Erişilebilirlik

13 Şubat Amerikan Basınından Özetler


Washington Times gazetesi, meclisin üniversitelerde türbana izin vermesinin ülkeyi dini, siyasi ve ideolojik bir krize soktuğunu yazıyor. Andrew Borowiec imzalı yazıda, türban tartışmasının bir yerde Türkiye’nin Batıyla ilişkilerini hatta dünyadaki konumunu belirleyeceği öne sürülüyor:

“Bir zamanlar İslamcı militan olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan türban karşıtı gösteriler üzerine halka sükunet çağrısında bulundu. Ordu ise dikkatle gelişmeleri izliyor. Tartışma kadınların tüm kıyafeti ve Kuran’da bu konuda neler yazıldığına odaklanmış durumda. Birçok din adamı Kuran’da bu konuda kesin hüküm bulunmadığını Hazreti Muhammet’in kadınlara mütevazı giyinmelerini tavsiye etmekle yetindiğini ve ayrıntıları onlara bıraktığını söylüyor. Tunuslu din profesörü Olfa Yusuf türbanın hiçbir zaman Müslümanlığın şartlarından biri olmadığını Müslüman kadınlar için tek tip elbise bulunmadığını vurguluyor.”

Anglikan Kilisesi’nin lideri Başpiskopos Rowan Williams'ın, İngiltere'deki Müslümanlar için şeriat mahkemelerine izin verilmesi görüşüne tepkiler sürüyor. Wall Street Journal'da yayınlanan “Hoşgörü ve Şeriat” başlıklı yazıda, önerinin Batı ülkelerinin İslamiyet’e karşı kaygılı tutumunu yansıttığı ileri sürülüyor. Amerikalı iki eski Adalet Bakanlığı yetkilisi tarafından kaleme alınan yazı özetle şöyle:

“Çağdas bir demokraside birden fazla hukuk sistemi olabilir mi? Olursa buna bildiğimiz anlamda demokrasi diyebilir miyiz? Demokrasinin temel ilkelerinden biri hoşgörüdür ve Batı demokrasileri yıllardır dini azınlıklara hoşgörüyle bakıyor. Örneğin Amerika’da Amishler’in çocuklarını ortaokuldan sonra okuldan almalarına, bazı tarikatların dini törenlerinde halisunojen mantar kullanmalarına ve vicdani redcilerin askerlik yapmamalarına izin veriliyor. Ancak hoşgörüyle, toplumun bir bölümüne bir hukuk sistemi diğerine başka bir sistem uygulamak çok farklı şeylerdir. Hoşgörünün amacı istisnaları korumaktır, istisnayı kural yapmak değil. Örneğin bir İngiliz Müslüman karısını üç kere boş oldun diyerek boşayabilecek mi? Kızını istediği erkeğe verebilecek mi? Kızı isterse şeriat yasasına karsı çıkabilecek mi? Farklı topluluklardan insanların karıştığı anlaşmazlıklarda hangi yasa geçerli olacak?”

San Francisco Chronicle da “Hoşgörü Kisvesi Altında Esaret” başlıklı makalesinde aynı konuya değiniyor. Debra Saunders imzalı yazı şöyle devam ediyor:

“Canterburry Piskoposu’nun sözleri esasında başka bir olayla ilgili. London Telegraph gazetesi, İngiliz hükümetinin birden fazla kadınla evli Müslüman erkeklere eş basına sosyal yardım yaptığını duyurmuştu. Amerika gibi çok evlilik İngiltere’de de yasak. Buna rağmen İngiliz hükümeti çok eşli erkekleri çok evliliğin tanındığı ülkelere sınırdışı etme yerine, ödüllendirmeyi tercih ediyor. İngiltere Müslüman erkekleri ödüllendirirken Müslüman kadınları ikinci sınıf vatandaş durumuna sokmuyor mu? Batı ülkeleri Müslüman düşmanı olarak görünmemek için militan Müslümanlara daha ne kadar ödün verecek? Tatil bahanesiyle memleketlerine gönderilip babaları yaşındaki erkeklerle evlendirilen kızların dramını, İngiltere’de her yıl ortalama 12 namus cinayeti işlendiğini bilmiyor muyuz?”

Washington Post gazetesinde Amerika Dışişleri ve Savunma bakanlarının bir mektubu dikkati çekiyor. Condoleezza Rice ve Robert Gates’in birlikte kaleme aldığı mektupta Irak’ta bundan sonra atılması gereken adımlar üzerinde duruluyor. Mektuba göre bunlardan biri ülkedeki Amerikan askerlerinin statüsü:

“Amerikan askerlerinin görev yaptığı ülkelerle anlaşmalarımız var. Askerlerin yasal statüsünden ne zaman silah kullanabileceklerine, mektuplarını nereden alacaklarından hangi mahkemede yargılanacaklarına kadar çeşitli konular anlaşmalarla belirleniyor. 115 ülkeyle askeri işbirliği anlaşması imzaladık ve Bağdat hükümetiyle de görüşmelere başlamamız şarttır. Irak’ta şu anda Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde bulunuyoruz. Bu süre bu yıl sonunda dolacak ve uzatılması düşünülmüyor. Bizim Bağdat hükümetiyle masaya oturup anlaşma şartlarını iki bağımsız devlet olarak belirlememiz gerekir. Anlaşmanın en önemli koşullarından biri askeri varlığımızın sürmesi ve şiddet olaylarına müdahale edebilmemiz olacaktır.”

XS
SM
MD
LG