Erişilebilirlik

İran 2010 Yılında Gündemdeki Yerini Koruyacak


2009 yılı, İran İslam Devrimi’nin 30’uncu yılddönümüydü. Ancak 2009 İran’da muhalefetin ayaklandığı yıl olarak da hatırlanacak. Amerika’yla İran arasında diyalog sağlanacağı umuduyla başlayan 2009’un sonuna gelindiğinde nükleer programı konusunda uzlaşmaz ve daha da baskıcı bir İran ortaya çıktı.

Başkan Barack Obama seçim kampanyası sırasında İran’a diyalog çağrısında bulunacağını söylemişti. Nitekim iktidara geldikten sonra Obama’nın İran’ın dini lideri Ayatullah Ali Hamaney’e birkaç mektup yazdığı açıklandı. Hamaney’in de Obama’nın mektuplarını değerlendirdiği bildirildi. Nevruz’da Obama doğrudan İran halkına hitap etti.

Ancak yılın ortasına gelindiğinde İran açısından uluslararası gündemi meşgul eden iki temel konu – demokrasi ve nükleer programı konusundaki anlaşmazlık – diyalog umutlarını suya düşürdü.

Janes İslamic Affairs editörü Alex Vatanka, “2009 yılı Haziran ayında Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı. Muhalefet yanlısı göstericilere karşı şiddet uygulandı. Daha sonra İran’ın ikinci gizli bir uranyum zenginleştirme tesisi olduğu belirlendi. Bütün bunlar nedeniyle Amerika’da, İran’la başa çıkılamayacağı görüşü yeniden kuvvetlendi” diyor. Vatanka, İran’ın da Amerika’nın rejimi devirmeye çalıştığı kuşkusundan vazgeçmediğini hatırlatıyor. Yani taraflar arasındaki güvensizlik sürüyor.

Tartışmalı Seçimler

Haziran ayında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerine hile karıştırıldığı yolundaki ddialara rağmen Mahmud Ahmedinejad’ın seçimlerin galibi ilan edilmesi muhalefeti sokaklara döktü. Hatta bu, 1979 İslam Devrimi’nden bu yana İran’da görülen en büyük kitle ayaklanması oldu.

Polis, göstericileri şiddet kullanarak dağıttı. Olaylarda – muhalefete göre - en az 70 gösterici öldü; onlarca kişi tutuklandı.

Alex Vatanka İran rejiminin ciddi bir meşruiyet sorunu yaşadığını söylüyor. Vatanka, ‘Haziran seçimleri adil olsaydı Ahmedinejad kazanmazdı’ diyor. Ancak Vatanka İran toplumundaki bölünmeyi bir aile kavgası olarak değerlendirmek gerektiğini söylüyor. Yani, dini lideri Ayatullah Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad etrafında toplanmış “muhafazalar;” muhalefet lideri Mir Hüseyin Musavi, eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi ve eski Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani etrafındaki “ılımlılara” karşı.

Vatanka’ya göre halk da kanlı bir devrim değil, kademeli değişim istiyor. 2009 yılında İran’da muhalefet hoşnutsuzluğunu açıkça dile getirmeye başladı.

Nükleer Anlaşmazlık

İran, tartışmalı seçimleri izleyen olaylı gösterilerin yanı sıra geçen yıl nükleer programı konusunda uzlaşmaz tavrıyla da uluslararası gündemi meşgul etti.

İran nükleer programının enerji ihtiyacını karşılamak ve tıbbi gereksinimler için geliştirildiğini savunuyor. Batılı devletlerse İran’ın gerçek niyetinden şüphe ediyor ve nükleer silah geliştirmeyeceğine dair garanti istiyor. Bu konudaki çıkmaz aşılıncaya kadar Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi İran’ın uranyum zenginleştirmeye son vermesini istedi. Bu karara uymadığı için de İran’a şu ana kadar üç kez yaptırım uygulandı.

Soruna çözüm bulabilmek için batılı devletler bir takas planı hazırladı. Buna göre İran, ellindeki düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyumu, yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumla üçüncü bir ülkede takas edecekti. İranlı yetkililer başta ilke olarak kabul ettikleri plandan daha sonra vazgeçti. Şimdi, yeniden yaptırım uygulanması gündemde…

Türkiye'nin soruna çözüm bulmak için elinden geleni yapmaya hazır olduğunu belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ancak Washington’da yaptığı konuşmalarda İran’ın nükleer programı konusunda uluslararası toplumun yaklaşımını tam olarak paylaşmadığını da belirtmişti. Diplomasi vurgusu yapan Erdoğan İran’ın nükleer silah geliştirdiğine dair bir işaret bulunmadığını; bölgede başka ülkelerin nükleer silah programı konusunda farklı bir yaklaşım sergilendiğini ve bu yaklaşımı adil bulmadıklarını söyledi.

Janes Islamic Affairs editörü Alex Vatanka, bu tutumun, İran’ın en büyük sorunu olan izolasyonu hafifletmeye yaradığını söyledi.

Bunun İran’da memnunluk yarattığını kaydeden Vatanka, Türkiye’nin nükleer soruna çözüm bulmakta da rol alabileceğini düşünüyor. Uzman, Türkiye’nin bir açıdan batıyla ters düşerek İran’a uygulanacak yaptırımları hafifletici bir rol oynayabileceğini veya takas için Türk topraklarının kullanılmasıyla sorunun çözümüne katkı sağlayabileceğini düşünüyor.

Vatanka, “Türkiye uzun vadede duruma göre ya İran’a baskı uygulayabilmesi için batıya yardım eder bir konumda olacak, ya da İran’ın menfaat sağlayacağı bir duruma düşecek,” diyor.

Sonuçta, 2010 yılında da İran uluslararası gündemin başında yerini koruyacak gibi görünüyor.

Haberi sağ üst köşedeki MP3 bağlantısına tıklayarak dinleyebilirsiniz.

XS
SM
MD
LG