Erişilebilirlik

7 Nisan Amerikan Basınından Özetler


Washington Post, Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin’in yargılandığı davanın, önemli bir dönüm noktasına geldiğini yazıyor. Gazete, Saddam Hüseyin’in, 1982 yılında Şiilerin yaşadığı Duceyl köyünde 148 kişinin öldürülmesi için talimat verdiği iddiasını kabul ettiğini belirtiyor. Saddam Hüseyin’in bu tavrını bir suç olarak değil, devlet başkanlığı görevinin bir parçası olarak gördüğünü hatırlatan gazete, buna rağmen böyle bir itirafın tarihi bir önem taşıdığını vurguluyor.

"Yargılanan eski bir diktatörün, bütün dünyanın gözlerine bakarak, işlediği suçları yalanlamak yerine eylemlerini yasal yetkilerine dayandırmaya çalışması hiç de göz ardı edilecek bir şey değil. En azından, gelecekte kimse bu olayların yaşanmadığını öne süremeyecek. Gerçek sorumlunun kim olduğu ortaya çıkmış oldu. Şimdi sırada, on binlerce Kürt’ün zehirli gazla öldürüldüğü katliamla ilgili suçlamalar var. Umarız bu konuda da aynı ölçüde bir netlik sağlanır."

New York Times ise, Irak savaşına yol açan istihbarat bilgilerinin Bush yönetimi tarafından bilinçli olarak çarpıtıldığı iddiasını yeniden gündeme taşıyor. Gazete, başta Başkan Bush olmak üzere bir çok Amerikalı yetkilinin, kamuoyunu Irak savaşına ikna edebilmek amacıyla böyle bir yönteme başvurduğunu savunuyor.

"Irak’la ilgili olarak 2002 sonunda hazırlanan istihbarat raporunun büyük bir kısmı artık açıklanmış durumda. Ancak Beyaz Saray, başkan Bush için hazırlanan bir sayfalık özeti açıklamadı. National Journal’ın haberine göre, bu belgede Dışişleri ve Enerji bakanlıklarının Irak’ın uranyum zenginleştirmek için alüminyum tüpler aldığı iddiasını doğru bulmadığı görüşüne yer veriliyor. Oysa Bush, 2003 yılında yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında bu iddiaların kesinlikle doğru olduğunu söylemişti. Açıkça görüldüğü gibi bu konudaki tartışmalar zaman kaybı değildir. Senatonun verdiği sözü tutarak, Irak’la ilgili istihbarat bilgilerinin bütün dünyaya nasıl anlatıldığını açıklayan bir rapor hazırlaması büyük önem taşımaktadır."

Christian Science Monitor, seçim kampanyalarının finansmanıyla ve lobicilik faaliyetleriyle ilgili reform tartışmalarını değerlendirirken, Hem Demokrat Partiyi hem de Cumhuriyetçi Partiyi seçmenlerden çok kendi çıkarlarını düşünmekle suçluyor. Kongre üyelerinin seçmenler için yapacakları işlerden çok yeniden seçilmeyi düşündüğünü öne süren gazete, gündemdeki reform önerilerinin göstermelik olmaktan öteye gitmediğini savunuyor.

"Kongre üyeleri, reform önerilerini bir bilmece gibi görüyor. Tamamen siyasi hesaplarına göre davranıyor. Ancak Kasım ayındaki araseçimler geldiğinde, seçmenler de Kongre üyelerini yaptıklarına göre değerlendirecek. Ve asıl geçerli sonuç, seçmenin yaptığı bu değerlendirme olacak."

Boston Globe, Tayland’da on milyonu aşkın seçmenin boş oy verdiği seçimin ardından başbakan Thaksin Shinawatra’nın istifa etmek zorunda kalmasını Güneydoğu Asya’da önemli bir demokratik gelişme olarak yorumluyor. Shinawatra’nın milyarder bir işadamı olarak ülkeyi bir şirket yönetir gibi yönettiğini hatırlatan gazete, başbakanın anti-demokratik uygulamaları nedeniyle büyük tepki topladığını ifade ediyor.

"Bardağı taşıran son damla, başbakanın kendi ailesinin holdingini 1.9 milyar dolara Singapur hükümetine satması oldu. Satılan şirketler arasında uydu ve cep telefonu şirketinin yanı sıra, Tayland havayollarıyla rekabet içinde bulunan uçak şirketi de vardı. Tayland halkını asıl şaşırtan gelişme ise, başbakanın bu satıştan elde ettiği gelir nedeniyle vergi ödememesi oldu. Tayland halkı seçimlerdeki tavrıyla, bütün dünyaya şirket yönetmekle ülke yönetmek arasında ciddi bir fark olduğunu gösterdi."

XS
SM
MD
LG