Erişilebilirlik

'Pakistan'daki Çatışmalar Etnik Nedenlere Dayanıyor'

  • Judith Latham

Pakistan’da ordu ve Taleban militanları arasındaki çatışmalar, Batılılar’a dışarıdan aşırı dincilerle mücadele izlenimi veriyor. Ama bu çatışmalarda etnik unsurların önemli payı var. Pencaplılar Pakistan’da çoğunluğu oluştururken, Paştunlar azınlık durumda. Pakistanlı ve Afgan gazetecilerin yanı sıra akademisyenler, Washington’daki Ulusal Basın Kulübü’nde, bir süre önce Pakistan’daki çatışmaları tartıştı.

Pakistan ordusunun büyük çoğunluğunu Pencaplılar oluşturuyor. Taleban militanlarıysa Paştunlardan oluşuyor. Washington’daki Amerikan Üniversitesi İslam Araştırmaları bölümü profesörü Ekber Ahmed, geçmişte Pakistan’ın Veziristan ve Belucistan bölgelerinde devlet görevlerinde bulunmuş:

"Pakistan’da eyaletler etnik unsurlarla ayrılmış durumda. Bunu adlarından da anlayabilirsiniz. Pencap, ‘Pencaplıların memleketi’ demek. Ama asıl sorun Paştunların yaşadığı Kuzey Batı Sınır Eyaleti’nde; onun da nedeni Paştunlar bu eyaletin kendi adlarıyla anılmasını istiyor. Kuzey Batı Sınır Eyaleti’nde aşiret bölgeleri var. Taleban da bu eyaletde üslenmiş. Tüm Taleban militanları Paştunlardan oluşuyor."

Profesör Ahmed, Pakistan’daki etnik anlaşmazlığın kökeninin Paştunların Kuzey Batı Sınır Eyaleti'ni ‘Paştunistan’ diye adlandırmak istemesinden kaynaklandığını belirtti. Paştunistan kavramının altında, daha ileride tüm Paştunların birleştirilmesi hayali de yatıyor:

"Afganistan’ın büyük bir bölümü Paştunların elinde. Pakistan’ın Kuzey Batı Sınır Eyaleti ve Belucistan’da da Paştunlar yaşıyor. Tüm Paştunlar birleşince, 40-45 milyon nüfuslu, aynı kültüre sahip ve aynı dili konuşan bir kitle oluşuyor."

Tarihi gerçekler de durumu karıştıran unsurlardan. Afgan tarihçi ve gazeteci Nabi Misdak, Afganistan ve Pakistan sınırının, dönemin İngiliz sömürgesi olan Hindistan’ın Dışişleri Bakanı Sir Henry Mortimer Durand tarafından çizildiğini hatırlattı:

Durand Hattı’nın iki tarafında da Paştunlar yaşıyor. Bu hat 1893’te çizildi, ama Paştunlar bu sınırı hiçbir zaman kabul etmedi.

Pakistan, 1893’te Hindistan’ın parçasıydı. Ekber Ahmed’e göre o dönem çizilen sınırların bugünün gerçekleriyle hiçbir ilgisi yok:

"11 Eylül saldırıları ve sonrasında çıkan karışıklıklarla birlikte iki ülke de sınırın daha güvenli olmasını istedi. Ama Paştun aşiretleri iki taraf arasında gidip gelirken arada sınır olmasına karşı çıkıyor. Öte yandan iki ülkede de Paştun olmayan etnik unsurlar, diğer sınırlar gibi Afganistan ve Pakistan arasındaki sınırın da elektrikli teller ve beton engellerle korunması gerektiğini savunuyor."

Profesör Ahmed, Pakistan hükümetinin, kuzeydeki Paştun bölgesine Pencaplı askerleri yollama konusunda çekingen davranmasına rağmen, sınırlarında barış ve güvenliği sağlamak için başka çaresi kalmadığına işaret etti:

"Pakistan hükümeti için atılacak en önemli adım, devletin üstünlüğünü yeniden sağlamak. Hiçbir hükümet, kendi topraklarında başkalarının yasalarının hüküm sürmesine izin veremez. Swat ve aşiret bölgelerinde durum aynen böyle. Hükümet kamu hizmeti, hukuk ve ekonomik kurumları sağlayıp bunları orduyla desteklemeli. Hukukun ve düzenin sürekli çökme tehdidi altında bulunduğu bir Pakistan’da hükümeti ayakta tutamazsınız."

Nabi Misdak da aynı görüşte olmakla birlikte, Obama yönetiminin, işbirliği yapmaları yönünde Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai ve Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari’ye daha fazla baskı yapması gerektiğini savundu:

"Obama Pakistan’da geçmişte halka, eğitim, sağlık, hukuk gibi temel hizmetlerin götürülmediğini söyledi. Bence bu durum Afganistan için de geçerli. Taleban devrileli yedi yıl geçti ama bu hizmetler Afganlara da götürülmedi. Amerika tüm taraflara baskı yapmalı."

Bununla birlikte tarihi nedenler ve etnik gerginlikler, Pakistan ve Afganistan’da barış ve güvenliğin daha uzun bir süre sağlanamayacağına işaret ediyor. Bundan dolayı da gözlemciler, Washington’da bu ülkelere yönelik politikaları belirleyenlerin, diplomatik ve askeri hedeflerini dikkatle dengelemesi gerektiği uyarısında bulunuyor.

XS
SM
MD
LG