Erişilebilirlik

9 Mayıs 2004 - 2004-05-09


Iraklı tutuklulara yapılan kötü muameleyi gösteren fotoğraflar ve Irak’ta bir türlü bitmeyen saldırılar, savaşın genel gidişatıyla ilgili soruların da artmasını beraberinde getiriyor. Washington Post, üst düzey askeri yetkililer arasında Irak’taki stratejiye ilişkin görüş ayrılıkları yaşandığını duyuruyor. Gazete, bazı komutanların 'muharebeleri kazanıyoruz, ama savaşı kaybediyoruz' görüşünde olduğunu aktarıyor. Washington Post’un köşe yazarlarından Jim Hoagland, Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in Kongre’de verdiği ifadeyi, küresel düzeyde bir Amerikan imparatorluğu döneminin başladığı düşüncesinin ölüm ilanı olarak nitelendiriyor. Gazetenin başmakalesinde ise, çözümün uluslararası meşruiyetten geçtiği vurgulanıyor. Washington Post yazarı görüşlerini şu şekilde dile getiriyor:

'Öncelikle, Bush yönetimi tavrını değiştirerek Cenevre Sözleşmesi’nin bütün tutuklular için geçerli olduğunu açıklamalı. Bütün cezaevleri, Iraklı ve uluslararası gözlemcilere açılmalı. Guantanamo’daki bütün tutuklulara yargılanma hakkı tanınmalı. Bush’un işkenceye tolerans gösterilmeyeceği yönünde geçen yıl verdiği sözün hayata geçmesini sağlayacak talimatlar hazırlanmalı. Ayrıca Irak’ta egemenliğin devri konusunda Birleşmiş Milletler temsilcisi Lakhdar Brahimi’ye ve halk desteği olan Iraklı siyasi gruplara verilen destek sürdürülmeli.'

Boston Globe gazetesi de, Irak’taki cezaevlerinde sorumluluğun bir an önce uluslararası bir yapılanmaya devredilmesi gerektiği görüşüne yer veriyor. Ancak Boston Globe, bununla yetinmiyor, süreç içinde Irak’taki Geçici Koalisyon Yönetimi’nin yerine Bosna ve Kosova’daki gibi bir yapılanmaya gidilmesini savunuyor:

'Cezaevi sisteminin uluslar arası bir yapıya devredilmesi öncelikli bir konudur. Ama istikrar gücü, diğer konularda da Geçici Koalisyon Yönetimi’nin yerini almalıdır. Yargı sisteminde reforma gidilerek açık ve adil bir yargılama sağlanması için Irak Adalet Bakanlığı’na ve Iraklı yargıçlara yardımcı olacak uluslararası yargıçlar, savcılar ve avukatlar devreye sokulmalıdır. Irak polisinin eğitilmesinde, uluslararası bir polis misyonundan yararlanılmalıdır. Böyle bir uluslararası varlığın başına ise Bosna’daki gibi sivil bir yüksek komiser getirilmelidir.'

Irak’taki Amerikan askerlerinin kahramanca görev yaptıklarını belirten Washington Times ise, Ebu Gureyb cezaevinde yaşananlardan dolayı bu kahramanlıkların göz ardı edilmemesi gerektiğini savunuyor. Cezaevi skandalının siyasi bir boyuta çekilmek istendiğini öne süren gazete, Amerikalı askerlerin Irak halkı için yaptığı fedakarlıkları öne çıkartıyor:

'Evet, Ebu Gureyb cezaevinde bazı askerler yanlış davrandı. Ve doğal olarak bu yaptıklarının hesabını verecekler. Ama bu hatalar, Amerikalı askerlerin Iraklıların günlük yaşamlarında gösterdiği sayısız şefkat örneğinden küçük bir sapmadır. Bunu aklımızda tutalım ve gerçek düşmanı unutmayalım.'

Miami Herald ise ilginç bir yaklaşım sergileyerek, cezaevi skandalına tepki gösteren Arap ülkelerini çifte standartlı davranmakla suçluyor. Gazete, bu ülkelere 'Saddam döneminde neredeydiniz' sorusunu yöneltiyor.

'Cezaevlerinde işkence yapılması, her ne kadar liderleri, bir anda insan hakları savunucusu kesilse de, bir çok Arap ülkesi için hiç de şok edici bir özellik taşımıyor. Iraklı tutukluların çektikleri acılardan dolayı büyük üzüntü duyduğunu söyleyen bu yönetimler, Saddam Hüseyin rejiminin yaptıkları konusunda fazla bir şey söylemiyorlardı. Binlerce Iraklıyı toplu mezarlara götüren ve işkence odaların insan kanıyla kaplanmasına neden olan teknikler Arap liderler arasında nedense endişeye yol açmamıştı.'

XS
SM
MD
LG