyle katılıyor. 11 Eylül araştırma komisyonunun stihbarat sistemine yönelttiği eleştirileri ve başkan Bush’un almayı planladığı önlemleri hatırlatan emekli CIA yöneticisi, değişimin gerekli olduğu düşüncesine destek veriyor. Ancak Pavitt, sadece reform yapmak adına bazı değişikliklere gidilmesine karşı çıkıyor ve atılacak adımların oy kaygısından uzak bir biçimde planlanması gerektiğini savunuyor:

"Daha iyi bir istihbarat sistemi kurmamız gerektiği açık bir gerçek. Ancak akıllıca hareket etmeliyiz ve ülkenin istihbarat kapasitesini mükemmelleştirme gibi boş bir çaba uğruna ulusal güvenliğe zarar vermemeliyiz. İstihbarat asla mükemmel olamaz. Sadece bir sis bulutu arasından düşmanlarımızın kapasitesi, niyeti ve planları hakkında belli belirsiz bir izlenim sunar. Manzara, 11 Eylül öncesine göre daha net, ve giderek daha da netleşiyor. Ancak sis bulutu asla dağılmaz. Elbette daha iyi istihbarata ihtiyaç var, ama daha iyi demek, mükemmel demek değildir ve zaten mükemmel de mümkün değildir."

New York Times yazarlarından Paul Krugman ise, Irak’ta yönetimin Iraklılara devrinden sonra yaşananları mercek altına alıyor. Yönetimin devrinden sonra, işlerin daha da kötüye gittiğini savunan yazar, buna rağmen medyanın tıpkı Afganistan’da olduğu gibi Irak konusunu da arka plana ittiğini belirtiyor. Krugman, Haziran’da 42, Temmuz’da ise 54 Amerikan askerinin öldüğünü hatırlatarak, Irak politikasında ciddi bir değişikliğin gerekli olduğunu savunuyor:

“Görevimizi sürdüreceğiz” ifadesinin bir saçmalık olduğu açık. Şu ana kadar yapılanlar bizi daha kötü duruma soktu. Amerikan askerleri muharebeleri kazanıyor, ama savaşı kaybediyoruz. Peki, kaçıp gitmeyi mi öneriyorum? Bu abartılı bir ifade olur. Ama bir an önce, “düşman bir bölgedeki işgal gücü” durumundan kurtulmalıyız. Bunun anlamı da, gerçek iktidarın Iraklılara devredilmesidir."

Washington Times, Güney Kafkasya ile ilgili bir makaleye yer veriyor. Ulusal Kamu Politikası Enstitüsü’nden David Smith, Gürcistan devlet başkanı Mikhail Saahakasvhili’nin Washington temaslarını incelediği makalede, Rusya’nın Güney Osetya’daki ayrılıkçı güçleri desteklediğini belirterek, Amerika’nın da Tiflis hükümetine destek vermesini istiyor ve bunun gerekçelerini şöyle sıralıyor:

"Kafkasya’nın istikrarı, Doğu-Batı enerji koridoru açısından, Orta Asya’nın kapısı olması açısından ve Amerika’nın dünyanın hassas bir bölgesindeki stratejik noktalara ulaşması açısından büyük önem taşıyor. Gürcistan’da modernizasyonun sürmesi Kafkasya için kilit bir öneme sahip. Ancak Gürcistan ayrılıkçı çatışmalarla uğraştığı sürece, kendi demokrasisini kuramaz ve ekonomisini geliştiremez, NATO ve Avrupa Birliği’ne doğru ilerleyemez."

Christian Science Monitor ise, petrol fiyatlarındaki artışın ekonomik büyümeye etkisine değiniyor. Sara B. Miller ve Kris Axtman imzalı haberde, petrol fiyatının varil başına 44 dolara çıktığı hatırlatılıyor ve 50 dolara ulaşmasının şaşırtıcı olmayacağı vurgulanıyor.

"Her ekonomik durgunluk öncesinde petrol fiyatlarında bir artış yaşandığını unutmamak gerekiyor. Fiyatlardaki son artış en çok havayollarını, kamyoncuları ve fazla otomobil kullananları etkiliyor. Ama ekonominin tamamı göz önüne alındığında, aslında bu artıştan etkilenmeyen fazla sektör yok. Ekonomi uzmanlarının çoğu Çin gibi ekonomisi büyüyen ülkelerden kaynaklanan talep nedeniyle, yakın gelecekte de petrol fiyatlarındaki yüksekliğin süreceğini tahmin ediyor."

XS
SM
MD
LG