Erişilebilirlik

"Bu olaylar Amerika'yı değiştirecek" - 2001-09-14


New York ve Washington’daki terörist saldırılar Amerika’da şok etkisi yarattı. Saldırıların milyonlarca kişi tarafından anında ve olduğu gibi televizyonda izlenmesi ve kayıpların insani boyutunun büyüklüğü ülkeyi adeta toplumsal travmaya soktu. Psikologlara göre saldırıların açtığı psikolojik yaranın iyileşmesi kolay olmayacak. New York’ta Dünya Ticaret Merkezi’ndeki iki gökdelenle, Washington’da Savunma Bakanlığı binasına yapılan saldırılar, Amerika’nın, 1941 yılındaki Pearl Harbor baskını ve hatta 1861-1865 yılları arasındaki iç savaştan buyana milletçe yaşadığı en büyük travma olarak niteleniyor.

Uzmanlara göre bu ulusal felâketin boyutu o kadar büyük ki Amerika bir daha asla eski Amerika olmayacak. İlk günlerin şokunu atlatan halk, ülkenin nasıl bu duruma geldiğini anlamaya çalışıyor. Amerikalılar kişisel özgürlüklerine düşkünlükleriyle bilinirler. Zaten kovboy ve vahşi batı efsanesi de gücünü kendi kendine yetme, kendi yağında kavrulma ilkesinden alır. Amerika’nın bir kıta olması ve Dünya’nın iki büyük okyanusuyla çevrili olması da buraya yerleşen Avrupalıların kendi kendine yeterli olabilme isteğini körüklemişti. Amerikalılar Birinci Dünya Savaşı’na kadar kendi dünyalarında kendi başlarına yaşamayı tercih ettiler, dünya sorunlarına özellikle ilgisiz kaldılar. Amerika’nın, suyla çevrili bir kale olmadığı ilk kez 1993 yılında Dünya Ticaret Merkezi’nin ikiz gökdelenlerinden birine yapılan bombalı saldırıyla anlaşıldı. Gökdelenlerden birinin zemin katındaki otoparka bırakılan bomba yüklü minübüsün infilak etmesi 6 kişinin ölümüne, bir milyar Dolardan fazla da maddi hasara yolaçmıştı. İkinci darbe 1996 yılında Oklahoma City’deki patlamaydı. 171 kişinin öldüğü bombalı saldırının Ortadoğulu isimsiz bir intihar komandosu değil devlet düşmanı genç bir Amerikalı tarafından yapıldığının anlaşılması toplumun yüreğine bir hançer gibi saplandı.

Amerika Ulusal Toplum Sağlığı Merkezi’nden psikolog Laurie Young, son saldırıların, Amerikalıların dokunulmazlık duygusunu daha da zayıflattığını söylüyor: "Amerikalılara özgü safça bir güvenlik duygusu bu. Biz diğer uluslar gibi değiliz… Bize birşey olmaz… Bize birşey yapamazlar duygusu… Amerikalılar, kendi kafalarında yarattıkları bu sanal kalkanın delindiğini görünce şok oldular. İlk şaşkınlık yerini öfkeye bırakıyor. Öfkenin hedefi ise hükümet. Hükümetin nasıl olup da bunu önleyemediği."

Başka bir psikologa göre, son olaylar, Amerikalılara, ülkelerinin, iyi veya kötü, dünyanın diğer ülkelerinden farklı olmadığını gösterdi. Afet Yardım Merkezi uzmanlarından psikolog Gerard Jacobs, New York ve Washington’daki saldırıların, Amerikalıları, bu acı gerçeği kabul etmek zorunda bıraktığını söylüyor: "Bu duyguya Amerika’nın masumiyetini yitirmesi diyebiliriz. Amerikalıların günlük yaşamı bir daha asla eskisi gibi olmayacak."

İki bombalı saldırıyı, yaklaşık 60 yıl önce, Japon uçaklarının Hawai adasındaki Pearl Harbor’ı bombalamalarına benzetenler var. Amerika’nın Honolulu yakınlarındaki Büyük Okyanus merkez üssüne yapılan saldırıda 2,600 asker ölmüş, ardından Amerika Japonya’ya savaş ilan etmişti. Fakat, Pearl Harbor baskınının aksine New York ve Washington saldırılarını yapanların adresi belli değil. Psikologlara göre Amerikalıları en çok kızdıran da bu. Saldırganın bilinmemesi. Bilinmediği için cezalandırılamayacağı kaygısı. Cezalandırılamayacağı için de tekrarlanabilmesi ihtimali.

Bazı uzmanlar, Pearl Harbor baskınından sonra Amerika’nın tecrit politikasını değiştirdiğine dikkati çekiyor, son olayların da Amerika’yı daha aktif bir dış politika izlemeye zorlayacağını ileri sürüyor. Virginia Politeknik Enstitüsü’nden psikolog Russell Jones, Amerika’nın zayıflığını anlamakla güçleneceğini belirtiyor: "Uzun dönemde ülkeyi kuvvetlendireceğine inanıyorum. Birlik ve beraberliği arttıracak, değişik kurumlar ve kendi aramızdaki farklılıklarımızı gidermemize yardımcı olacaktır." Amerika Ulusal Toplum Sağlığı Merkezi psikologlarından Laurie Young, bunun tam tersinin de olabileceğini, terörist eylemleri önleyebilmek için güvenlik önlemlerinin eşi görülmemiş boyutlara çıkabileceğini söylüyor. Otobüs terminalleri, tren istasyonları, havaalanları ve limanlardaki güvenlik önlemlerinin Amerika’yı polis devletine çevirebileceğini vurgulayan psikolog Young “Amerika’nın değişeceğine kuşku yok” diyor ve ülkeyi çok stresli günlerin beklediğini söylüyor.

XS
SM
MD
LG