Erişilebilirlik

3 Şubat 2004 - 2004-02-03


USA Today gazetesi, Gallup’la birlikte yaptığı araştırmaya göre, Başkan Bush’a verilen kamuoyu desteğinin yüzde 49’a düştüğünü ve bugün seçim yapılması durumunda Senatör Kerry’nin yüzde 53, Bush’un ise yüzde 46 oranında oy alacağını duyuruyor. Bush’a verilen desteğin azalmasında Irak’a savaş gerekçesi olarak gösterilen kitle imha silahlarının varlığının bir türlü kanıtlanamaması önemli bir neden olarak gösteriliyor. Başkan Bush bu konudaki istihbarat bilgileriyle ilgili bağımsız bir araştırma komisyonu kurmaya hazırlanırken, Washington Post, sorumluluğun sadece CIA’ye yıkılmasına karşı çıkıyor ve Amerika’nın siyasi, toplumsal ve entellektüel mekanizmalarının sorgulanması gerektiğini savunuyor:

"Bütün patronlar belli bir hedefe ulaşmak istediğinde, onlara bağlı olarak çalışanların kötü haber vermesi cesaret ister. Bu sadece, CIA’nin değil, hayatın işleyiş biçimidir. İstihbarat birimleri de Washington da yaşıyor ve çalışıyor. Ve Washington savaş istiyordu. Ancak gerçekleri araştıracak bir komisyon, sadece yönetimi masaya yatırmakla yetinmemeli. Bush’un savaş açmaya karar vermesiyle birlikte ülkenin büyük bir kısmının da nasıl olup da aynı ruh haline girdiğini araştırmak da yararlı olur."

New York Times, Pazar günü Kuzey Irak’ta yapılan ve iki büyük Kürt partisini hedef alan intihar saldırılarını değerlendiriyor. Saldırıların ardından Iraklı Kürtlerin Bağdat yönetimiyle daha sıkı işbirliğine gitmeleri yönündeki baskılara karşı direncinin artacağını belirten gazete, Türkiye’nin kuşkusuna rağmen Kürtler için asıl sorunun bağımsızlık değil güvenlik olduğunu savunuyor:

"Kürtler, petrol ve vergi gelirleri üzerindeki denetimlerini, Bağdat’ta kurulacak yönetimin kendilerine karşı 80 yıldır davranıldığı gibi davranılmamasının garantisi olarak görüyor. Ayrıca kürtler Bremer’ın birleşik bir Irak ordusuna ve iç güvenlik örgütüne katılmaları yönündeki talebine de kuşkuyla bakıyor. Pazar günkü saldırılar da, Kürt halkının güneyden gelebilecek bir tehlikeye karşı peşmergeler, yerel polis ve güvenlik güçleri gibi kendi kurumlarına dayanması gerektiği inancını artırırken, muhtemelen Kürtlerin bu konudaki diplomatik tavrını da sertleştirmelerine neden olacak."

Christian Science Monitor, Belçika’da Belçika vatandaşı olmayan göçmenlere de yerel seçimlerde oy hakkı verilmesiyle ilgili tartışmaları okuyucularına aktarıyor. Benzer tartışmaların İtalya, Almanya ve Fransa gibi diğer Avrupa Birliği üyesi ülkelerde de yapıldığını hatırlatan gazete, Müslüman kökenli göçmenlerin, bazı kaygılara rağmen köktendinci adayları desteklemediğini vurguluyor:

"Vatandaşlık almamış olan göçmenlere yerel seçimlerde oy kullanma hakkının verildiği ülkelerde, köktendinci İslamcı partilerin kent meclislerini ele geçireceği yönündeki kaygıların yersiz olduğu kanıtlandı. Avrupa Göçmenlik ve Etnik İlişkiler Araştırma Merkezi’nin 1998’de yaptığı araştırmaya göre, seçimlere katılım oranı zaten düşük olan göçmenler, ilk başlarda sol eğilimli partilere oy veriyor. Aradan zaman geçtikçe, göçmenlerin oyları da toplumun genelindeki oy dağılımına benzer bir şekilde diğer partiler arasında dağılıyor. Liberaller, Sosyalistler ve Hristiyan Demokratlar gibi geleneksel siyasi partiler bu seçmenlerin oyunu çekebilmek için ılımlı Müslüman adayları öne çıkarıyor."

Washington Times ise, Fransa’nın Avrupa Birliği’nin Çin’e uyguladığı silah ambargosunu kaldırma girişimini inceliyor. Avrupa Birliği’nin silah ambargosu kararını Tiananmen katliamı sonrasında aldığını hatırlatan gazete, Çin’de demokrasi ve insan hakları konusunda bir değişim yaşanmadığını vurguluyor ve Bush yönetiminin ambargonun kalkmasına karşı olduğunu belirtiyor:

"Fransa ve Almanya’nın talebiyle Avrupa Birliği, Çin’e uygulanan silah ambargosunu kaldırmayı düşünüyor. Hollanda, ambargonun kaldırılmasını destekliyor ve diğer ülkeler de aynı çizgiye geliyor. Bu ülkelerin büyük bir kısmı, Amerika’nın Irak’ta Saddam Hüseyin’i devirmesine de karşı çıkmıştı. Artık, yaşlı Avrupa’da, Amerika’nın eski müttefikleri arasında, Amerika’nın çıkarlarına, Amerika’nın güvenliğine ve dünya çapındaki insan haklarına karşı giderek güçlenen bir eğilim var. Avrupa Birliği’nin komünist Çin’i silahlandırma isteği de bunun örneklerinden biridir."

XS
SM
MD
LG