Erişilebilirlik

AİHM’den Zorunlu Din Dersi Kararı


Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Alevi kökenli Hasan Zengin ve kızı Eylem Zengin’in zorunlu din dersi uygulamasına karşı açtıkları davada, Türkiye’nin eğitim hakkını ihlal ettiğine karar verdi. Mahkeme gerekçeli kararının bir çok bölümünde, Türkiye’de uygulanan din dersine yönelik eleştirilerde bulundu.

Türkiye’nin bu alanda çeşitli düzenlemelere gitmesini gerektirecek ve emsal oluşturma özelliğine sahip dava 2004’te açıldı. Alevi kökenli davacılar, zorunlu din ve ahlak kültürü derslerinin sadece Sünni geleneklere dayalı perspektiften verilmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin inanç özgürlüğü ve eğitim haklarıyla ilgili maddelerine aykırı olduğu tezini işlediler. Zorunlu din dersi uygulamasının Türkiye’nin laik yapısıyla bağdaşmadığı da davacıların öne çıkan vurguları arasında yer alıyordu.

AİHM yaptığı inceleme sonucunda Avrupa ülkelerinde din eğitimi konusunda çok farklı yaklaşımlar bulunduğunu ancak hemen hemen tüm ülkelerin, öğrencilere alternatifler sunarak bu derslere katılmama imkanı yarattıkları vurgusunu yaptı.

Kararda, bir devletin eğitim programlarına din dersi koyması halinde, öğrencilerin dini eğitim ile ebeveynlerinin dini veya felsefi inançları arasında kalmalarının engellenmesi gerektiği de belirtildi.

Türkiye’de Hristiyan ve Yahudi kökenli öğrencilere yönelik olarak uygulanan “beyanat yoluyla din dersinden muaf olma” yaklaşımını da eleştiren AİHM, bunun AİHS’nin din ve inanç özgüğrlüğünü garanti altına alan 9. maddesi açısından sorun yaratabileceğine dikkat çekti. Demokratik bir toplumda sadece çoğulcu bir eğitimin öğrencilere din, vicdan ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde dini olgu hakkında eleştirel bir yön kazandırabileceğine vurgu yapan AİHM, Türkiye’deki “din kültürü ve ahlak” dersinin tarafsızlık, çoğulculuk, dini ve felsefi inançlara saygı kriterlerini karşılamadığının altını çizdi. Eğitim ve öğretim konusunda ailelerin öncelikli sorumluluğa sahip olduğunun altının çizildiği kararda “Ebeveynler, devletten kendi dini ve felsefi inanışlarına saygı göstermesini isteyebilir” denildi.

Türkiye’deki din eğitiminin yapısını ve din dersinin uygulanış biçimini eleştiren kararda, “Eğer farklı dini kültürlerin öğretildiği bir ders ise, sadece Müslüman öğrenciler için mecburi kılınması gereksiz. Buna karşılık eğer ders sadece İslam dinini öğretmeye yönelikse, spesifik bir din için öngörülmüş bir derstir ve zorunlu olmamalıdır” denildi.

Devletin değişik dinlere karşı tarafsız ve nötr olma yükümlülüğüne vurgu yapılan kararda, Türkiye’de İslam’ın öğretilmesine verilen önceliğin AİHS’nin eğitim hakkıyla ilgili maddesinin sınırları içinde kaılp kalmadığını da sorgulayan Mahkeme, “Müfredat ve ders kitaplarına bakıldığında, bu derslere katılımın çocukların fikirlerini etkileyebileceği düşünülebilir” yorumunda bulundu.

Mahkeme, oybirliğiyle aldığı kararda, yukarıdaki tespitler ışığında Türkiye’nin AİHS’nin eğitim hakkını düzenleyen 1. Protokol’ün 2. maddesini ihlal ettiğini belirledi. Mahkeme, din ve vicdan özgürlüğünü garanti altına alan 9. maddenin ihlaliyle ilgili şikayeti ise değerlendirmeye almaya gerek görmedi. Ankara, davacı aileye 3 bin 726 Euro mahkeme masrafı ödeyecek. Türk hükümetinin, karara 3 ay içinde itiraz hakkı bulunuyor ancak AİHM’nin temyiz organı olarak görev yapan 17 yargıçlı Büyük Dairesi’nin bu kararı değiştirme olasılığı oldukça az.

XS
SM
MD
LG