Erişilebilirlik

Belçika hükümeti Sharon'dan özür diledi.  Haberin tamamı için tıklayın. - 2001-08-07


Kuruluşu 2 yıl içinde tamamlanması beklenen uluslararası savaş suçları mahkemesi, savaşlar ve etnik çatışmalarda insanlık suçu işlediği iddia edilen kişilerin adalet önüne çıkarılması açısından yeni bir çığır açacak. Şimdiden uluslararası alanda tartışmalara yolaçan mahkemenin kurulabilmesi için 60 ülkenin onayı gerekiyor ve bu sayıya iki yıl içinde ulaşılması bekleniyor. Bu arada çeşitli ülkelerin ulusal mahkemeleri, uluslararası mahkemenin kuruluşunu beklemeden, insanlık suçu işlediği iddia edilen bireyleri yargılama yoluna gidiyor. 8 Haziran'da Belçika'da bir mahkeme, Afrika ülkelerinden Ruanda'da Tutsi kabilesi üyelerini katleden Hutu milislerine yardım ettikleri gerekçesiyle iki katolik rahibeye "soykırım" suçu işlemekten 12 ve 15 yıl hapis cezaları verdi. Yine Belçika'da bir mahkeme, İsrail'in Lübnan'daki işgali sırasında Filistin mülteci kamplarında girişilen katliam nedeniyle Başbakan Ariel Şaron hakkında dava açtı. Şili'nin eski diktatörü General Augusto Pinochet, geçen yıl özel ziyaret için bulunduğu İngiltere'de, ülkesinde insan haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle tutuklandı ve mahkeme önüne çıkmaktan ancak yaşının ilerlemiş ve sağlığının bozuk olması nedeniyle kurtuldu.

Bu olaylar, özellikle siyasi liderleri, nerede olursa olsun işledikleri suçlar nedeniyle, bulundukları yerde adalet önünde hesap vermeye zorlama şeklinde yeni bir kararlılığın sözkonusu olduğunu gösteriyor. Washington'daki Uluslararası Barış Enstütüsü üyelerinden ve daha önce savaş suçları konusundaki uluslararası toplantılarda Amerika'yı temsil etmiş olan eski büyükelçi David Scheffer, önümüzdeki dönemde birçok siyasi liderin adalet önüne çıkarılabileceğini söylüyor ve şöyle devam ediyor: "Evrensel yargı yetkisi denebilecek yeni bir doktrin ortaya çıkıyor. Bunun anlamı şu: Herhangibir ülkenin ulusal mahkemesi, uluslararası suç diye nitelenen eylemlerde bulunduğu iddia edilen kişileri, bu eylemler başka ülkelerde de yapılmış olsa, soruşturup yargılayabilir."

İnsan haklarını savunan gruplar bu gelişmeyi memnunlukla karşılıyor ancak uluslararası mahkemenin gerçekleşmesi için henüz aşılması gereken engeller bulunduğunu kabul ediyorlar. Güney Amerika ülkeleri'nden Şili ve Arjantin'de yerel mahkemeler, ABD eski Dışişleri Bakanlarından Henry Kissinger'ın, görevdeyken Latin Amerika'da izlenen Amerikan politikası ve özellikle bu ülkelerdeki diktatörlüklere destek verilmesi konusunda bazı soruları mahkeme önünde cevaplamasını istiyorlar. Son günlerde Danimarka Adalet Bakanı, İsrail'in Kopenhag'a göndereceği yeni büyükelçi aleyhinde, Filistinli mahkumlara işkence yapılmasını onayladığı gerekçesiyle adli işlem yapılabileceğini söyledi. Belçika'da bir mahkemede, İsrail Başbakanı Ariel Şaron aleyhinde, Lübnan'daki olaylar nedeniyle dava açılabileceğine karar verdi. Ancak böyle bir dava açmanın siyasi zorluklarını, insan hakları grupları da itiraf ediyor. Merkezi New York'taki İnsan Hakları Hukukçular Komitesi yetkilisi Bruce Broomhall şöyle diyor: "Bu gibi durumlarda diplomasiyi gözönünde tutmak gerekiyor. Belçika şu anda Avrupa Birliği'nin dönem başkanı. Şaron gibi siyasi liderler, bu nedenle Belçika'yı ziyaret etmek isteyecektir. Dolayısıyla Belçika hükümeti bir yandan diplomatik ilişkilerini yürütürken diğer yandan kendi adalet sisteminin, bağımsız bir şekilde nasıl işleyeceği konusunda karar vermek zorunda. " Nitekim, Belçika Dışişleri Bakanı, bağımsız mahkemenin girişimi nedeniyle İsrail Başbakanı Şaron'dan özür diledi ve hakkındaki adli işleme imkan veren Belçika yasasının değiştirilmesi gerekebileceğini bildirdi.

Eski Amerikalı diplomat Scheffer da hukuki ve siyasi kaygılar arasında denge kurmak gerektiğini düşünüyor. Scheffer, Irak lideri Saddam Hüseyin ve eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç gibi bazı liderler hakkında soruşturma yapılması ve bunun sonucuna göre yargılanmaları gerektiğini kabul ediyor. Ancak eski diplomat, yeni gelişmekte olan evrensel yargı yetkisi anlayışının, yabancı ülke liderleri aleyhinde bir siyasi silah olarak kullanılması tehlikesinin sözkonusu olduğunu belirtiyor. Scheffer, bir uluslararası mahkeme kurulabilirse bu karışıklığın önlenebileceğini söylüyor. Ancak bazı hukukçular aynı görüşte değil. Amerika'da Virginia Üniversitesi hukuk profesörlerinden Curtis Bradley, adli makamların siyasi liderlerin peşine daha iddialı bir şekilde düşmesinin uluslararası anlaşmazlıkları azaltmak yerine arttırabileceğini düşünüyor. Baskı rejimi kuran bir siyasi liderin görevden ayrıldığı takdirde yargılanabileceği korkusuyla ölünceye kadar görevde kalmak isteyebileceğini belirten uzman şöyle diyor: "Son zamanda tanık olduğumuz birkaç yargılama girişiminin, dünyada siyasi liderlerin daha az insanlık suçu işlemesini teşvik edici bir etki yaratacağını hiç zannetmiyorum. Bu tür suçları işlemeye eğilimi olan bir liderin, sırf bir gün işbaşından ayrılırsam beni yakalayıp uçuncu bir ülkede yargı önüne çıkarırlar diye düşünüp de davranışını değiştireceğine inanmıyorum."

Yine de yeni uluslararası hukuk anlayışını savunan çevreler, adalet yolunda bazı haksızlıkların sözkonusu olabileceğini ancak dünyanın değişik köşelerindeki diktatörlerin, "bir gün beni, benim kontrolum dışındaki bir adalet sistemi önüne çıkarabilirler," diye düşünmesi zamanının geldiğini belirtiyorlar.

XS
SM
MD
LG