Erişilebilirlik

31 Mayıs 2004 - 2004-05-31


Savaşlarda hayatını kaybeden Amerikalıların anıldığı bu önemli günün, Irak ve Afganistan’da sıcak çatışmaların sürdüğü bir döneme denk gelmesi, farklı yorumları da beraberinde getiriyor. Washington Times, Amerika’nın hep özgürlük ideali için savaştığını öne sürerek, Anma Günü’nü bir özgürlük kutlaması olarak değerlendiriyor:

'Gerçi ani bir terör saldırısı ve korkunç silahların tehdidi altına mücadelenin devam ettiği yeni bir dönemdeyiz, ama eski idealler hala geçerliliğini koruyor. Bu idealler, küçük anma törenleri ve yurtseverliğimizi gösteren sade davranışlarla ayakta duruyor. Amerikalıların askerlerini andığı, kahramanlarını hatırladığı ve ideallerine bağlılıklarını gösterdiği her gün, Anma Günü’dür. Ve Anma Günü, bugün başlıyor.

Boston Globe ise, başyazısında , Anma Günü’nde barış üzerine düşünülmesi gerektiğini yazıyor. Gazete, savaşın anlamsızlığını vurgulayan çeşitli alıntılara yer veriyor ve anma törenlerinde hep askeri törenler yapılmasını sorguluyor:

Ne kadar modern silahlar kullanılırsa kullanılsın savaş, her iki tarafın da ağır bedeller ödediği barbarca bir cesaret gösterisidir. Kaybettiğimiz insanları, onların onurlu davranışlarını ve yaptıkları hizmetleri andığımız böyle bir günde, askerlerin ölmek zorunda kalmayacağı, onur ve hizmet kavramlarının yoksulluk ve cehaletin azaltılmasına yapılacak katkıyla ölçüleceği günlerin gelmesini istemek, vatan hainliği değildir.

Washington Post’un başyazısı da Anma Günü etkinliklerine ayrılmış. Washington Post, yaklaşık iki ay önce İspanya’nın başkenti Madrit’te demiryollarına yönelik bombalı saldırıları gerçekleştirenlerin, 'siz yaşamı seviyorsunuz, biz ise ölümü seviyoruz' yolunda bir mesaj bıraktıklarını hatırlatıyor ve çeşitli savaşlarda ölen Amerikan askerlerinin yaşamı, ölecek kadar çok sevdikleri görüşüne yer veriyor:

'Başka ülkelerde veya kendi topraklarındaki savaşlarda hayatları kaybeden Amerikalılara sorulsaydı, herhalde çoğu yaşamı sevdiğini söylerdi. Ama, özgürlüğün ve başkalarına saygının olmadığı bir yaşamı değil. Ve bir çoğu yaşamı, uğruna ölecek kadar çok sevdi'

New York Times gazetesi ise, Irak’ta geçici hükümetin oluşturulması çabalarını mercek altına alıyor. Dexter Filkins imzalı bir yazıda, Birleşmiş Milletler temsilcisi Lakhdar Brahimi, geçici hükümette yer alacak isimler konusunda baskılara boyun eğmekle suçlanıyor. Filkins, böyle bir baskıyla oluşacak geçici hükümetin, ciddi bir meşruiyet sorunu yaşayacağı uyarısında bulunuyor:

'Brahimi, ay başında Bağdat’a gittiğinde, Irak halkına Amerika’dan büyük ölçüde bağımsız yeni bir hükümet vaadinde bulunmuştu. Ancak görev süresinin dolmasına az bir süre kala, Iraklılar Brahimi’nin işinin hiç de o kadar kolay olmadığını fark ediyor. Iraklılara göre bunun nedeni, Amerikalılarla, Geçici Yönetim Konseyi içindeki müttefiklerinin Brahimi’ye olağanüstü baskı yapması. Yine bazı Iraklılara göre, yeni hükümeti bekleyen en büyük tehlike, Amerikalılar tarafından atanan ve halk tarafından kabul görmeyen mevcut Geçici Yönetim Konseyi’ne benzemesi ihtimali.'

XS
SM
MD
LG