Erişilebilirlik

18 Ocak 2006: Doktor Yardımıyla İntihara İzin Veren Yasa Tartışılıyor


Amerika’da günün en önemli konularından birisi, Oregon eyaletinde uygulanan ve çaresi olmayan hastalıklara yakalanan kişilerin doktor yardımıyla intiharına izin veren yasayla ilgili tartışmalar. USA Today, Adalet Bakanlığının yasayı iptal etme çabasının Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmesini olumlu bir karar olarak nitelendiriyor ve hastaların ölme hakkının diğer eyaletler tarafından da kabul edilmesinin beklendiğini yazıyor:

"Doktor yardımıyla intihara karşı çıkanların Kongre’deki girişimlerini yoğunlaştırması bekleniyor. Bu çevreler, yargı kararıyla ulaşamadıkları amaçlarına, yasama organını devreye sokarak ulaşmaya çalışacaklar. Ancak Adalet Bakanının aksine, Kongrenin ölüm döşeğindeki insanlarla uğraşmaktan daha önemli işleri de var."

Los Angeles Times ise konuya eyalet yönetimleriyle federal hükümet arasındaki yetki mücadelesi açısından yaklaşıyor. Gazete, Anayasa Mahkemesi’nin kararını olumlu bulmakla beraber kararın gerekçesinde ilkesel olarak eyaletlerin yasama hakkının korunmadığını vurguluyor:

"Alınan kadar olumlu olmakla birlikte, federal hükümetin doktor yardımıyla intihar gibi tartışmalı konularda hiçbir biçimde eyaletlere müdahale edemeyeceği düşüncesine yer verilmemektedir. Eğer söz konusu dava, doktor yardımıyla intihar konusunda değil de eşcinsel evliliğini yasaklayan bir eyalet kararıyla ilgili olsaydı, bugün eyaletlerin haklarını savunan liberallerin bir çoğu federal hükümetin yetkilerini savunan bir konumda olurdu."

New York Times, terörle mücadele gerekçesiyle mahkeme kararı olmadan Amerikan vatandaşlarının telefon görüşmeleri ile elektronik postalarının gizlice izlenmesi talimatını veren Başkan Bush’u eleştiriyor. Gazete bu uygulamanın ulusal güvenlik açısından bir fayda sağlamadığını savunuyor ve bireysel hakların çiğnendiğini vurguluyor:

"Ülke içi casusluk talimatının yasal olmadığı gerekçesiyle bu hafta ilk dava açıldı. Konu ayrıca Kongre’de de ele alınacak. Umarız ki Kongre üyeleri bu kez, Bush’un yetkilerini kötüye kullandığı diğer olaylardan farklı olarak Başkanı engelleme konusunda daha dikkatli bir tavır sergilerler."

Washington Post, Bolivya’dan sonra Şili’de de kendisini sosyalist olarak tanımlayan bir liderin cumhurbaşkanı seçildiğini hatırlatıyor ancak Şili’nin ilk kadın cumhurbaşkanı olan Michelle Bachelet’nin Bolivya cumhurbaşkanı Evo Morales’ten çok farklı olduğunu belirtiyor. Gazete, Morales’in sosyalizm anlayışını “popülist devletçilik olarak tanımlarken Bachelet’nin siyasi yaklaşımını Avrupa sosyalizmine benzetiyor:

"Çağdaş Latin Amerika’nın en önemli çelişkilerinden biri de Şili’nin sağladığı ilerlemeyi yeterince anlamamasıdır. Şili’nin ticaret hacmi ve büyüme hızı bölge ülkelerinin iki katı. 1990’dan bu yana yoksulluk oranı % 38’den % 18’e düştü. Eğer Latin Amerikalılar, Venezuela devlet başkanı Hugo Chavez’in demagojik yaklaşımını bir kenara bırakıp Şili’ye bakarlarsa, 21. yüzyılın gerçek sosyalizminin Şili’de cumhurbaşkanı seçilen modern kadın tarafından temsil edildiğini görürler."
XS
SM
MD
LG