Erişilebilirlik

İlerleme Raporu Eleştirilerle Dolu


Avrupa Birliği Komisyonu’nun 8 Kasım’da açıklayacağı İlerleme Raporu, geçen yılki belgeyle karşılaştırıldığında bir kaç unsur dışında çok büyük bir değişiklik içermemesiyle dikkat çekiyor.

Bir çok alanda uygulama uyarısı tekrarlanırken eleştiriler sivil-asker ilişkileri, Kıbrıs ve Güneydoğu gibi “geleneksel konulara” odaklanmayı sürdürüyor. Raporun geçen yıla oranla en büyük yeniliği ise kısalığı.

Raporda Türkiye’nin en çok eleştirildiği konulardan birini yine asker-sivil ilişkileri oluşturuyor. Bu alanda kaydedilen tek gelişme, yeni yasa gereği askeri mahkemelerin sivilleri yargılayamayacak olması olarak yansıtılıyor. Milli Güvenlik Politika Belgesi’nin TBMM’de tartışılmamış, gizli bir belge olmasına dikkat çeken rapor ordunun belirgin bir şekilde siyaseti etkileme girişimlerini sürdürdüğünü kaydediyor. Askerlerin kendi alanları dışında konuşmayı sürdürmeleri de özel dikkat çekilen unsurlar arasında yer alıyor. AB, askerlerin hükümetin izniyle sadece askeri, savunma ve güvenlik içerikli açıklamalar yapması gereği görüşünü yineliyor.

Avrupa Birliği’nin eleştirilerinden nasibini alan bir başka konuyu ise Güneydoğu'ya yönelik olarak izlenen politikalar oluşturuyor. Diyarbakır’da Mart ayında gündeme gelen olayların insan hakları alanında olumsuz etki yaptığının belirtildiği belgede bölgedeki durumun kötüleşmesinde sorumlu olarak PKK gösterilirken Şemdinli davasındaki gelişmelere atıf yapılıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Kürt sorunun çözümüyle ilgili adımının devamının gelmediğini vurgulayan rapor yetkililerle seçilmiş yerel politikacılar arasında neredeyse hiç diyalog olmadığının altını çiziyor. Güneydoğu’da normale dönüşün ancak yerel muhataplarla diyalogla sağlanabileceği vurgulanıyor. Hükümetin Güneydoğu’daki zor sosyo-ekonomik durumu düzeltemeye yönelik kapsamlı bir planı bulunmaması da raporun tespitleri arasında yer alıyor.

Ankara ile Brüksel arasında ciddi bir gerginlik unsuru olan Kıbrıs konusuna da raporun hemen her alanında rastlamak mümkün. Bu konudaki ana değerlendirme, “Bölgesel Konular ve Dış İlişkiler” başlığının altında yer alıyor. Bu bölümde, Türkiye’nin “Kıbrıs Cumhuriyeti”ne karşı yükümlülüklerini yerine getirmediği ve ilişkileri normalleştirme yönünde adım atmadığı belirtiliyor. AB Komisyonu, Türkiye’nin “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin uluslararası kuruluşlara üyeliğini veto etmeyi sürdürdüğünü de hatırlatıyor

Raporda, “Türkiye’nin sözlerini yerine getirmemesi halinde müzakerelerin tamamının olumsuz etkilenebileceği” şeklinde ifadelerin yer aldığı 21 Eylül 2005 tarihli karşı deklarasyona dikkat çekiliyor. Türkiye’nin “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni tanımasının üyelik sürecinin temel unsurlarından olduğu da vurgulanıyor.

İfade özgürlüğü ve özellikle de 301. maddeye vurgu yapan rapor şiddet içermeyen görüşlerle ilgili yaklaşımlar ciddi bir endişe kaynağı olarak gösterilirken bunun otosansür ortamı yaratma olasılığından bahsediliyor. Rapor, 301. maddenin Avrupa standartlarına getirilmesini talep ediyor. Mevcut yasal çerçevenin, ifade özgürlüğünün Avrupa standartlarında olmasını garanti altına alan bir yapıda olmadığı da raporda yer alıyor

Dini azınlıkların sorun yaşamaya devam etmeleri, Heybeliada Ruhban Okulu’nun hala kapalı olması, Alevilerin durumunda ve azınlıklara yönelik olarak hükümetin yaklaşımda değişiklik olmaması, Lozan kapsamı dışında da azınlık olarak adlandırılabilecek toplumların bulunduğu, ana dilleri Türkçe olmayan çocukların Türk okul sistemi içerisinde ana dillerini öğrenememeleri raporda öne çıkan diğer vurgular arasında yer alıyor.

XS
SM
MD
LG