Erişilebilirlik

İran - Çin Petrol Anlaşması


Pekin ve Tahran, İran’ın batısındaki Yadavaran petrol yatağını işletmeye hazırlanıyor. Uzmanlar, milyarlarca dolar değerindeki anlaşmanın imzalanmasıyla, Çin’in Ortadoğu’da daha büyük bir rol üstleneceğini söylüyor.

Çin, ay başında – istemeyerek de olsa – İran’ı Birleşmiş Milletler Güvenlik Kuruluna bildirme kararını desteklemişti. Buna rağmen, üst düzey Çinli yetkililer ve ekonomistlerin Mart ayında Tahran’a gideceği bildiriliyor.

Kaynaklara göre, Çinli ve İranlı yetkililer, Yadavaran petrol yatağının işletilmesinin ayrıntılarını görüşecek – hatta fiyat belirleyecek.

Londra’da bulunan Küresel Enerji Araştırmaları uzmanlarından Manuşer Takin, Çinli yetkililerin, nükleer anlaşmazlığı geçici bir sorun olarak gördüklerini; ancak artan enerji talebini karşılamanın daha önemli bir sorun olduğunu düşündüklerini söylüyor. Takin, İran’ın ise Çin’i kolay bir müşteri olarak gördüğünü belirtiyor: “Her iki ülke de, buna sadece ekonomik açıdan bakıyor. İran, petrol ve doğal gazını ihraç etmek istiyor. Çin de, uzun vadeli petrol üreticisi bulmak istediği için İran’a esnek davranıyor.

2004 yılında mutabakat belgesi imzalayan Çin ve İran arasındaki müzakerelerin önümüzdeki ay başlaması bekleniyor.

Anlaşmaya göre, Çin Petro-Kimya Şirketi, İranlı bir şirketin yardımıyla İran’ın Yadavaran petrol yatağını işletmeye başlayacak. Karşılık olarak da, Çin, 25 yıl boyunca, İran’dan her yıl 10 milyon ton sıvılaştırılmış doğal gaz satın alacak.

Mutabakat belgesinin imzalanmasından bu yana, İran Uluslararası Atom Enerjisi Dairesi ve bazı ülkelerle nükleer programı konusunda anlaşmazlık yaşıyor. Amerika ve Avrupa İran’ın nükleer enerji programı kisvesi altında silah geliştirdiğini savunuyor – İran ise suçlamayı reddediyor.

Amerika, Pekin’in bu açıdan sorumluluk üstlenmesini istiyor. Uluslararası ilişkilerde daha aktif bir rol üstlenmek isteyen Çin, aynı zamanda enerji talebini de karşılamak istiyor. Yani Çin bir ikilemle karşı karşıya.

Bazı uzmanlar, Çin’in kendi çıkarları yerine bölgede istikrar sağlanmasına daha fazla önem vermesi gerektiği görüşünde. Washington’da bulunan Brookings Enstitüsü, Çin Programı yöneticisi Jeffrey Bader anlatıyor: “Bu uluslararası toplumu ilgilendiren bir sorun – bölgesel istikrar herkes için önemli, ve Çin de yatırımlarına dikkat ederek bu konuda sorumluluk sahibi olmalıdır. Çünkü, böyle bir anlaşma hem İran rejimini daha güçlü kılar; hem de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine ve Uluslararası Atom Enerjisi Dairesine karşı direnmesini sağlar.”

Bader ve onun gibi düşünen diğer uzmanlar, Çin’in İran petrolüne yönelmektense, var olan anlaşmalarını güçlendirilmesi taraftarı.

Çin, İran’ı uranyum zenginleştirme çalışmalarına son vermeye çağırıyor; ancak İran’a karşı yaptırım uygulanmasına karşı çıkıyor. Pekin, İran’ın Güvenlik Konseyine bildirilmesine istemeyerek destek verdi.

Çin, Amerika’yla diplomatik bir sorun yaşamak istemiyor. Ancak, İran’a da ambargo uygulanmasını istemiyor. Ne de olsa, Çin’in petrol ithalatının yüzde 14’ü İran tarafından karşılanıyor.

Çin, bu nedenle nükleer krizin aşılması için girişimlerde bulunuyor. Dışişleri Bakan Yardımcısı Li Quozheng, bu hafta Tahran’da temaslarda bulunacak. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, görüşmelerin, nükleer anlaşmazlığın barışçıl yollarla çözülmesini hedeflediğini söyledi. Sözcü, sorunun görüşmeler ve diyalog yoluyla çözülebileceğine inandığını söyledi. Çin, yaptırım uygulanmasının kimseye yarar sağlamayacağını düşünüyor.

Çinli ve İranlı yetkililer, petrol anlaşmasının, olası yaptırım kararından önce imzalanmasını hedefliyor. Yaptırım kararı, en erken, Uluslararası Atom Enerjisi Dairesinin İran raporunu 6 Mart’ta yayınlamasından sonra alınabilir.

Ancak, Çinli yetkililer, anlaşma yapılması konusunda acele ettiklerini yalanladı.

XS
SM
MD
LG