Erişilebilirlik

30 Haziran 2004 - 2004-06-30


NATO zirvesi bitti, ama zirve sırasında alınan kararlar ve yaşanan tartışmaların yankıları sürüyor. New York Times, Başkan Bush’un Galatasaray Üniversitesi’nde yaptığı konuşmayı, “Bush’tan bütün despotlara demokrasi çağrısı” başlığıyla duyururken, gazetenin köşe yazarlarından William Safire, Fransa’nın zirvedeki tutumunu eleştiriyor. Safire, Chirac’ın Irak konusundaki engelleyici politikasını Paris hükümetinin Saddam yönetimiyle kurduğu yakın ilişkiye bağlıyor.

"Chirac, İttifak’ın karşısına dikilerek, NATO birliklerin Irak hükümetinin teröre karşı mücadelesinde yardımcı olmasına izin vermeyeceğini söyledi. Ve Başkan Bush, Sovyet tehdidine karşı Fransa’dan çok daha fazla görev üstlenen ev sahibi Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne kabul edilmesi gerektiğini söylediğinde buna da şiddetle karşı çıktı. Açıkça görülüyor ki, Chirac kendi siyasi geleceğini, açıkça ve aşağılayıcı bir tarzda Bush karşıtlığına oturtmuş durumda. Chirac, ülkesinin de bütün dış politikasını Bush’un Kasım ayındaki seçimde yenilmesine bağlamış bulunuyor. "

New York Post da, Bush’un Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine verdiği desteği ve Fransa’nın itirazını mercek altına alıyor. Başkan Bush’un, “Türkiye’nin üyeliği, Batı dünyası ile Müslüman dünyası arasındaki ilişkilerde önemli bir ilerleme sağlayacaktır” dediğini hatırlatan gazete, Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkan Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinin Avrupa Birliği’nin sadece Hristiyan ülkelere açık olması gerektiği düşüncesini taşıdığını vurguluyor.

"Chirac Pazartesi günü, açık bir şekilde Bush’u Avrupa Birliği meselelerine karışmaması konusunda uyardı. Ancak Bush, haklı olarak görüşünde ısrar etti. Haklıydı, çünkü Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne alınması gerekiyor. Çünkü Türkiye, ne demokrasinin ne de laikliğin kolay bulunmadığı bir coğrafyada laik bir demokrasiye sahip. Bush’un ısrar etmesi siyasi açıdan da yerinde bir hareketti. Çünkü, Fransa gizlemeye bile gerek duymadan Amerika’nın Irak ve Afganistan’daki siyasi ve askeri çabalarını baltalama girişimlerini artırıyor."

Bağdat’ta yönetimin Iraklılarla devredilmesiyle ilgili haber ve yorumlar da Amerikan basınında öne çıkan konular arasında. Washington Times, Heritage Vakfı uzmanlarından Helle Dale’in konuyla ilgili bir makalesine yer veriyor. Dale, yönetimin devrinin Amerika’nın emperyalist bir amaç gütmediğinin kanıtı olarak değerlendiriyor ve İstanbul’daki NATO zirvesinde İttifak’ın Irak konusunda ortak bir karara varmasını da önemli bir gelişme olarak yorumluyor.

"Bu karar, her ne kadar bunu söylemek bazen çok zor olsa da, NATO’nun hala ittifak olduğunu göstermesi açısından da çok önemli. İttifak, Irak’a savaş başlamadan önce, 2003 Ocak’ında, NATO’nun bir savaş durumunda Türkiye’nin askeri planlamalarına yardımcı olup olmayacağı konusundaki tartışmalar sırasında yaşam destek ünitesine bağlı yaşayan bir hasta görünümü çiziyordu."

Christian Science Monitor ise Irak’ta bundan sonraki muhtemel senaryolara yer veriyor. Howard LaFranchi imzalı değerlendirmede, iyi, kötü ve çirkin üç olasılıktan bahsediliyor.

"Birinci senaryo, Irak’ın istikrar kazanması, refah düzeyinin artmaya başlaması ve Afganistan’ın bugün geçtiği yoldan geçmesi. İkinci senaryo ise, Irak’ın bölünmese de Amerika’nın istediğinden daha otoriter bir yönetime doğru gitmesi. Üçüncü senaryo, 2005 yazında Irak’ın tümüyle kökten dincilerin kontrolüne girmesi. Bölünmenin ilk aşaması anlamına gelen bu durumda ülkenin farklı bölgeleri Türkiye, İran ve diğer komşuların etkisi altına girebilir. Seçimler yapılsa da siyasi birliği sağlamaya yetmez ve iç savaş çıkar."

XS
SM
MD
LG