Erişilebilirlik

15 Temmuz 2004 - 2004-07-15


Washington Post, Amerikan Merkezi İstihbarat Örgütü CIA’nin terör zanlısı olarak gözaltına aldığı bir çok kişiyi, Cenevre Sözleşmesi'ne aykırı bir biçimde gizli hapishanelerde tuttuğu iddialarını mercek altına alıyor. Amerika’nın yıllarca diktatörlerin kendi düşmanlarına benzer uygulamalarda bulunmasına karşı çıktığını hatırlatan gazete, haklarındaki suçlamalar ne olursa olsun, herkesin uluslararası sözleşmelerden ve yasalardan kaynaklanan hakları olduğunu vurguluyor:

'Beyaz Saray’ın Küba’da, Guantanamo üssündeki tutuklularla ilgili olarak kabul ettiği denetimleri, CIA hapishaneleri için kabul etmediği belirtiliyor. Beyaz Saray, ayrıca, Guantanoma’da kullanılması onaylanan soruşturma tekniklerini açıklamasına rağmen CIA’in soruşturma yöntemlerini hala gizli tutuyor. Her ne kadar Amerika bir savaşta olsa da, yabancı tutukluların dışarıdan bir insani denetim olmaksızın sonsuza kadar gizli hapishanelerde tutulması kabul edilemez. Kongre veya mahkemeler, uluslararası hukukun ve Amerika’nın temel değerlerinin ihlali olan bu yanlışı düzeltecek adımları atmalıdır.'

Bush yönetimi, başkanlık seçimi öncesinde Irak’taki istikrarsızlık nedeniyle zor günler yaşarken, New York Times da, Afganistan’daki durumdan Beyaz Sarayın izlediği yanlış politikaları sorumlu tutuyor. Gazete, Bush yönetiminin Taleban rejimini devirmek için Afganistan’daki aşiret liderlerini desteklediğini hatırlatıyor ve şimdi aynı kişilerin daha da güçlenmiş bir şekilde Afganistan’da istikrarın önünde engel oluşturduğunu savunuyor:

'Mevcut durumun en büyük sorumlusu, Taleban'a karşı savaşı kolay yoldan kazanmaya karar veren ve daha sonra da ülkenin yeniden yapılanmasını tamamlamadan askerleri Irak’a gönderen Başkan Bush’tur. Yönetim şimdi Karzai’nin uyarılarına kulak vermeli ve bu özel milis kuvvetlerini ve masraflarını karşılayan afyon üretimini kontrol altına alma çabasına daha fazla destek vermelidir. Afganistan’da nihai zafer, hem Taleban'dan hem de aşiret reislerinden kurtulmuş etkin bir ulusal hükümet oluşturulmasına bağlıdır.'

Washington Times gazetesi ise, Filipinler hükümetinin Irak’ta Filipinli bir şoförün rehin alınmasının ardından askerlerini geri çekme kararını sert bir biçimde eleştiriyor. Bu kararı teröre taviz olarak yorumlayan gazete, Filipinlerin de ülke içinde terörle mücadele konusunda Amerika’dan büyük destek aldığını hatırlatıyor:

'Manila hükümetinin bu korkakça tavrı, tehlikeli bir gidişatın da önünü açıyor. Teröristlere, masum sivilleri kaçırıp öldürerek kendi taleplerini yönetimlere kabul ettirebileceklerini kanıtlıyor. Bundan iki hafta önce ikinci kez devlet başkanlığına seçilen bayan Arroyo’nun bu kararı yemin töreni öncesinde alması pek mümkün değildi. Seçim öncesinde, Bush’un prestijli ve cömert dostluğu siyasi bir destek sağlıyordu. Ama şimdi seçim bitti ve Arroyo’nun önünde altı yıllık bir süre var. Ancak ne yazık ki, attığı bu geri adımın kendi ülkesi açısından da tehlikeli sonuçları olabilir. Filipinli teröristler artık şiddet yoluyla Arroyo’dan taviz koparabileceklerini biliyor.'

New York Post, İngiltere’de Irak savaşı öncesinde toplanan istihbarat bilgilerinin güvenilirliğini soruşturan Lord Butler başkanlığındaki heyetin açıkladığı rapordan hareketle, Başkan Bush ve İngiltere başbakanı Tony Blair’in haklı çıktığını savunuyor. Hem Amerika’da hem de İngiltere’de kurulan heyetlerin istihbarat örgütlerine sert eleştiriler yönelttiğini belirten gazete, bu istihbarat bilgilerine dayanarak savaş kararı alan Bush ve Blair’in yalancılıkla suçlanamayacağı sonucuna varıyor:

'Evet, birileri yalan söyledi. Ama bunlar George Bush ve İngiltere başbakanı Tony Blair değildi. Peki bu ne demek? Amerikan ajanları 11 Eylül öncesinde ve daha sonrasında iyi bir iş çıkarmadı. İyi çalışan istihbarat örgütleri bile, bir çok yanlış istihbarat arasından gerçeği bulmakta zorlanabilir. Ancak liderler bir biçimde karar vermek zorundadır. Bu, başkanın ve başbakanın Irak konusunda doğru karar verdiği anlamına gelmez. Ancak her iki rapor da, bir karara varmanın ne kadar zor olduğunu gösteriyor.'

XS
SM
MD
LG