Erişilebilirlik

29 Temmuz Amerikan Basınından Özetler


Christian Science Monitor, AKP hakkındaki kapatma davasının Türkiye'de medyayı da ikiye böldüğünü yazıyor. Haberde, neredeyse tüm yayın organlarının taraf olduğu belirtiliyor ve objektif haber veren bağımsız bir medyadan söz etmenin çok zor olduğu vurgulanıyor:

"Türkiye'de medyanın dezenformasyon aracı olarak kullanılması yeni bir olgu değil. 1987 yılında ordunun İslamcı Refah Partisi'ni şiddet kullanmadan hükümetten uzaklaştırdığı ve post-modern darbe olarak bilinen süreçte, fabrikasyon haberler önemli bir rol oynamıştı. Ancak bazı uzmanlara göre, güçlü bir İslamcı medyanın ortaya çıkması ve Sabah-ATV grubunun Başbakan'ın damadının yönetimde olduğu bir gruba satılması gibi bazı kuşkulu gelişmeler, hükümete medyada büyük bir güç kazandırdı. Medya eleştirmenlerine göre gazeteler arasındaki kavga sertleşirken, vatandaşların inanabilecekleri haberler okuma şansı da giderek azalıyor."

New York Times, Pekin Olimpiyatları öncesinde Başkan Bush'un Çin'deki insan hakları ihlalleri karşısında sessiz kalmasını eleştiriyor. Gazete, Bush'u özgürlükler konusunda çifte standart sahibi olmakla suçluyor:

"Bush'un Özgürlükler Gündemi, yönetimin başka konularda kendilerine ihtiyaç duyduğu Çin ve Rusya gibi büyük güçlerden çok küçük ülkeler üzerinde odaklanmış durumda. Bush, insan hakları konusundaki kaygılarını Çinli liderlerle yaptığı özel görüşmelerde gündeme getirdiğini söylüyor ancak bunun şimdiye kadar bir etkisi olmadı. Başkan, görüşlerini kamuoyu önünde açıkça ifade etmelidir. Olimpiyatların açılışı için Pekin'e gittiğinde cezaevinde bulunan muhaliflerin aileleri ile de görüşmelidir. Bu, Bush'un Çin ve insan hakları konusunda bir tavır alması için son şansı olabilir."

Washington Post, Zimbabve'de Robert Mugabe yönetimi ile muhalifler arasında yapılan görüşmelerin anlaşmazlıkla sonuçlandığını belirtiyor. Gazete, Mugabe'nin muhalif lider Morgan Tsvangirai'yi kendine tabi kılarak iktidarını sürdürmeye çalıştığını iddia ediyor:

"Muhalefet lideri Morgan Tsvangirai ve Batılı ülkeler böyle bir manevraya izin vermemelidir. Eğer görüşmeler devam ederse, kabul edilebilir tek sonuç Mugabe'nin görevi devretmesi, kendisini destekleyen çetelerin dağıtılması ve seçimlerin tekrarlanması olmalıdır. Muhalefet, Mugabe ve yardımcılarına zaten dokunulmazlık önermişti. Gerekirse, çaldıkları malların bir kısmını ellerinde tutmalarına da izin verilebilir. Ancak Mugabe görevden ayrılıncaya kadar dışlama ve cezalandırma politikası devam etmelidir."

Los Angeles Times, Belçika'da Valonlar ile Flamanlar arasındaki ayrılığın ülkeyi bölünme noktasına getirdiğini kaydediyor. Yapılan yorumda Belçika'da yaşanacak gelişmelerin başta Avrupa birliği olmak üzere bütün dünyada etkisini hissettireceği vurgulanıyor:

"Bölgesel çıkarları destekleyen Avrupa Birliği, merkezi yönetimlerin otoritesini zayıflattı. Belki Belçika vatandaşlarının artık ortak bir noktaları kalmamıştır ve Valonlar ile Flamanlar'ın boşanması daha iyi olur. Ancak hiçbir boşanma sancısız olmaz ve etnik milliyetçilik hiç de istenmeyen sonuçlar doğurur. Geçmişte kan ve toprak bağının öne çıktığı dönemde Avrupa'da neler yaşandığını henüz unutmadık. Avrupa Birliği, bunu amaçlamasa bile, İkinci dünya Savaşı sonrasında önlemeye çalıştığı bölgeci anlayışları güçlendiren bir konuma geldi."

XS
SM
MD
LG