Erişilebilirlik

9 Nisan 2004  - 2004-04-09


Irak’ta çatışmalar şiddetlenirken, Amerikan basınında da sertlik yanlısı kalemler öne çıkıyor. Washington Times, Irak’ın Felluce kentindeki direnişçilerle Şii lider Muktada Sadr yanlılarının kameraları da kullanarak 1993 yılında Somali’de olduğu gibi Amerikan güçlerini geri çekilmeye zorlamayı amaçladıklarını yazıyor. Gazete, Amerikan askerlerinin de medyayı kullanarak operasyonları bir güç ve kararlılık gösterisine dönüştürmesi gerektiğini savunuyor:

Şimdi, dost olmayan ve kuşatma altına alınmış bir şehirde televizyonlar için yeni bir model yaratmak Irak’taki Amerikan güçlerinin ve Irak güvenlik birimlerinin yapacaklarına bağlı. 11 Eylül sonrasında, ceset torbası görüntülerinden medya zaferleri kazanmayı amaçlayan canilerin bu meydan okumasına cevap verilmeli ve bu koz ellerinden alınmalı. Amerikan birliklerinin Felluce’deki operasyonunda bu stratejik hedef gözetiliyor gibi görünüyor.

New York Times, Irak’taki çatışmaların bölge ülkelerindeki yansımalarını ele alıyor. Arap medyasının Amerika’nın Irak’ta yaptıklarıyla İsrail’in Filistin’deki uygulamaları arasında bir benzerlik kurduğunu aktaran gazete, bölge ülkelerinin aşırı görüşlerin daha da yayılmasından endişe ettiğini yazıyor:

Irak’taki şiddet olaylarının ülkedeki mevcut bölünmüşlüğü daha da derinleştirerek, komşu ülkelerdeki benzer etnik ve dini farklılıkları da kışkırtacağı yönünde yaygın bir endişe var. Amerika’ya yöneltilen en yaygın eleştirilerden biri de, Irak’ın her geçen gün örnek bir ülke olmaktan uzaklaştığı yönünde. Şiddet olaylarının yayılması, Washington’un güvenilirliğini ve Amerika’nın popülaritesini azaltırken sırada İran ve Suriye’nin olduğu yönünde yaygın bir kanı var.

New York Post da, New York Times’ın yazdıklarını doğrularcasına okları İran ve Suriye’ye yöneltiyor. Gazete, bu iki ülkenin, Irak’ta, Amerika’ya karşı savaştığını iddia ediyor. Tahran hükümetinin Şiileri kışkırttığını ve el Kaide militanlarına yardımcı olduğunu öne süren New York Post, Suriye’nin de Sünni üçgenindeki direnişçilerle bağlantılı olduğu görüşüne yer veriyor:

İran, Suriye ve El Kaide’nin ortak bir amacı var: Özgür bir Irak yaratılmasını önlemek. Demokrasiyi ve toplumsal özgürlüğü durdurmak için ellerinden gelen bütün çabayı harcıyorlar. Ayrıca daha fazla genişlemeden Kürtlerin özgürlüğünü de boğmak istiyorlar. Kürtler, kuşaklar boyunca kendi özgürlükleri için savaşmanın dışında affedilmez bir günah daha işlediler: Saddam’a karşı askerlerimizle birlikte savaşarak Amerika’yı desteklediler. Şimdi tekrar Kürtlerin yardımını alabiliriz ama askerlerimiz ölürken, Geçici Koalisyon Yönetimi bunu reddediyor.

Washington Post ise, Kuzey Irak’ta kurulan Kürt yönetiminin başbakanı Barham Salih’in Saddam Hüseyin yönetiminin devrilmesinden sonra geçen bir yılı değerlendiren bir makalesine yer veriyor. Salih, “özgürlükten sonraki bir yıl” başlıklı makalesinde, zorbalıktan kurtulmanın ilk adım olduğunu belirtiyor ve daha yapılması gereken çok iş bulunduğunu vurguluyor.

Önümüzdeki yıl büyük önem taşıyor. 30 Haziran’da, 'işgal' etiketi kalkacak ve Irak’ın egemenliği yeniden tesis edilecek. Ardından yedi ay içinde, ülke tarihinde ilk kez doğrudan seçilmiş bir meclisi oluşturmak için serbest ve doğrudan bir seçime gidilecek. Teröristler, dinciler, şeriatçılar ve onların destekçileri, özgürlüğe karşı verdikleri savaşta Irak’ta alınacak sonucun öneminin farkında. Iraklı siyasi liderler de hep birlikte sorumluluklarını yerine getirmelidir. Terörizme ve aşırılığa karşı mücadelede siyasi oportünizme yer yoktur.

XS
SM
MD
LG