Erişilebilirlik

Oscar Ödül Töreni 7 Mart'ta


Oscar Ödül Töreni 7 Mart'ta

Oscar Ödül Töreni 7 Mart'ta

<!-- IMAGE -->

Eskiden Şubat ayında yapılan Oscar ödül töreni, bu yıl Mart ayında yapılacak. 7 Mart Pazar gecesi düzenlenecek töreni bu yıl Steve Martin ve Alec Baldwin beraber sunacak. Aralarında Oscar adayları da olmak üzere bazı sanatçılar ve film eleştirmenleri, Oscar sürecini sanatsal bir yarıştan ziyade Hollywood’un reklamı olarak niteliyor.

Oscar ödülleri “Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi” adlı meslek kuruluşu tarafından veriliyor. Aday film ve sanatçıları ise, 6 bine yakın Akademi üyesi seçiyor. Oscar’a aday gösterilen film ve sanatçılar her yıl Şubat başında açıklanıyor. Şimdiye kadar genellikle Şubat sonunda yapılan ödül töreni bu yıl 7 Mart’ta yapılacak.

Bu yılki en iyi yardımcı erkek oyuncu adayları arasında Avusturyalı sanatçı Christoph Walths da var. “Inglourious Basterds” adlı tarihi fantezi filmindeki Nazi subayı rolüyle dikkatleri üstüne çeken Walths, Oscar ödüllerinin kazanmayla kaybetmeyle ilgili olmadığını söylüyor.

Avusturyalı aktör Christoph Walths, Oscarın, yarışma ya da start tabancasıyla başlayan Maraton olmadığını belirtiyor. Adayların birbirleriye mücadele eden sporculara benzemediğini ileri süren Walths, devamla “Oscarlar sayesinde hayatımda görmediğim güçte dostluk ilişkileri kurdum” diyor. Quentin Tarantino'nun yönettiği “Inglourious Bastards”, en iyi film kategorisi de olmak üzere sekiz dalda aday.

Lee Daniels ise geçen yıl çok ilgi çeken “Precious” filmini yönetmeni. Türkçe, değerli, kıymetli, eşsiz anlamına gelen “precious” sözcüğü, filmin kahramanı genç kızın adı. Öz babasından ikinci kez hamile kalan, annesi tarafından sürekli taciz edilen, aşırı şişman ve yoksul Precious’ı, filmde, siyah aktris Gabourey Sidibe canlandırıyor. Lee Daniels, seyircilerin, Harlem’de doğmuş büyümüş, okuma-yazması olmayan 16 yaşında bir siyah çocuğunun yaşamına bu kadar ilgi göstermelerine şaştığını söylüyor. Hem yönetmen hem de yapımcı dallarında adaya gösterilen Lee Daniels, filmin kahramanı Precious gibi siyah. Başarılı yönetmen aynı zamanda eşçincel.

Adaylığını başta ciddiye almadığını söyleyen yönetmen, daha sonra binlerce mektup alınca fikrini değiştirdiğini söylüyor. Lee Daniels, “Oscar’a adaya gösterilmenin önemini, sadece siyahlar değil beyazlardan da, eşcinsellerden de, Çinli filmcilerden de mektup almaya başlayınca anladım!” diyor.

Oscar’da her dalda beş aday var. Ancak bu yıl En İyi Film dalında ilk kez 10 film aday gösterildi. Başka bir deyişle adayların çoğu törenden sonra evlerine eli boş dönecek. Ödülü başkasına kaptıran adaylar yenilgiyi olgunlukla karşılasalar da, tören gecesi üzüntülerini yüzlerinden okumak mümkün.

Maggie Gyllenhaal, Crazy Heart filmindeki rolünden ötürü En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterildi. Film, eskiden çok ünlü olan bir müzisyenin hayatıyla ilgili. İşsizlik ve ailevi nedenlerle kendini içkiye vermiş olan sanatçıyı başarılı aktör Jeff Bridge, onu, içinde bulunduğu bataktan çıkaran kadın gazeteciyi ise Maggie Gyllenhaal canlandırıyor.

Gyllenhaal, birlikte oynadığı ünlü aktörün kendini ödül için çok heyecanlanmaması konusunda uyardığını söyledi.

Gyllenhaal, Jeff Bridges’in Oscar’ı gök kuşağına benzettiğini söylüyor ve “devam ettiği kadar bak ve keyfini çıkar” dediğini aktarıyor.

<!-- IMAGE -->

Bu yıl 82'incisi dağıtılacak olan Oscar ödüllerinde, Avatar ve The Hurt Locker, en iyi film ve en iyi yönetmen de dâhil olmak üzere dokuz dalda aday gösterildi. Yönetmen James Cameroon’un bilim kurgu filmi Avatar, bir milyar dolardan fazla para kazanarak gişe rekoru kırmış bulunuyor.

Eski rekor, 1997 yapımı ve yine kendisinin yönettiği Titanik filmindeydi.

Avatar gibi dokuz ayrı dalda aday gösterilen The Hurt Locker filmi, Irak’ta, direnişçilerin bombalarını etkisiz hale getirmekle görevli Amerikan askerleriyle ilgili. Filmin yönetmeni, James Cameroon’un eski eşi Kathyrn Bigelow. Başka bir deyişle eski karı koca, hem en iyi film, hem de en iyi yönetmen ödülünü kazanmak için yarışacak.

Aktör Jeremy Renger da, “The Hurt Locker” filmindeki rolüyle En İyi Erkek Oyuncu dalında aday gösterildi. Renger, “filmi tamamladığımızda zaten Oscar almış gibi hissetmiştik” diyor.

Jeremy Renger, filmin, kamuoyunun dikkatlerini Irak’a savaşına ve Amerikan askerlerinin sorunlarına çekmiş olmasından mutluluk duyduğunu söylüyor ve “bu yetmiyormuş gibi bir de Oscar’a aday gösterilmek çok hoş bir duygu” diyor.

Amerikan film sektöründe Oscar’ın yanı sıra başta Altın Küreler olmak üzere küçüklü büyüklü sayısız ödül var. Ama hiçbiri Oscar’ı aşamıyor.

Colin Firth, yönetmen Tom Ford’un “A Single Man” filminde canlandırdığı eşini kaybeden profesör rolüyle En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterildi. 60’lı yıllarda geçen film, eşini bir trafik kazasında kaybeden orta yaşlı bir erkeğin acısı ve yalnızlığıyla ilgili. Colin Firth, aday olduğu açıklanır açıklanmaz hayatının değiştiğini söylüyor.

En çok “Bridget Jones’un Günlüğü” filmiyle tanınan aktör, aday olduğunu öğrendikten sonra telefonlarının aralıksız çaldığını, her yere çağrıldığını, her yere yetişmeye çalıştığını, hiçbir şey yapamadığını ama sonuçta dünyanın en mutlu insanı olduğunu söylüyor.

Oscar ödül töreni sadece Amerika’da değil tüm dünyada ilgiyle izleniyor. Bunun bir nedeni Amerikan filmlerinin çok popüler olması, başka bir nedeni ise adaylar arasında yabancı filmlerin de bulunması. Bu yılki En İyi Yabancı Film adayları, İsrail’den “Ajami”, Arjantin’den “El Secreto de Sus Ojos”, Peru’dan “The Milk of Sorrow”, Fransa’dan “Un Prophète” ve Almanya’dan “The White Ribbon.”

XS
SM
MD
LG