Erişilebilirlik

15 Ekim Amerikan Basınından Özetler


Christian Science Monitor Bush yönetiminin 250 milyar dolarlık hisse alarak bazı bankaların sermayelerini artırma kararına rağmen piyasalarda güven sağlamanın kolay olmayacağını savunuyor. Gazete, krize karşı uluslararası düzeyde mücadelenin önemini vurguluyor:

"Her ülkede, küresel piyasalara karşı derin bir güvensizlik yaşanıyor. Fransa ve İngiltere, serbest piyasaya dayalı kapitalizmin temelini oluşturan şeffaflık, güvenilirlik ve rekabet konularında küresel düzeyde yeni kurallar belirlenmesini istiyor. Piyasalar içinde bulundukları toplumların ahlak anlayışına dayanırlar. İş dünyası ancak halkın güvenini kazanırsa, seçme özgürlüğüne sahip olabilir. Şimdi bütün dünyada kamunun parasıyla mali piyasalarda bu güvenin oluşturulmasına çalışılıyor."

USA Today kriz ortamında hem başkan adaylarının hem de Kongre adaylarının seçim vaatlerinin, bütçe açığını daha da artırabileceği uyarısında bulunuyor. Gazete, şu yorumda bulunuyor:

"Vergi indirimlerini ve teşvik programlarını savunanlar, bunun için gerekli paranın ağaçta yetiştiğini mi zannediyor? Vergi gelirlerinin zaten kamu harcamalarına yetmediği bir ortamda geçen mali yılın bütçe açığı 455 milyar doları buldu. Bu paranın hepsi borç olarak bir yerlerden bulunacak, büyük bir kısmı da yabancılardan sağlanacak. Gayrı resmi tahminlere göre önümüzdeki yılın bütçe açığı bir trilyon dolara ulaşacak. Bu da faiz ödemelerinin artması, daha yüksek faizle borçlanma ve enflasyonun artması anlamına geliyor. Mali krizden önce bile ne Obama ne de McCain bütçe dengesini sağlamaya yönelik inandırıcı bir plana sahipti. Kongre zaten 1990’lardan bu yana mali sorumluluk duygusundan uzak hareket ediyor. Şimdi tam da kriz döneminde Washington’dan zaten kanayan yaraları daha da büyütecek vaatler duymak, bizi korkutuyor."

New York Times Afganistan’da durumun giderek kötüleşmesi karşısında Bush yönetiminin elindeki seçeneklerin de azaldığı yorumunda bulunuyor. Yapılan yorumda bir an önce önlem alınmazsa Afganistan savaşının kaybedilebileceği belirtiliyor:

"Eğer Başkan Bush 2003 yılında Irak’ı işgal etmeseydi ve Amerika’nın bütün kaynaklarını Taliban ile El Kaide’nin yenilmesi için seferber etseydi, durum çok daha farklı olurdu. Şimdi, en iyimser uzmanlar bile en doğru strateji izlense de, Afganistan’da istikrarı sağlamanın beş ila on yıl alacağını tahmin ediyor. Yeni seçilecek başkanın Irak’tan düzenli ve hızlı bir şekilde çekilerek, teröre karşı savaşın gerçek cephesi olan Afganistan’daki birlikleri hızla takviye etmesini gerektiren nedenlerden biri de işte bu tablodur."

Washington Post da Bush yönetiminin Kuzey Kore politikasını eleştiriyor. Gazeteye göre, Kuzey Kore’nin teröre destek veren ülkeler listesinden çıkartılması karşılığında sağlanan uzlaşma, bu ülkenin nükleer programını ortadan kaldıracak bir özellik taşımıyor:

"Kuzey Kore, Amerika’yı zorlamak için geleneksel restlerinden birini daha çekti. Uluslararası denetçileri Yongbyon nükleer tesisinden çıkarttı, füze denemeleri yaptı ve plütonyumun yeniden işlenmesi sürecine devam edeceği tehdidinde bulundu. Bu durumda Bush yönetiminin önünde iki seçenek vardı; ya yeni başkana bir başka kriz daha miras bırakacaktı ya da tatmin edici olmayan ancak daha istikrarlı bir denge oluşturmanın bedelini ödeyecekti. Yönetim ikincisini tercih etti. Bu koşullar altında siyasi bir rüşvet verilmesi anlaşılabilir bir durum. Ancak kimse, özellikle de yeni seçilecek başkan bu durumu hala tehlikeli ve terörist bir ülke olan Kuzey Kore’nin nükleer silahlanmadan vazgeçmesi olarak yorumlamam."

XS
SM
MD
LG