Erişilebilirlik

15 Eylül 2003 - 2003-09-22


15 Eylül tarihli Amerikan gazetelerinden ilk olarak Washington Post gazetesi yazarı Jackson Diehl’in görüşüne yer veriyoruz. Köşe yazısını Filistin’deki Kalkilya kentinden kaleme alan yazar, Ortadoğu Barış Süreci’nde gelinen noktada ilginç bir gelişmeye dikkat çekiyor:

"İsrail’in, Filistinlilerle olan sınırlarını ayırmak için duvar ve dikenli tellerden oluşan bir set inşa etmeye çalışması, Başkan Bush’un başarısızlığa uğrayan barış planına bir alternatif olarak ortaya çıktı. Şu sıralarda, siyaset ve diplomasi çevrelerinin önde gelen tartışma konusu, bu setin geleceği üzerine yoğunlaşıyor. Hem İsrailliler, hem de Filistinliler, bu yapay sınırın, ‘iki ayrı devlet’ esasına göre inşa edilip edilmeyeceğini sorguluyor. Söz konusu sınırların nereden geçeceği de, ayrı bir tartışma konusunu oluşturuyor. Başbakan Şaron dışında, iktidardaki Likud Partisi’nin önde gelen yöneticileri, iki ayrı devlet öngörüsüne karşı çıkıyor. Bunun yerine Likud Partisi’nin şahinleri, Yahudi yerleşim birimlerinin çoğunu güvenlik çemberine alıp, çevredeki Filistinlilere göreceli bir serbestlik tanıma niyetindeler. İsrailli merkez siyasetçiler ise, bu duvarın tek bir hat olarak çekilip, doğusunda kalan kısmının ayrı bir Filistin devleti olarak kalmasını tercih ediyor. Sayıları son derece azalan barış yanlıları ve ılımlı Filistinliler ise, bu hattın en azından 1967 savaşından önceki sınırlara çekilmesi gerektiğini savunuyorlar."

Wall Street Journal gazetesiyse, Arafat’ın ‘gerekirse öldürülebileceğini’ söyleyerek şimşekleri üzerine çeken, İsrail Başbakan Yardımcısı Ehud Olmert’in görüşlerine yer vermiş. Olmert, gazetedeki görüşlerinde, Başkan Bush’un barış planının sona erdiğini öne sürüyor:

"İsrail, on yıl önce Oslo barış planına birlikte imza attığı Yaser Arafat’ı, sürgüne yollama kararı aldı. Bu şekilde sadece Ortadoğu’da görülebilecek bir çelişki de ortaya çıkmış oldu. Bir yandan Washington’un barış yönündeki diplomatik çabaları, son intihar saldırılarıyla ciddi bir yara alırken, diğer yandan İsrailliler de son on yılda Filistinlilerle yapılan doğrulan görüşmelerden bir sonuç alınmadığını, acı bir şekilde anladı. Geçen haftaki intihar saldırılarıyla birlikte, Oslo sürecinin vaat edilen sonuçları, erişilemeyecek kadar uzaklaştı. İsrail bakanlar kurulu, Arafat’ın teröre destek verdiği ve diplomatik görüşmeleri tıkadığı yönünde bir karara vardı. Normalde Arafat, görüşmelerde devre dışı bırakılmış da olsa, barış sürecini gölgelemeyi sürdürdü. Bundan dolayı İsrailli bakanlar Arafat ve görüşmeler arasında bir seçim yapmak zorunda kaldı, ve barış sürecini seçti. Arafat’ın ne zaman sürüleceği konusu halen görüşülüyor. Bu konuda İsrail, müttefiklerine danışarak uygun bir zemin oluşturmaya çalışacak."

Washington Times gazetesi bir başmakalesinde Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun, İran’ın nükleer programıyla ilgili kararını yorumluyor:

"Irak’taki askeri ve mali sorunlara odaklanan medya, Başkan Bush’un İran’ın nükleer silah programına yönelik çabalarını atladı. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun, Tahran yönetimine, elindeki nükleer programa ait bütün verileri ortaya koyması yönünde uyarıda bulunması, diplomatik anlamda bir zafer oldu. Bir anlamda uluslararası toplum, bu kararla teröre destek veren İran’ın, nükleer silah elde etme çabalarına, tepkisini belirtmiş oldu. Washington’un baskıları sonucu, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun aldığı bu karar, İran’daki rejimi uluslararası anlamda dışlayan bir süreci de başlatmış oldu. Benzeri durum, birkaç yıl önce komşu ülke Irak’ta da yaşanmıştı. Aynı şekilde İsrail de, İran’ın nükleer programına son vermesi amacıyla, bu ülkenin nükleer tesislerini bombalama tehdidinde bulundu. 1981 yılında Irak’taki bir nükleer tesisi aynı amaçla bombalayan İsrail’in bu hareketi, zamanında eleştirilere hedef olmuştu. Ancak yıllar sonra İsrail’ in yaptığı iyiliğin değeri anlaşılmış oldu."

XS
SM
MD
LG