Erişilebilirlik

'Merkez Sağ 87'den Beri Oy Kaybediyor' - 2002-11-27


Washington'daki Ulusal Demokrasi Vakfı'nın (National Endowment for Democracy) düzenlediği panelde 3 Kasım seçim sonuçlarını, Uluslararası ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanı Zeyno Baran ile gazeteci Andrew Finkel değerlendirdi.

Michigan Üniversitesi’nde gazetecilik dalında çalışmalar yapmak üzere ABD'de bulunan Andrew Finkel, uzun süre Türkiye’de yaşamış olan bir gazeteci. Çeşitli Türk gazetelerinde de yazmış olan Finkel, 3 Kasım’da seçmenin davranışını şöyle değerlendirdi.

"Türk seçmeni sürpriz bir sonuç sağladı. İyi bir yargılama ve sağduyulu bir yaklaşımla Türkiye’nin uzun zamandır özlemini çektiği siyasi istikrarı getirdi."

Türkiye’de pek çok sorunun ekonomik kaynaklı olduğuna dikkat çeken Finkel, IMF’den en büyük miktarda borç alan ülkenin de Türkiye olduğunu söyledi. IMF ile Türkiye arasında yaklaşık 30 milyar dolarlık bir borç anlaşması imzalanmış durumda. Finkel, Türkiye’de istikrarsızlığın ana nedenlerinden birinin enflasyon olduğunu söylüyor.

"Türkiye’de enflasyon en azından son 20 yıla damgasını vurdu. Yüzde 80’e kadar çıktı. Bu günlük hayatta insanların yaşantısına yansıyor. Örneğin, evinizin ne kadar değer kazanıp kaybedeceğini bilemiyorsunuz. Gelecek için plan yapmak zorlaşıyor. Türkiye’de kronikleşen bu sorun pratikte pek çok şekilde etikisini gösteriyor ancak insanlar bu duruma o kadar alıştılar ki, çoğu zaman bunun farkına bile varmıyorlar."

Finkel, ekonomik sorunların geçmiş hükümetin sonunu getirdiğini de söyledi. Başbakan Bülent Ecevit’in, Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz ile kurduğu koalisyon hükümeti döneminde iki büyük ekonomik kriz yaşandığına dikkat çeken Finkel, koalisyon hükümetlerinin de Türkiye’ye genellikle istikrar getirmediğini belirtti. Finkel, seçim sistemindeki baraj engeline rağmen bu defa tek parti hükümetinin başa gelmesinin hemen piyasalara olumlu yansıdığını söyledi.

"Seçimin ana sonucu faizlerin büyük ölçüde düşmesi oldu. Borsada da yüzde 35 oranında değer artışı yaşandı. Yeni hükümet mali piyasalar tarafından çok olumlu karşılandı."

Andrew Finkel’den sonra söz alan, Uluslararası ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanı Zeyno Baran da ekonomik krizin Türkiye’de siyasetin yönünü etkilediğini belirtti.

"Türkiye’de ekonomik kriz yaşanmasaydı, Çiller ve partisi muhtemelen yüzde 10 barajını geçecekti ya da seçimden daha farklı bir siyasi tablo çıkacaktı. Ayrıca seçim öncesi hükümetin, 3 koalisyon partisinin de barajın altında kalması ekonomik sorunlara bağlı."

Ekonomik faktörün AKP’ye başarı getirdiğini söyleyen Baran, bu partiye oy veren kesimin kim olduğunun hala araştırmacılar anlaşılmaya çalışıldığını ve hala İslamcı olarak bahsedilen partinin nasıl nitelenmesi gerektiğinin tartışıldığını söyledi.

Türkiye’nin siyasi ortamında mali istikrarın yeterli olmadığını söyleyen Andrew Finkel ise “İslamcı” olarak nitelenen bir partinin başa gelmesinin başka sorunlara yol açtığını söyledi.

"Aslında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin İslamcı olduğunu yazarsanız, partiden hemen telefon geliyor, İslamcı değil muhafazakar olduklarını söylüyorlar. İslami kökleri olmadığı ve Türk halkının muhazakar eğilimlerinden yola çıkan bir parti olduğunu açıkça belirtiyorlar. Bu da bir yere kadar doğru."

Gazeteci Andrew Finkel’e göre AKP, Türkiye siyasetinde önemli rolü olan orduyla çatışma potansiyeli taşıyor. Türkiye’de organize kurumlardan birinin ordu, diğerinin ise AKP olduğunu öne süren Finkel, bu rekabetin bir gün sorun çıkarabileceğini düşünüyor. Ancak Finkel’e göre Adalet ve Kalkınma Partisi aslında ordunun ve Türkiye siyasi elitinin ürünü. Finkel, Türkiye’de askeri darbelerin ardından solcu eğilimleri bastırmak için Batı’nın da sağ kesimi desteklediğini, okullarda dini eğitimin arttığını söylüyor.

Baran ise son 20 yıl içinde merkez sağ partilerin oylarının gittikçe azalırken, İslami kökleri olan partilerin gittikçe oy kazandığını belirtti.

"Bunun nedeni köyden kente göç ve yoksulluk, ayrıca Türklerin, son 70 yılda pek yapmadığı bir şekilde Müslüman kimliğiyle gittikçe barışmaya başlaması da olabilir. Bu seçimin önemi büyüktü. AKP’nin başarısı da İslam ve demokrasinin bir arada yürüyebildiğinin dünyada görülmesi açısından önemli. İslam dünyadaki ikinci büyük din. Avrupa’da ikinci, Amerika’da üçüncü durumda."

Baran, Freedom House kuruluşunun araştırmasına göre halkının çoğu Müslüman olan ülkelerin sadece yüzde 23’ünün demokratik olduğunu söyledi. Buna karşılık halkı Müslüman olmayan ülkelerde demokratikleşme oranı yüzde 75. Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki 16 Arap ülkesinin hiç biri demokratik sayılmıyor.

Yeni hükümetin önünde çözüm bekleyen sorunların İslam ve demokrasi tartışması değil dış politika konuları olduğunu söyleyen Baran, en başta da Avrupa Birliği’nin 12 Aralık’ta yapılacak Kopenhag zirvesi ve Kıbrıs konusu olduğunu belirtti.

"Yeni hükümetin Kıbrıs konusunda sürpriz adımlar atacağını sanıyorum. Ardından da yine ekonomiyi direk ilgilendirecek olan Irak konusu geliyor. Parti bütün bu sorunlarla başa çıkabilecek mi? AKP parti programında herşey güzel görünüyor. Ancak bazı kriz noktaları olabilir. Örneğin, Türkiye’deki radikal laiklerle çıkacak sorunlar olabilir. Hükümetin yaptığı her şeye sistemin içine sızıp, sistemi değiştirecekler mi, takiye yapacaklar mı gözüyle bakılıyor."

Zeyno Baran ve Andrew Finkel, AKP’nin Kıbrıs konusunda Avrupa Birliği’ne görmeye yönelik adımlar atacağına inanıyor. AB’nin, Türkiye’ye müzakere tarihi vermesi konusunda ise Baran, müzakere tarihinin çıkacağını, Finkel ise ya tarih ya da tarih verilmesi için AB ile Türkiye arasında yeni bir randevu yapılacağını düşünüyor.

XS
SM
MD
LG