Erişilebilirlik

30 Aralık 2003 - 2003-12-30


İran’ın Bam kentinde yaşanan ve onbinlerce kişinin ölümüne neden olan deprem, Tahran ile Washington arasındaki ilişkilerde de yeni bir başlangıcı tetikledi. Washington Post, Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın, Amerika’nın İran’la yeni bir diyalog sürecine açık olduğu yönündeki sözlerini manşete taşımış. New York Post ise, depremin İran’ın iç politik dengeleri üzerindeki muhtemel etkisi ile ilgili bir makaleye yer veriyor. Gazete, halkın önemli bir kısmının, yaşanan felaketten dolayı Cumhurbaşkanı Hatemi’yi suçladığını belirterek, bu durumun yaklaşan seçimlerde sandığa da yansıyabileceği yorumunda bulunuyor:

Kesin olan bir tek şey var: Deprem Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi liderliğindeki reform yanlısı koalisyona büyük bir darbe vurdu. Bütün ülkeye yayılan kızgınlık kolay geçecek gibi görünmüyor. Ve bu durum, iki aydan daha az bir süre sonra yapılacak genel seçimleri de gölgeleyebilir. Elbette ki, doğal bir felaketten dolayı Hatemi’yi suçlamak adil bir davranış değil. Ancak, bir çok İranlı’ya göre Hatemi, yaşanan felaketten en azından kısmen sorumlu olan bir rejimi temsil ediyor.

Washington Post, ise depremler önlenemese bile, büyük can kayıplarının önlenebileceğini yazıyor. Gazete, son yıllarda Türkiye, Afganistan, Hindistan, El Salvador ve Cezayir’de yaşanan benzer büyüklüklerdeki depremlerin 60 binden fazla ölüme neden olduğunu hatırlatıyor ve alınacak önlemlerle bu tür felaketlerin önüne geçilebileceğini vurguluyor:

Depremin riskini azaltmaya dönük uygun önlemlerle insanların hayatını kurtarabiliriz ve doğanın acımasız vahşetine meydan okuyabiliriz. Deprem felaketlerinin tek etkin ve mümkün çözümü risklerin azaltılması çabasıdır. Bu ise, risk değerlendirmesini, halkın eğitilmesini ve bilincinin artırılmasını, inşaat düzenlemelerinin hayata geçirilmesini, inşaat mühendislerinin ve ustalarının eğitimini, acil durum planlamasını, mevcut binaların ve altyapının gözden geçirilmesini içerir. Böyle bir risk azaltma çabasının maliyeti, depremin yol açacağı can ve mal kaybından daha düşük olacaktır.

Washington Times ise Japonya’nın Irak’ın borçlarının önemli bir kısmını silmesini “dostumuz Japonya” başlıklı yorumunda değerlendiriyor. Gazete, Japonya’nın Amerika’ya mali, siyasi ve askeri açılardan büyük bir destek verdiğini belirterek, iki ülke arasındaki yakınlığın bölgedeki ve uluslar arası arenadaki dengelere de yansıdığını vurguluyor:

Bir çok Asya ülkesi, Amerika’nın yeterince aktif bir politika izlememesinden ve Çin’in bölgesel bir güç olarak Washington’un yerini almaya başlamasından kaygı duyuyor. Japonya’nın giderek öne çıkması, bu ülkeyi yeniden Çin’in hegemonyacı emellerine karşı doğal bir bölgesel denge unsuru haline getiriyor. Amerika’nın Asya’daki en iyi dostu olan Japonya, dünya genelinde ise bu konuda İngiltere ile yarışıyor. Buna karşılık Fransa ve Almanya’nın Amerikan politikalarına sürekli ve keskin biçimde muhalefet etmesi, bu ülkeleri mevcut müttefikler olmaktan çok eski müttefikler konumuna getiriyor.

Christian Science Monitor gazetesi ise İsrail ile Polonya arasında tanksavar Spike LR füzelerinin üretimiyle ilgili anlaşmayı okuyucularına aktarıyor ve bu anlaşmayla Polonya’nın Irak savaşında Amerika’ya verdiği desteğin karşılığını almaya başladığı yorumunda bulunuyor:

Irak savaşında Amerika’nın en güvenilir müttefiklerinden biri olan Polonya, bunun karşılığını almaya başlıyor. Polonya’nın son ödülü ise Amerika’dan değil, 350 milyon dolar değerindeki on yıllık bir füze anlaşması biçiminde İsrail’den geldi. Polonya’nın Sovyet döneminden kalma füzelerini NATO standartlarına çıkarmasını sağlayacak olan bu anlaşma aynı zamanda, bu ülkeye mali açıdan da bir nefes alma imkanı verecek.

XS
SM
MD
LG