Erişilebilirlik

20 Şubat 2004 - 2004-02-21


Son günlerde seçim tartışmalarıyla dünya medyasının ilgi odağı haline gelen İran, nükleer silah programıyla da sık sık gündeme geliyor. Iran'ın nükleer programını uluıslararası denetime açması da, tartışmaları ortadan kaldırmaya yetmedi. Avrupa Birliği'ni Iran'a karşı fazla yumuşak davranmakla suçlayan Washington Post, Tahran yönetiminin nükleer programı konusunda dünyayı kandırmaya çalıştığını öne sürüyor:

"Avrupa'nın şimdiye kadar izlediği tavır, kamuoyu önünde konuyu sessizlikle geçirmek ve sonuçsuz kalan diplomatik girişimler oldu. Fransa ve Almanya, Bush yönetimiyle birlikte daha etkili bir politika geliştirmek yerine Tahran'dan hiç bir değeri olmayan yeni vaatler koparmaya çalışıyor. Ancak geçen sonbaharda Avrupa'nın politikasına teslim olan Bush'un artık bu konuda daha ısrarcı olması gerekiyor."

İran halkı tartışmalı bir seçim için sandık başına giderken, Irak'ta da seçimlerin ne zaman ve nasıl yapılacağı tartışmaları sürüyor. Christian Science Monitor, her iki ülkede de nüfusun çoğunluğunu Şiilerin oluşturduğuna dikkat çekiyor ancak Iraklı Şiilerin Iran'dan daha farklı bir demokrasi anlayışı geliştirdiğini vurguluyor:

"İran'da, yönetimin tamamen din adamlarının elinde olmasını öngören Velayet-i Fakih sistemi homojen nüfus yapısı sayesinde başarıyla uygulandı. Ancak bu anlayışı diğer ülkelere de ihraç etmenin ne kadar zor olduğu da geçen süre içinde ortaya çıktı. Lübnan'daki Hizbullah bile yıllar önce, ülkjenin çok farklı etnik ve dini yapısı nedeniyle bu ülkede Islami bir devlet kurulmasının önünde bir engel olduğunu kabul etti. Aynı şey Irak için de geçerli. Saddam Hüseyin döneminde Iran tarafından desteklenen Irak Islam Devrimi Yüksek Konseyi gibi örgütler bile Iraklı Şiiler arasında kendi güçlerini koruyabilmek amacıyla, Tahran'daki dini yönetimle aralarına mesafe koymaya başladılar."

New York Times da, Irak'ta seçimlerin ne zaman ve nasıl yapılacağı tartışmasına “Irak için üçüncü yol” başlıklı bir makaleyle katılıyor. Gazete, Irak'ta iktidarın devredileceği tarih olarak belirlenen 30 Haziran'a kadar genel seçimler düzenlenmesini mümkün olmadığını hatırlatarak, bütün tarafları ikna edeceğine inandığı bir seçeneği gündeme getiriyor:

"İşte seçenek: Iktidarı geçici bir Irak yönetimine değil, seçimleri mümkün olan en kısa tarihte, muhtemelen gelecek ilkbaharda yapmakla yükümlü özel bir Irak komisyonuna devretmek. Afganistan'da da benzer bir komisyon Hamid Karzai yönetimini oluşturan Loya Jirga'nın belirlenmesiyle görevlendirildi ve sonuçta çok mükemmel olmasa da önemli bir iş başardı. Her ne kadar böyle bir komisyonda kimlerin yer alacağı konusunda Iraklılar'ın Birleşmiş Milletler'le beraber karar vermesi gerekecekse de, geçici yönetimdeki bazı etkili isimlerin, halkın saygısını kazanmış ve temsil yeteneği olan kişilerin bu yapıda yer alması bir gerekliliktir. Bunlar arasında ülkenin Sünni nüfusuna ulaşma ve onları da sürece katma yeteneği olan isimlerin de yer alması doğaldır."

Boston Globe ise Fransa'da başlayıp diğer Avrupa ülkelerine de sıçrayan türban tartışması ile Amerika'da süren eşcinsel evlilikleri tartışması arasında bir bağlantı kuruyor. Gazete, hem türbanın hem de eşcinsel birlikteliklerini evlilik olarak tanımlamanın sembolik bir önem taşıdığını vurguluyor ve sembollere yönelik bu tepkinin demokratik bir anlayışa ne kadar uygun olduğunu sorguluyor:

"San Francisco'da belediye başkanı eşcinsellere evlilik cüzdanı vererek eyalet yasalarına karşı çıktı. Ancak evlilik sözcüğünün sadece karşı cinsler arasındaki birlikteliği tanımlaması bir çok Amerikalı açısından o kadar büyük bir önem taşıyor ki, şimdi bu konuda anayasal ve yasal değişikliklere gidilmesi gündemde. Fransa'da da baş örtüsü meselesi yasal olarak bir sonuca bağlanabilir ancak Müslümanların bu ülkede ve bütün Avrupa'da dışlanması soruınu varlığını sürdürecek. Ancak sonuçta her iki olay da, demokrasilerde hoşgörünün anlamını ve sınırlarını ortaya çıkaracak."

XS
SM
MD
LG