Erişilebilirlik

Nemrut’u Yabancılara Tanıtan Arkeolog


Nemrut Dağı yıllardır tüm dünyadan arkeologların ilgisini çeken tarihi bir bölge. Amerikalı Theresa Goell de bu arkeologlardan biri. New York'taki Amerikan Türk Cemiyeti tarafından düzenlenen bir toplantıda Goell'in hayatı ele alınırken, diğer uzmanlar da Goell'in çalışmalarının arkeoloji dünyasındaki yerini değerlendirdi.

Theresa Goell, New York'un Brooklyn bölgesinde yaşayan bir Yahudi ailenin kızı. 1920'lerde Mısır Firavun'u Tutankamon'un mezarının bulunmasıyla başlayan arkeoloji merakı, New York Üniversitesi'nde eğitim gördüğü yıllarda Nemrut Dağı'nda arkeolojik kazı yapma hayaline dönüşmüş. Amerikan Türk Cemiyeti tarafından düzenlenen toplantıda hayatını Nemrut Dağı'na adayan Goell'in çalışmaları ele alındı.

M.Ö. 1'inci yüzyılda kurulan Kommagene Krallığı, Hatay'dan doğuda Fırat Nehri’ne kadar uzanıyor ve Adıyaman, Kahramanmaraş ve Gaziantep'i içine alıyor. Theresa Goell'in amacı kutsal bir anıtın inşa edildiği Nemrut Dağı'nda Kral I. Anthiucus'un mezarını bulmaktı. Nemrut Dağı'ndaki arkeolojik kazılara 1953 yılında başlayabilen Goell, bu bölgede kazı çalışması yapan ilk kadın arkeolog olarak tarihe geçti. Goell'in ailesine yazdığı mektuplarla notları bir kitapta toplayan arkeolog Dr. Donald Sanders Goell'in arkeoloji dünyasına büyük katkısı olduğunu söylüyor. Sanders şöyle konuşuyor: “Geçtiğimiz yıllarda kadın arkeologlar hakkında bir kitap basıldı. Arkeoloji çoğunlukla erkeklerin ilgisini çeken bir alan olduğu için kadın arkeologların sayısı oldukça az. Kitapta Goell'in çalışmalarına da yer verildi. Çünkü Goell, sadece bölgenin tüm dünyaca tanınmasını değil, bölgede yaşayan yerel halkın ve yöneticilerin bütünleşmesini de sağladı. Tüm arkeologlar bunu hedefler.”

Amerikan Türk Cemiyeti'nin toplantısında gösterilen 'Queen of the Mountain', 'Dağın Kraliçesi' adlı belgeselin yapımcısı Martha Goell Lubell, Theresa Goell'in yeğeni. Lubell, yaklaşık 70 yaşına kadar kazı çalışmalarını sürdüren Goell'in Nemrut Dağı bölgesinde büyük saygı gördüğünü anlatıyor. Lubell, “Kazı çalışmalarını yaptığı bölgeyi ziyaret ettiğimde onunla çalışmış işçilerle tanıştım. Oldukça yoksul bir bölgeye iş imkanları getirdiği için bölge halkı ona minnettardı,” diye konuşuyor. Yaklaşık 2000 metre yüksekliğindeki Nemrut Dağı'ndaki zor koşullar ve sert iklimin yanı sıra; gençlik yıllarında başlayan ve sağırlığa yol açan rahatsızlığı bile Goell'in hayalini gerçekleştirmesini engelleyememiş. İngilizce, Almanca ve Fransızca bilen ve Nemrut Dağı'nda çalışırken Türkçe de öğrenen Goell, tercüman kullanmayı reddetmiş. Martha Goell Lubell, “Çok kolay iletişim kuruyordu ve dudak okumayı öğrenmişti. İşitme sorunu benimle ilişkisini hiç etkilemedi. O kadar ki, belgesele başladığımda Goell'in sağır olduğunu çoktan unutmuştum,” diyor. 70 yaşına kadar arkeoloji çalışmalarına devam eden Theresa Goell, hayalini kurduğu Kral I. Anthiucus'a ait mezarı bulamamış olsa da, günümüzde Nemrut Dağı'nda kazı çalışmalarını sürdüren arkeologlar Goell'in izinden ilerliyor.

XS
SM
MD
LG