Erişilebilirlik

AB'ye 9 Yeni Dil Daha Eklenecek - 2003-08-11


Avrupa Birliği yeni üyelere doğru genişledikten sonra doğacak dil sorununu aşma yolları arıyor.

191 devletli Birleşmiş Milletler’de sadece 6 dilin resmî çalışmalarda kullanılması örneğinden hareket eden Avrupa Birliği yöneticileri yılda 3 milyon sayfanın çevrildiği belgeler ile toplantıları anında tercüme eden mütercim sayısını yenileriyle birlikte 20 lisan için arttırmak istemiyor.

Yeni arayışlar en çok kullanılan yabancı diller lehine sonuçlanırsa, Türkiye veya Kıbrıs Türkleri üye olsalar bile Türkçe’nin resmi diller arasına eklenmesi mümkün olmayacak.

Amerika'nın Sesi Avrupa Muhabiri Nusret Özgül, haberinde, "Türkçe’nin resmî çalışma dili olarak kullanılacağını iddia edenlerin biraz sabretmeleri gerekiyor" diyor:

Babil Kulesi, Nuh’un torunlarının gökyüzüne erişmek için inşa ettikleri yapıdır. Amaç gökyüzünün egemenliğini insanın eline geçirmesidir. Dinî kitaplarda, Babil Kulesi’nin tepesinde bir de tapınak bulunduğu yazılır. Babil Kulesi şimdi Avrupa Birliği’nde sıkça kullanılan bir tabir oldu.

Genişleme oldukça Avrupa kurumlarının binalarına eklenen katlar, yönetim kadrosunun bürolarının en tepede bulunması, konuşulan dil sayısının artması bu tabir çerçevesine giriyor.

1 Mayıs 2004 tarihinden itibaren nezaket icabı her zaman meslekdaşlarına ana dillerinde günaydın demeyi adet edinenlerin işleri bile zorlaşacak. Şu anda 15 üyeli Avrupa Birliği’nde 11 ayrı dil çalışmalarda kullanılıyor ve toplantılarda anında tercüme ediliyor.

İngilizce, Almanca ve Fransızca’nın bazı ülkelerde ana dil olması mütercimlerin işlerini kolaylaştırıyor demek de mümkün. Avrupa Birliği terminolojisini 11 ayrı dile uydurmak hiç de kolay değil, diye yakınanlar da az değil.

Gelecek yıldan itibaren 9 yeni lisanın eklenmesiyle işler daha da zorlaşacak. Zira, yeni katılacaklar kesinlikle anadillerinden ödün vermek istemiyorlar. Kıbrıs için sorun yok, İngilizce de geçerli, Rumca da... Bu iki lisan zaten resmî çalışma dili olarak kullanılıyor. Ama diğerlerinin şu anda emsali yok.

Her belgeyi 20 ayrı dilde tercüme etmek, toplantılarda anında dinleyicilere çevirmek müthiş bir zaman kaybına yol açacağı gibi, masrafları da arttıracak. Buna bir de kelimelerin nüanslarından dolayı ortaya çıkacak sorunlar eklenince, Avrupa Birliği’nin Babil Kulesi az sarsıntı geçirmeyecek.

9 yeni dilin Avrupa ailesine katılmasıyla, bütçenin tercüme faslına 1 milyar euro eklemek gerekiyor. 2006 yılında Romanya ve Bulgaristan’ın da katılması halinde fatura daha da ağırlaşacak.

İşte her alanda mevzuat uyumuna giden, aksamayan bir birlik oluşturmaya çalışan Avrupa Birliği şimdi resmi dil sorununu nasıl aşabileceğini araştırmakla meşgul. Esperantoyu yeniden gündeme getirenler bile var. Ancak bu dilin öğrenilip, kullanılacak düzeye erişebilmesi için yılların gerektiğinin de herkes bilincinde olduğundan, fazla destek görmüyorlar.

Birleşmiş Milletler uygulaması’nı örnek gösterenlere destek daha fazla. 200’e yakın devletin üyesi olduğu Birleşmiş Milletler’de sadece 6 dil, diğer bir deyişle İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Arapça, Rusça ve Çince çalışmalarda kullanılıyor ve bilinmesi zorunlu.

Gerçi Avrupa Birliği kurumlarında çalışan 20 bin kadar memurun ilk bilmesi gereken dil İngilizce ama bu durum Fransızlar ile Almanları memnun ediyor demek de mümkün değil. Üstelik, Avrupa Birliği gemisinin çarklarına her zaman çomak sokmalarıyla tanınan İngilizlerin resmî çalışmalarda anadillerine öncelik kazandırmaları da eleştirilere yol açıyor.

İngilizler de Şekspir dilinin Brüksel kurumlarınca katledildiğinden şikâyetçiler. Londra’da kullanılan İngilizce ile Avrupa Birliği’ndeki İngilizce arasında dağlar kadar fark olduğunu ve kendilerinin bile bilmedikleri kelimeler uydurulduğunu söylüyorlar.

Bu arada bölgesel fakat önemli dillerin konuşulduğu yerlerin temsilcileri de kıyameti koparıyorlar ve aşırı milliyetçilik sergileyerek belgelerin kendi dillerine tercüme edilmesini istiyorlar.

İspanya’da Catalan, Lüksemburg’da Lüksemburgca, Fransa’da Galiçe gibi milyonların anadili olan lisanların arada kaynaması kültürel asimilasyon olarak yorumlanıyor.

Anlayacağınız daha vakit var ama Türkçe’nin resmî çalışma dili olarak kullanılacağını iddia edenlerin biraz sabretmeleri gerekiyor. Bakalım Avrupa Birliği’nin tercihi hangi resmi dil veya dillerden yana olacak.

Bugünlük Brüksel’den sizlere "dobre rano". İster "günaydın" anlamına alın, isterseniz "iyi günler"...

Hangi dilden mi? Slovakça...

XS
SM
MD
LG