Erişilebilirlik

1 Ocak 2004 - 2004-01-01


2004’ün ilk gününde, Amerikan gazetelerinde, yılbaşı kutlamalarıyla ilgili haberlerle geçen yıla ilişkin değerlendirmeler ve bu yıldan beklentiler geniş yer kaplıyor. New York Times’ta Amerikan Dışişleri Bakanı Colin Powell imzalı bir 2004 değerlendirmesi dikkat çekiyor. Amerikan halkının geçen yıla göre daha güvenli bir ortamda yaşadığını belirten Powell, Bush yönetiminin, özgürlüğü bütün dünyaya yaymakta kararlı olduğunu, bu çabanın yeni yılda da süreceğini yazıyor:

"2004 yılında, Afganistan ve Irak’taki çabalarımız devam ederken, başkanın demokratik ve özgür bir Ortadoğu düşüncesini gerçekleştirmeye de kararlıyız. Ayrıca özgürlük için çaba harcayan İran halkının ve baskıcı rejimler altında yaşayan diğer insanların da yanında olacağız. Bu mücadele sadece Ortadoğu ile sınırlı değil. Özgür bir Küba yaratılması için çalışıyoruz. Çin, Rusya, Japonya ve Güney Kore ile birlikte, Kuzey Kore’nin tehlikeli nükleer silah programı sorununu çözme çabasını sürdüreceğiz. Teröre karşı savaş ise birinci önceliğimiz olmaya devam ediyor ancak bu mücadelenin başarısı, dünyadaki büyük güçler arasındaki yapıcı ilişkilere bağlı."

New York Post da yaptığı 2003 değerlendirmesinde, “teröristlerin zor günleri” başlığını kullanıyor. Gazete, 2003 yılında teröre karşı savaşta büyük başarılar kazanıldığını belirtiyor ve Bush yönetiminin bu konudaki kararlılığını övüyor. Gazete, teröristlerin tek umudunun 2004 başkanlık seçiminde Bush gibi bir kahramanın yerine bir korkağın seçilmesi olduğunu savunuyor:

"Biz kendimizi yenmeyi seçmediğimiz taktirde, teröristlerin nihai bir zafer kazanma şansı hiç yok. Tarihin en büyük paradokslarından biri olarak, bizi küçük düşürmeyi amaçlayan 11 Eylül provokasyonu, uyuyan gücümüzü harekete geçirdi ve özgürlüğe yönelik tarihsel gidişi hızlandırdı. İkiz kuleler yıkıldı ama aradan iki yıl geçtikten sonra şimdi Amerika daha önce hiç görülmemiş bir biçimde bütün dünya üzerinde yükseliyor. 2003, bütün dünyayı daha iyiye doğru değiştiren bir yıldı. 2004 ise, teröre karşı savaşta bir karar yılı olacak."

Christian Science Monitor ise İran’ın Bam kentinde meydana gelen 6.6 büyüklüğündeki depremde on binlerce kişinin ölmesinin “doğal” bir felaket olarak görülmesine karşı çıkıyor. Gazete, 1989 yılında San Fransisco’da, 1995 yılında da Japonya’nın Kobe şehrinde yaşanan 7.1 büyüklüğündeki depremlerde çok daha az insanın öldüğünü hatırlatarak, sorunun doğadan değil gelişmişlik farkından kaynaklandığını belirtiyor:

"Depremin böylesine korkunç bir tabloya yol açmasının nedeni insanların akılsızlığı veya Bam şehri sakinlerinin “doğa kanunlarını” bilmemesi değildi. Gerçek neden, Bam halkının böylesi bir teröre yol açacak şekilde doğanın insafına bağlı olarak yaşamaya zorlanmalarıdır. Kalkınmakta olan ülkelerin, “tabiat ananın öfkesi” dediğimiz şeyin potansiyel kurbanı olması, bu ülkelerin doğaya ilişkin cehaletlerinden değil doğaya bağlı olarak yaşama zorunluluğundan kaynaklanıyor. Bam depreminden alınması gereken en önemli ders, kalkınmakta olan ülkelerin kalkınması gerektiğidir, hem de hızla."

Washington Times ise Afganistan’da istikrarın sağlanamadığını hatırlatarak, Amerika’nın bu ülkedeki askeri gücünü azaltma ve sorumluluğun büyük bir kısmını NATO’ya verme girişimine karşı çıkıyor:

"İstikrarsız bir Afganistan, Irak’tan daha küçük bir tehdit değildir. Afganistan’ı kendi sorunlarıyla baş başa bırakmak, çatışmaları ve kanunsuzluğu körükleyen teröristlere verilebilecek en büyük hediyedir. Afganistan’a verilen önemin azalması, askeri çatışmaların, çok kısa bir süre içinde, etkisini bütün dünyada hissettirecek biçimde yaygınlaşmasına yol açabilir."

XS
SM
MD
LG