Erişilebilirlik

20 Temmuz 2004 - 2004-07-20


Washington Post yazarlarından David Ignatius, Kerkük’teki son gelişmeleri mercek altına aldığı yazısında, zengin petrol kaynaklarına sahip bu kentin denetimini ele geçirmek için farklı etnik gruplar arasında büyük bir mücadele sürdüğünü vurguluyor. Amerika’nın tahminlerine göre, kent halkının yüzde 35’inin Kürt, yüzde 35’inin Sünni Arap ve yüzde 26’sının Türkmen olduğunu aktaran yazar, Kürt liderlerin Kerkük’ü ve petrol kaynaklarını ele geçirmek istediğini, ancak Türkiye’nin uyarısı nedeniyle şimdilik harekete geçemediğini belirtiyor:

'Kürt liderler, Kürtlerin düzenli bir şekilde eski evlerine dönmesiyle demografik dengenin kendi lehlerine döneceği düşüncesiyle şimdilik bir çözüm arayışına girmiyor. Ancak Kerkük her an patlayacak bir bomba gibi. Kürtlerden, Sünni Araplardan veya Türkmenlerden gelebilecek bir şiddet eylemi patlamayı tetikleyebilir. Bölgedeki Amerikan birliğinin komutanı Albay Milo Miles, “askerlerime en önemli görevlerinin zaman kazanmak olduğunu söylüyorum” diyor. Aslında onun bu sözleri Irak’taki asıl durumu da özetliyor.'

Başkan Bush’un İran’ı teröre destek vermekle suçlayan sözleri, Amerikan basınında da destek buluyor. Washington Times yazarı Hiwa Osman, İran’ın Suriye ile işbirliği içinde Irak’taki isyancılara yardımcı olduğu iddiasını yeniden gündeme taşıyor. Yazar, İran’ın Ensar El İslam örgütüne destek verdiğini, Suriyeli militanların da Felluce’deki direniş içinde yer aldığını öne sürüyor ve Şam’la Tahran arasındaki bu işbirliğini 'karşıtların ittifakı' olarak tanımlıyor:

'Irak’ta terörün bitmesi komşu ülkelerin hiç birinin çıkarına uygun değil. Çünkü böyle bir gelişme, Amerika ve yeni Irak yönetimi için bir zafer anlamına gelirken, baskıcı komşu ülkeler için yenilgi anlamına gelecek. Suriye ve İran açısından bakılırsa, ne kadar çok Amerikalı ve Iraklı ölürse, ülke ne kadar çok kaosa sürüklenirse, Irak o kadar istikrarsız olacak. Ve Irak ne kadar istikrarsız olursa, Suriye ve İran halkları da kendi yönetimlerinden o kadar az siyasi ve toplumsal özgürlük talep edecek.'

New York Post yazarlarından Amir Taheri de, İran politikası konusundaki bir tartışmanın Başkan Bush ile Senatör Kerry arasındaki farklılığın anlaşılması açısından olumlu olacağını vurguluyor. Yazar, İran’ın Irak, Afganistan ve Filistin’de kendine yakın grupların güçlenmesi için çaba harcadığını savunarak, bunun Washington’un Ortadoğu planları açısından tehdit oluşturduğunu ifade ediyor:

'Amerika’nın İran’a karşı rejimi değiştirmeyi hedefleyen bir politika izlemesi gerektiğini savunanlar bu düşüncelerini, İslam Cumhuriyeti’nin son çeyrek asırda Amerika’yı ve müttefiklerini hedef alan terör örgütleriyle bağlantılı olduğu iddiasına dayandırıyor. Bu gruplar, Bush’u İran’a karşı daha sert bir politika izlemeye ikna etmeyi umuyor. Ancak Bazı gruplar ise, Tahran’la Washington arasında diyalog kurulmasını destekliyor. Bush yönetimi iç bölünmeler nedeniyle İran’a karşı bir politika belirleyemedi. Başkanlık seçimi kampanyası Bush ekibinin son dört yılda İran konusunda aklının karışmasına neden olan sisin dağılmasını sağlayabilir.'

Ortadoğu’da gerginliğin tırmandığı bir başka bölge ise Filistin. Christian Science Monitor, Filistin halkının Yaser Arafat’a karşı sokaklara dökülmesini “İntifada, Arafat’ı hedef aldı” başlığıyla değerlendiriyor. İsrail ve Amerika’nın Arafat’ı uzun bir süre önce dışladığını hatırlatan gazete, yapılan gösterileri, “Filistin halkı, kaos ve yoksulluğa son verecek bir lider istediği mesajını verdi” sözleriyle yorumluyor:

'Arafat, Filistin’in özgürlüğünün sembolü olarak hala gücünü korurken, barışı sağlayacak, temiz ve etkin bir yönetim oluşturacak bir lider imajı zayıfladı. Amerika’nın Saddam Hüseyin’e karşı yürüttüğü savaşa rağmen, Ortadoğu’da teröre karşı gerçek mücadele, bölgede gerçekten barış isteyen liderlerin seçilmesiyle sonuçlanacak reformların uygulamaya konmasından geçiyor.'

XS
SM
MD
LG