Erişilebilirlik

Berlin Duvarı Soğuk Savaşın Sembolüydü


Berlin Duvarı, yaklaşık 30 yıl boyunca Soğuk Savaş’ın simgesi oldu. Yalnızca Berlin’i değil, yıllarca Almanya’yı böldü. 9 Kasım 1989’da hem Berlin Duvarı yıkıldı, hem de duvarla birlikte Komünist Doğu Almanya çöktü.

Berlin’in en tanınmış simgelerinden biri Brandenburg Kapısı’dır. Bir zamanlar Prusya krallarının başkentinin ihtişamlı girişi olan Brandenburg, 1990’ların sonunda kenti bölen bir barikattı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yeni bir anlaşmazlık şekilleniyordu. Doğu’yla Batı’yı karşı karşıya getiren Soğuk Savaş en çok Berlin’de belirgindi.

Berlin’in dışındaki bu köprüde iki taraf casus değişimi için bir araya gelirdi. Haio Kölling, o günleri şöyle hatırlıyor:

“Değişimler bu köprüde gerçekleşirdi. Gizli ajan, bir askeri kontrol noktasından diğerine gönderilirdi. Herşey, iki tarafın da gözü önünde olurdu. Ancak 1961’den sonra siviller için köprü artık yoktu. Yanına yaklaşamazdık. Belki görebilirdik ama Berlin Duvarı bunu da engellerdi.”

Uzun yıllar Berlin’i simgeleyen duvar 1961 yılı Ağustos ayında komünist Doğu Almanya hükümeti tarafından kentin içinden geçen bir barikat olarak inşa edilmişti. Ancak duvar Batı Berlin’in tamamını çevreliyor, kenti Doğu Berlin’den ve Doğu Almanya’da soyutluyordu.

Duvar, Batı’yı doğudaki Sovyet bloğundan ayıran Demir Perde’nin en elle dokunur, gözle görünür parçasıydı.

Duvar, Soğuk Savaş’ın sıcak savaşa dönüşeceği korkusundan kaynaklanan gerginliklerin odak noktasıydı.

Berlin’deki Serbest Üniversitesi’nden siyaset uzmanı Jochen Staadt, zaman içinde komünist sistemde çatlaklar oluştuğunu söylüyor:

“Doğu Almanya’nın kötü durumda olduğunu ve ekonomisinin giderek zayıfladığını bilenler vardı. Şimdi anlıyoruz ki istihbarat yetkilileri bu konuda çok şey biliyormuş.”

Değişimin daha belirgin sinyalleri Sovyet lideri Mikail Gorbaçov’dan geldi. Staadt anlatıyor:

“Gorbaçov iktidara geldiği zaman bazı işaretler gördük. Bunların en önemlilerinden biri, Sovyetler Birliği’nde halkın Almanya’nın birleşeceğini açıkça konuşmaya başlamasıydı.”

Bu durum, Moskova ve Doğu Berlin arasında görüş farklılıklarını tetikledi. Batılı liderlerse bu ayrımdan yararlandı.

Başkan Reagan 1987’de duvarın yıkılmasını istediğinde değişimin kaçınılmaz olduğu anlaşıldı.

Sovyet bloğunda reform hareketleri hız kazandı. 1989 yazında Doğu Almanlar Batı’ya geçmeye başladı ve Doğu Almanya’da şiddet içermeyen protestolar arttı.

Londra Ekonomi Üniversitesi’nden siyaset uzmanı Michael Cox’a göre, batı baskısının rolü olsa da kilit isim Gorbaçov’du:

“Sovyetler Birliği, Moskova, Gorbaçov ve Politbüro kuvvet kullanmama kararı verdikten sonra zaten tüm blok, iskambil kağıtlarından yapılan ev gibi yıkılmaya mahkumdu.”

Duvar, herkesin tahmininden çok daha erken, 9 Kasım 1989’da yıkıldı. Duvarla birlikte Doğu Almanya’daki komünist hükümet de devrildi.

Sonraki gelişmelerse önceden tahmin edilemezdi. Avrupa’nın yeni yapısını ve Almanya’nın bu yapıdaki yerini belirleyecek müzakereler başladı. Michael Cox anlatıyor:

“1989 ve 1990’da Almanya birleştiği zaman çok sayıda Avrupalı oldukça kaygılıydı. Bu nedenle Almanya’nın Avrupa’ya uyumu ve NATO’daki rolü konusunda son derece karmaşık diplomatik girişimler gerekiyordu. Gorbaçov’un en sonunda evet demek zorunda kaldığını unutmamak gerekiyor. “

Sonunda iki Almanya birleşti, Sovyetler Birliği dağıldı, Soğuk Savaş da sona erdi.

Haio Kölling’in yaşamında da değişiklikler oldu. Şimdi emekli olan Kölling, hala bir zamanlar Doğu Almanya olan bölgede yaşıyor. Ancak artık istediği zaman Batı’ya geçebiliyor.

XS
SM
MD
LG