Erişilebilirlik

18 Eylül Amerikan Basınından Özetler


Bugünkü Amerikan gazetelerinde Adalet Bakanlığı’ndan istifa eden Alberto Gonzales’in yerine atanan Michael Mukasey ile ilgili yorumlar öne çıkıyor. Los Angeles Times emekli bir federal yargıç olan Mukasey’in Adalet Bakanlığına eski saygınlığını kazandırabileceğini ancak Kongrenin atamayı onaylamadan önce bundan emin olması gerektiğini vurguluyor:

“Başkan Bush, Gonzales’in yerine bir atama yaparken, hem bakanlığa gelecek kişinin yönetimin adamı olması gerektiğini düşünen yandaşlarını hem de bakanlığa siyaset karıştırılmasından endişe eden senatörleri ikna etmek gibi bir durumla karşı karşıyaydı. Saygın bir emekli yargıç olan Mukasey, belki ikinci amacı gerçekleştirmek için uygun bir isim olabilir ama aynı şeyi birinci amaç için söylemek zor. Elbette Mukasey’in cevaplaması gereken zorular var ama Mukasey eğer yönetimin hukuk devleti ilkeleri üzerinde oluşturduğu kuşkuları giderebilirse, adalet bakanlığına yakışan bir isim olacaktır.”

New York Times da Mukasey’in Senato tarafından onaylanabilecek bir isim olduğu görüşünde. Gazete, Gonzales’in aksine Mukasey’in, Adalet Bakanlığını partizan bir anlayışla yönetmeyeceği, ancak bazı kuşkuların da giderilmesi gerektiğini yazıyor:

“Senato Adalet Komisyonu başkanı, Beyaz Saray ülke içindeki telefon dinleme gibi önemli konularla ilgili temel belgeleri vermediği sürece, Mukasey’in atamasını onaylama konusunda senatonun işi ağırdan alması gerektiğini söyledi. Bu konuda ona katılıyoruz. Ayrıca, senatörler doğrudan Mukasey’den de bilgi vermesini istemelidir. Mukasey, Adalet Bakanlığını hak eden bir isim olabilir ama bunun için önce kapsamlı bir oturum yapılmalıdır.”

Christian Science Monitor, bir kamuoyu yoklamasına göre Amerikan halkının % 55’ini anayasanın Hıristiyanlığı savunan bir metin olduğu düşüncesinde olduğunu hatırlatıyor. Ancak yorumda, anayasanın, sanılanın aksine, laikliği öngören bir metin olduğu kaydediliyor:

“Atalarımız nasıl inanç özgürlüğünü sadece Hıristiyanlara tanımadıysalar, aynı şekilde ifade, basın ve örgütlenme özgürlüklerini de sadece iktidar yanlılarıyla sınırlı tutmadılar. Zaten aksi de olamazdı. Eğer inanç özgürlüğünün bir anlamı olacaksa, azınlıktaki insanların inançlarını da eşit biçimde kapsamalıdır. Bir demokraside, eğer bir özgürlük herkesi kapsamıyorsa, zaten özgürlükten söz edilemez”

Washington Times, İran cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecad’a Birleşmiş milletler Genel Kurulunda söz hakkı verilmesini eleştiriyor. Gazete, Ahmedinecad’ın yine bir Birleşmiş Milletler üyesi olan İsrail’in yok edilmesi çağrısında bulunduğunu hatırlatıyor:

“Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Birleşmiş Milletler’in tüm üye ülkelerin arasında diyalog sağlayan bir kurum olduğunu belirterek, Ahmedinecad’ın konuşma yapmasını savunuyor. Ancak bu tavır, çelişkili bir tavırdır. Birleşmiş Milletler, soykırım sonrasında 1945 yılında savaşın ardından barışı, insan haklarını ve toplumsal gelişmeyi desteklemek amacıyla kurulmuştu. Ahmedinecad ise diyaloga girmek yerine yeni bir soykırım çağrısında bulunuyor.”

XS
SM
MD
LG