Erişilebilirlik

23 Aralık 2003 - 2003-12-23


23 Aralık tarihli Amerikan gazetelerinde terör tehlikesi seviyesinin sarıdan turuncuya çevrilmesi, Çin Komünist Partisi’nin özel mülkiyete izin verme kararı ve 2004 başkanlık seçimiyle ilgili giderek hız kazanan tartışmalar öne çıkıyor. New York Post gazetesi ise, “unutulan müttefiklerimiz” başlıklı bir makalede Polonya’nın tarih boyunca hep Batı medeniyetini koruduğunu ancak karşılığını alamadığını belirtiyor. Gazete, Polonya birliklerinin İkinci Viyana kuşatması sırasına “Müslüman fatihlere” karşı kahramanca direndiğini belirtiyor ve Türkiye’nin Irak savaşındaki tavrını ise Amerika’yı arkadan bıçaklamak olarak tanımlıyor:

"Polonyalılar şimdi Irak’ta bir kez daha özgürlüğü savunuyor. Kazançları ne mi olacak? Elbette, Amerika’nın ekonomik sıkıntılar yaşayan bir müttefikin bu büyük katkısını değerlendirmesi gerekir. Ancak, Irak’ı Özgürleştirme Operasyonundan hemen önce bizi sırtımızdan ağır şekilde yaralayan Türkiye Washington’dan en az 2 milyar dolar alacak. Ve Irak’ı işgal planında başarısız olan Rumsfeld’in ekibi Ankara’ya yapılacak yardımı 5 milyar dolara çıkarmayı planlıyor. Ya Polonya ne alacak? Tıpkı İran Körfezi’ne birkaç sağlık personeli gönderen ancak daha sonra bu personeli de büyük bir panik içinde geri çeken Çek Cumhuriyeti gibi, NATO bağlantılı programlar için hazırlanan standart 12 milyon dolarlık paketten yararlanacak."

Washington Post ise, Fransa’nın devlet okullarında dini sembolleri yasaklama kararından hareketle farklı laiklik anlayışlarını sorguluyor. Gazete, Fransa ve Amerika’daki laiklik anlayışlarının farklı tarihi kökenlerden kaynaklandığını hatırlatarak, Fransa’nın yaşadığı sorunların da bu farklı laiklik anlayışından kaynaklandığını savunuyor:

"Negatif laiklik anlayışı, devlet kurumlarından ve müdahalesinden korumayı amaçlıyor. Diğer anlayış ise, dinin tarih boyunca neden olduğu trajik bağnazlık ve yıkıcı anlayışın yerine kendini koyarak laikliği alternatif bir inanç olarak görüyor. Genel olarak bakıldığında Amerika’nın devletin rolünü sınırlayan ve dinin kamu hayatına katkısına saygı duyan bir çerçeveyi benimsediği, Fransa tarzı laikliğin ise, kamusal hayatın sınırları dışına itmek için daha saldırgan bir tavır geliştirdiği söylenebilir."

Washington Times ise, İran ile Irak arasındaki ilişkilerin giderek daha da geliştiğine dikkat çekiyor ve Saddam Hüseyin’in yakalanmasının bu sürece ivme kazandırdığı görüşüne yer veriyor:

"İki ülke, Saddam’ın 1980 yılında İran’a saldırmasıyla ciddi yara alan siyasi ve ekonomik ilişkilerini yavaş ama sağlam adımlarla geliştiriyor. İran ve Irak, başta enerji sektörü olmak üzere, ekonomik işbirliğini artırıyor. Ele alınan konulardan birisi de, İran’ın Abadan kentinden, Irak’ın Basra kentine uzanan bir boru hattı. İki ülke arasında ayrıca derin tarihi ve kültürel bağlar bulunuyor. Bahreyn dışında Şiilerin çoğunlukta olduğu sadece iki ülke var; İran ve Irak."

Saddam Hüseyin’in yakalanmasının yankıları sadece Ortadoğu’yla sınırlı değil. New York Times, Lahey’deki Uluslar arası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından aranan Radovan Karadziç ile Ratko Mladiç’in hala yakalanmadıklarını hatırlatıyor ve bu durumun Amerika ile NATO’ya olan güveni sarstığını belirtiyor:

"Karaziç ile General Mladiç’in Mahkeme tarafından suçlanmasının ardından sekiz yılı aşkın bir zaman geçti. Eylül ayında Bosna’yı ziyaret eden Amerika Genelkurmay Başkanı Orgeneral Richard Myers, insan avının NATO için çok zor bir görev olduğunu ve Karaziç ile Mladiç’in yerel muhbirler tarafından ele verilmesini beklediğini söyledi. Ancak Mahkeme’de yaygın olan düşünce, Bush yönetiminin savaş suçlusu zanlılarını adalet önüne çıkarmaktan büyük ölçüde vazgeçtiği ve bazı suçluların adaletten kurtulması pahasına Mahkeme’nin çalışmalarını 2008 yılında bitirmeye kararlı olduğu yönünde."

XS
SM
MD
LG