Erişilebilirlik

3 Ağustos 2004 - 2004-08-03


Terör tehdidi ve istihbarat sistemindeki reform tartışmaları, bugünkü bir çok Amerikan gazetesinin manşetini oluşturuyor. Verilen son terör alarmının en az üç yıllık olduğunu birinci sayfadan duyuran New York Times, Başkan Bush’un istihbarat sisteminde reform amaçlayan açıklamalarını eleştiriyor. Gazete, Bush’un bu konuda kararlı adımlar atmak yerine bürokratik ve yetersiz önlemlerle görüntüyü kurtarmaya çalıştığını öne sürüyor:

"11 Eylül komisyonunun en önemli önerisi bir ulusal istihbarat başkanlığı makamının oluşturulmasıydı. Böyle bir başkanın Senato tarafından onaylanması ve 15 ayrı istihbarat birimini yönetme gücüne sahip olması ön görülüyordu. Ancak Başkan Bush’un istihbarat başkanı, ne Başkan'ın yakın çevresi içinde yürütme erkine sahip olacak, ne de gerçek bir yetkiye. Bush’un istihbarat başkanı konusundaki bürokratik oyunu iç güvenlik bakanlığı konusunda yaptıklarına benziyor. Böyle bir bakanlık kurmaya zorlandığında, bunu kendi düşüncesi gibi sunmuştu. Bu işten kimin kazançlı çıkacağı önemli değil. Önemli olan, Kongre’nin Eylül ayında açıldığında, Bush’un dün söylediklerini reddederek işin doğru biçimde yapılmasını sağlamasıdır."

Başkan Bush’a benzer eleştiriler yönelten Washington Post da, istihbarat sistemindeki reform açıklamasının ardında seçim hesaplarının yattığını öne sürüyor. Gazete, son terör alarmını da örnek göstererek, hem Demokrat Parti adayı John Kerry’nin hem de Başkan Bush’un bu konuda tehlikeli bir rekabete girdiği görüşüne yer veriyor.

"Bütün bu tartışmalar, kongre üyelerini, tıpkı iki yıl önce Cumhuriyetçilerin zorlamasıyla iç güvenlik bakanlığını kabul ettikleri gibi atılacak adımları engelleyen bir unsur olarak görülmemek kaygısıyla, önlerine gelecek her türlü istihbarat reformunu onaylamaya iten tehlikeli bir atmosfer yaratıyor. Oysa, tartışılan konular bu şekilde ele alınmayacak kadar önemli."

Irak’ta güvenliğin hala sağlanamamasından Bush yönetiminin yanlış politikalarını sorumlu tutan Boston Globe gazetesiyse, Irak ulusal meclisini belirleyecek olan ulusal konferansın ertelenmesini daha geniş katılımın sağlanması açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyor. Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın son Irak gezisinde yeniden inşa için 18 milyar dolarlık yardım sözü vermesini de, Irak’ta yeni istihdam alanları yaratılması açısından gecikmiş ama önemli bir adım olarak yorumlayan gazete, Müslüman ülkelerden gelecek barış gücü askerlerinin istikrar çabalarına katkıda bulunabileceğini belirtiyor.

"Suudi Arabistan’ın Müslüman ülkelerden oluşacak barış gücü önerisi, doğru ülkelerin katılımıyla ve doğru bir şekilde yapılırsa, Iraklılara yardımcı olabilir. Böyle bir güç, muhtemelen Irak’ta şiddete baş vuran İslamcıları ve Baas partisi destekçilerini bastırma kapasitesine sahip olmayacaktır. Ancak yine de Birleşmiş Milletler seçim görevlilerini ve hassas hedefleri koruyabilir. Irak Başbakanı İyad Allavi’nin komşu ülkelere yaptığı gezide söylediği gibi, Irak’taki kargaşadan sorumlu olan güçler, eğer durdurulmazlarsa, yakında, bölgedeki diğer ülkelerde de bomba yüklü araçlar patlatmaya başlayacaklar."

Washington Times da eski Indiana milletvekili Roger Zion’un Amerika’nın Ortadoğu petrolüne bağımlılığıyla ilgili bir makalesine yer veriyor. Amerika’nın 40 yıldır izlediği enerji politikasını eleştiren Zion, aslında Amerika’nın Ortadoğu petrolüne bağımlılığının kaynak yetersizliği veya arz-talep gibi nedenlerden değil, izlenen yanlış politikalardan kaynaklandığını savunuyor.

"Yaklaşan seçimlerin temel sorusu Irak’a niçin girildiği veya Irak’tan nasıl çıkılacağı değildir. Asıl soru, iki adayın, George Bush ile John Kerry’nin Ortadoğu petrolüne bağımlılığı sona erdirmek için ne düşündükleridir. Bush, yeni teknolojilerin geliştirilmesini destekleyen, doğanın korunmasını teşvik eden ve Alaska’da petrol arama ve sondajını içeren kapsamlı enerji planıyla bu soruya cevabını üç yıl önce verdi. Şimdi, elini gösterme sırası Kerry’nin."

XS
SM
MD
LG