Erişilebilirlik

2 Ocak Amerikan Basınından Özetler


USA Today, Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin'in idam edilmesinin, Irak tarihinde yeni bir dönem değil, ancak bir “dip not” olabileceğini savunuyor. Gazete, Saddam Hüseyin'in yakalanması, yargılanması ve asılması sürecinin, sanılandan çok daha az sorunu çözdüğünü vurguluyor:

"Belki de bütün bunlardan kötülüğün değişkenliği üzerine bir ders çıkartılabilir. Dünya, maalesef barışa yönelik gerçek tehditlerle dolu. Biri çözülse bile diğerleri dünyayı tehdit etmeye devam ediyor. Saddam Hüseyin yargılanırken, Kuzey Kore nükleer silah geliştirdi, İran nükleer programı konusunda daha saldırgan bir tutum takınmaya başladı. Afganistan'da Taliban yeniden öne çıkmaya başladı, Filistin ve Lübnan'da militan örgütler güç kazandı. Saddam'ın iktidardan düşmesi ve asılması bütün bu gelişmeleri engellemediği gibi, Irak'taki gelişmeler üzerinde de fazla etkili olmadı. Iraklılar için bu olay, bir yandan bugün yaşadıkları kötü olayları düşünürken bir yandan da Saddam yönetiminde yaşadıkları kötülükleri hatırlamalarına yaradı."

Washington Post'ta yer alan bir haberde ise, Iraklı Şiilerin, Amerika'nın Sünnilerle de temas kurma çabalarını “ihanet” olarak algıladığı belirtiliyor. Haberde, Şii milislere karşı Amerika'nın gösterdiği tepkinin, Şiilerde endişe yarattığı kaydediliyor ve şöyle deniyor:

"Bremer, Sünnileri karşısına alarak isyanın güç kazanmasına neden olurken, Halilzad, Sünnileri siyasi sürece dahil etmeye çalıştı. Bir çok Amerikalı yetkili de bu stratejiyi Irak'ta çözüme giden bir plan olarak görüyor. Şii politikacılar ve uzmanlar ise, Halilzad'ın, Sünnileri, Şii iktidarını zorlayacak ölçüde desteklediğini düşünüyor. Amerika'nın ve müttefiklerinin komşu İran'daki Şii teokratik yönetimin nüfuzunun artmasından endişe ettiğini ve bu nedenle bağımsız bir Şii hükümetin Irak'ı yönetmesine izin vermeyeceklerini belirtiyor. Amerika'nın baskıları ve artan güvensizlik Şii politikacıları daha fazla özerklik isteme konusunda cesaretlendiriyor."

New York Times, Dünya Bankası başkanı Paul Wolfowitz'in yolsuzluğa karşı açtığı mücadeleye rağmen, üye ülkelerin güvenini bir türlü kazanmadığını yazıyor. Gazete, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere Dünya Bankası üyelerinin, Wolfowitz'in Bush yönetimiyle yakın ilişkilerini sürdürmesine kuşkuyla baktığını vurguluyor:

"Wolfowitz, dünyanın en yoksul ülkelerinin borç yükünü hafifletmek için yaptığı çalışmalardan dolayı övgüyü hak ediyor. Ayrıca kalkınmanın önünü açmak için yolsuzlukla mücadeleye öncelik vermekte de çok haklı. Ancak Wolfowitz, bu konulardaki düşüncelerini hayata geçirebilmek için Dünya Bankası çalışanlarının, üye ülkelerin ve kalkınmayı önemseyen herkesin güvenini kazanmaya yönelik daha fazla çaba harcamalıdır. Daha kapsayıcı bir yönetim tarzı benimsemeli, yakın çevresini daha diplomatik kişilerden oluşturmalı, yolsuzlukla mücadelenin ötesine geçerek daha geniş hedefler belirlemelidir. Güvenilirlik sorununu ancak bu yolla çözebilir."

Boston Globe, Bush yönetiminin küresel ısınmayla sera etkisi yapan gazlar arasındaki ilişkiyi kabul etmeme konusundaki ısrarını eleştiriyor. Gazete, Amerika'nın karbon gazlarının emisyonu konusunda gereken önlemleri almaması halinde, bunun faturasını dünyadaki bütün canlıların ödeyeceğini vurguluyor:

"Bush yönetiminin ilk yılında, Birleşmiş Milletler'in kurduğu İklim Değişikliği Araştırma Grubu, son yıllardaki küresel ısınmanın insan faaliyetleriyle bağlantılı olduğuna dair güçlü kanıtlar bulunduğunu açıkladı. Bu sonucu kabul etmek istemeyen Bush yönetimi, Amerikan Ulusal Bilim Akademisine başvurdu. Ancak Akademi de bu sonucu onaylayınca, Bush yönetiminin küresel ısınmaya karşı mücadele etmemesinin hiç bir bilimsel temeli kalmadı. Şimdi de buzulların erimesi nedeniyle aç kalan kutup ayıları yamyamlığa başladı. Ancak geçmişteki tavrı göz önüne alındığında, Başkan Bush'un ortada bir çevre felaketi yokmuş gibi davranmayı sürdürmesine şaşmamak gerekir."

XS
SM
MD
LG