Erişilebilirlik

3 Mart 2004 - 2004-03-03


John Kerry’nin 10 eyalette yapılan önseçimlerin dokuzunda daha zafer kazanması, Amerikan gazetelerinin bir numaralı haberi. Kerry’nin Başkanlık yarışında Demokrat Parti’nin adayı olarak Bush’un karşısına çıkması neredeyse kesinleşince dikkatler şimdiden sekiz ay sonra yapılacak seçimlere çevrildi. New York Times gazetesi, önseçim sürecinin erken bir tarihte sonuçlandığını belirterek, Kerry’nin bundan sonra yaşanacak olaylarda alternatif politikalarını halka göstermesi gerektiğini vurguluyor:

"Bugünden başlayarak Kasım ayına kadar ülke gündeminde bir çok önemli konu olacak. En azından Başkan Bush Irak, Afganistan, Haiti ve dünyanın diğer bölgelerindeki gelişmelere ilişkin bir tavır alacak. Aynı şey, ülke içi meseleler için de geçerli. Ve gündeme gelen her olayda Kerry’nin daha farklı bir tavır izleyip izlemeyeceğini halka açıklama fırsatı olacak. Eğer yeterince açık ve kararlı davranırsa, kendisiyle Bush arasındaki farkın ortaya çıkmasını sağlayabilir ve Amerikalılara kendi başkanlığını nasıl bir şey olacağı konusunda bir fikir verebilir."

New York Post ise, Irak’ta Şiileri hedef alan bombalı saldırılara yer veriyor. Cinayetlerin bile bir ahlaki sıralaması olduğunu belirten gazete, insanların ibadetleri sırasında öldürülmesinin en iğrenç cinayet biçimlerinden biri olduğunu yazıyor. New York Post, Kerbela ve Kasımiye’deki bombalı saldırıların da Şiileri kışkırtmayı amaçladığı yorumunda bulunuyor:

"Halen Irak’ın istikrarına yönelik en büyük tehdit fanatik Sünnilerden kaynaklanıyor. Ancak Kerbela sokaklarındaki ve Kasımıye’deki katliama, komplo teorilerine ve anlaşılabilir kızgınlığa rağmen hala umutlu olmak için bazı nedenler sıralanabilir. Öncelikli olarak, teröristlerin çabaları bugüne kadar başarılı olamadı. Öldürüyorlar ama insanları ikna edemiyorlar. İkinci olarak Ayetullah Ali Sistani’nin Şiilerin büyük bir kısmı üzerinde etkili olan otoritesi koalisyon açısından bir şans oluşturuyor. Sistani, Şiilerin yüzyıllardır Sünni Arapların baskısı altında yaşamasına rağmen Sünnilere karşı bir cihat çağrısını karşı çıkıyor."

Washington Post ise Irak’taki saldırılardan yola çıkarak teröre karşı savaş konusunda ilginç bir değerlendirmede bulunuyor. Yaşanan olayları Müslümanlar arasındaki bir iç savaş olarak tanımlayan gazete, bu savaşın 11 Eylül saldırılarıyla Amerika’ya da sıçradığı görüşüne yer veriyor:

"Son kutsal cinayet dalgası, İslamiyet’in denetimi için verilen bir savaşın kendilerini kuşattığını inkar eden Müslüman politikacıları ve din adamlarını daldıkları rüya aleminden çıkarmalıdır. Eğer Müslümanlar, İslamiyet içinde kanser gibi büyüyen bu sorunla yüzleşmez ve ona karşı verilen mücadeleye öncülük etmezse, bir çok insan daha ölecek. Başkan Bush teröre karşı savaşın İslam’a karşı bir savaş olmadığını defalarca tekrarladı. Doğrusu da bu. Ancak Amerikalılar bu mücadeleyi İslamiyet içinde kazanılacak veya kaybedilecek bir dini iç savaş olarak tanımlamaktan çekinmemelidir. Aynı şey Müslümanlar için de geçerli."

Christian Science Monitor, on yeni ülkenin daha katılmasıyla genişleyecek olan Avrupa Birliği’nin Rusya ile ilişkilerini inceliyor. Moskova’nın başta güvenlik konusu olmak üzere bazı kaygıları bulunduğunu hatırlatan gazete, AB ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkilerin önemini de vurguluyor ve Batı’nın Rusya ile ilişkilerini geliştirmesinin her iki tarafın da yararına olduğunu belirtiyor:

"Her iki taraf da Rusya açısından dışlanma ve yalnızlaşma yerine Batı ile ilişkili ve aynı çatıyı paylaşmanın daha iyi olacağı gerçeğini gözden kaçırmamalı. Bu nedenle Avrupa birliği ve Rusya’nın gelecek hafta bakanlar düzeyinde yapacağı görüşmede, Avrupa Birliği Rusya’nın meşru kaygılarını giderecek bir yol bulmayı hedeflemeli. Her ne kadar Rusya’da demokrasinin gelişmesi yönündeki umutlar bugünlerde tükenmiş görünse de, Rusya’dan vazgeçmenin zamanı değil."

XS
SM
MD
LG