Erişilebilirlik

17 Şubat Amerikan Basınından Özetler


<!-- IMAGE -->

Washington Post Taleban’ın iki numaralı lideri Molla Abdülgani Baradar’ın yakalanmasıyla örgütün büyük bir darbe yediğini yazıyor. Gazete, Pakistan’ın bu operasyondaki işbirliğini de önemli bir adım olarak görüyor:

“Obama’nın Pakistanlı generalleri kendi yanına tam olarak çekip çekmediği hala belirsiz. Pakistan şu ana kadar sadece bir Taleban liderinin yakalanmasında işbirliği yaptı. Pakistan ordusu, sınırdaki Taleban kamplarına karşı saldırmayı kabul etmedi. Ancak yine de Baradar’ın yakalanması 2001’den bu yana Afgan Taleban’ına vurulan en büyük darbe oldu. Eğer bu operasyon istisnai bir örnek değil de yeni bir dönemin başlangıcı ise bu, Obama’nın Afganistan’daki birlikleri takviye kararının başarıya ulaşma ihtimalinin daha da arttığı anlamına gelir.

Christian Science Monitor Obama’nın 2011 Temmuz’unda çekilme kararının Afganistan, Pakistan ve Hindistan’ı harekete geçirdiğini yazıyor. Gazete, Taleban lideri Baradar’ın yakalanmasını buna bağlıyor:

<!-- IMAGE -->

“Bir süper gücün bir bölgeden çekilme kararı alması, o bölgedeki kilit oyuncuları da harekete geçirir. Şimdi bu kilit oyuncular, ortaya çıkacak boşluğu doldurmak üzere harekete geçtiler. Ancak Hindistan’ın, Pakistan’ın ve Karzai’nin Amerika sonrası döneme ilişkin bütün manevralarına rağmen, Afganistan Talebanı’nın ne olacağı hala belirsizliğini koruyor. Amerika ve Hindistan, Kabil hükümetinin ülkeyi kısmi bir İslami yönetime götürecek bir taviz vermesine karşı çıkıyor. Karzai ve Pakistan ise, Taleban’ın üst düzey yöneticileriyle masaya oturmaya daha sıcak bakıyor. Sonuç ne olursa olsun, Baradar’ın yakalanması Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekilmesini kolaylaştıracak gelişmeleri hızlandıracaktır. Çekilme takviminin açıklanması, en azından bu işe yaradı.”

Boston Globe Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın İran’ın askeri bir diktatörlüğe gittiği yönündeki açıklamasını yorumluyor. Gazete, açıklamayı Devrim Muhafızları’na yönelik yeni yaptırımların habercisi olarak görüyor:

“Clinton, İran halkını askeri baskının kurbanı olarak tanımladı. Clinton’ın bu açıklaması hem İran halkıyla dayanışma ifade ediyor hem de Obama yönetiminin ikili politikasına meşru bir zemin hazırlıyor. Tahran’a diplomatik bir çözüm öneren Obama yönetimi, bu önerinin reddedilmesi halinde İran’ın günlük yaşamındaki etkisini giderek artıran Devrim Muhafızları’na karşı yaptırım uygulamak zorunda kalacak. Clinton’ın bu açıklaması Amerika’yla müttefik olan birçok Arap monarşisi ve otokrasisi tarafından şüpheyle karşılanacaktır. Ancak bu açıklama, İslam alemindeki en Amerikan yanlısı halkla, İran halkıyla Amerika’yı aynı safta birleştirecektir.”

<!-- IMAGE -->

USA Today işçi sendikalarının Panama, Kolombiya ve Güney Kore ile serbest ticaret anlaşmalarına karşı çıkmalarını eleştiriyor. Gazete, işsizlikle mücadelede serbest ticaretin büyük önem taşıdığını savunuyor:

“Son durgunluk, Amerika’da sekiz milyon kişinin işsiz kalmasına neden oldu. Ancak durgunluk öncesindeki 15 yıl boyunca ihracatın artması ve imzalanan serbest ticaret anlaşmaları sayesinde Amerikan ekonomisi 25 milyon kişilik bir istihdam yaratmıştı. Obama, Birliğin Durumu konuşmasında, önümüzdeki beş yıl içinde ihracata bağlı olarak iki milyon kişilik istihdam yaratmayı hedeflediğini söyledi. Bu, ihracat yapılması hedeflenen ülkelerin ekonomik durumları da göz önüne alındığında fazlasıyla iyimser, hatta bazılarına göre gerçekçi olmayan bir hedef olabilir. Ancak Obama bu hedefe ulaşmak istiyorsa, öncelikle Demokrat Parti’deki arkadaşlarını, işçi sendikalarının elinde oyuncak olmanın kimseye bir faydası olmadığı konusunda ikna etmelidir.”

XS
SM
MD
LG