Erişilebilirlik

10 Ocak 2006: Irak ve İran'la İlgili Son Gelişmeler


Irak’ta seçim sonrasında şiddet eylemlerinin yeniden hız kazandığına dikkat çeken Washington Post, siyasi liderlerin hükümet kurmak için ellerini çabuk tutmamaları halinde teröristlerin Şiilerle Sünniler arasında bir mezhep savaşı çıkarabileceğini yazıyor:

" Etkin bir hükümet kurulması için uzlaşmaya varıldığı bildirildi. Ancak Sünnilerle Şiiler ve Kürtler arasındaki en önemli anlaşmazlık konusu olan iktidarın ve petrol gelirlerinin paylaşımı konusundaki sorunlar sürüyor. Irak’ın bir iç savaşa sürüklenmemesi ve geleceğinin siyasi partiler tarafından belirlenmesi noktasında bir uzlaşmaya varılması bütün tarafların çıkarınadır. Ancak, siyasi sürecin etkinliğini göstermesi için zaman giderek daralıyor."

USA Today ise, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ın ateşle oynadığını ileri sürüyor. Gazete, yürütülen çabaların başarısız olması ve İran’ın bir nükleer güç haline gelmesi durumunda, Ortadoğu’da Soğuk Savaş dönemindekine benzeyen bir dehşet dengesi oluşacağını ifade ediyor.

" Böylesine tehlikeli bir dengeyi sürdürebilmek için fanatiklerin değil rasyonel liderlerin iktidarda olması gerekir. İsrail’in yok edilmesini isteyen ve soykırımı bir masal olarak tanımlayan Ahmedinecad gibi bir lider, eğer tüm ülkeyi bir intihar eylemcisine dönüştürürse acaba neler olur? Bunu düşünmek bile insanı korkutuyor."

Boston Globe ise, Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan doğalgaz krizi nedeniyle Rusya devlet başkanı Vladimir Putin’i eleştiriyor. Putin’in enerji kaynaklarını devletin denetimi altına sokarak bir silah gibi kullandığını savunan gazete, bunun G-8 üyeliği ile bağdaşmadığını vurguluyor.

" Ukrayna, Polonya ve Baltık Denizinden geçerek Almanya’da son bulacak olan doğal gaz boru hattı anlaşmasında Putin’le müzakereleri yürüten isim eski Almanya başbakanı Gerhard Schroeder’di. Schroeder, bu çabaları karşılığında Putin tarafından ödüllendirilerek, yaklaşık 5 milyar dolarlık boru hattını inşa eden şirketler grubunun başına getirildi. Putin, G-8’in temel ilkelerinden biri olan politikayla ticaretin birbirinden ayrılması ilkesine uymak bir yana, bu kapitalist kulübün diğer üyelerine de Kremlin’in yozlaşmış ve değişmeyen alışkanlıklarını aşılıyor."

New York Times, Amerika’nın Birleşmiş Milletler Temsilcisi Büyükelçi John Bolton’un Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu için gündeme getirdiği reform önerisini eleştiriyor. Komisyon üyeliğinin şu anda rotasyon sistemiyle belirlendiğini hatırlatan gazete, bunun da insan hakları ihlalleriyle mücadele edilmesini zorlaştırdığını kabul ediyor. Ancak yapılan yorumda, Bolton’un Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin İnsan Hakları Komisyonunda da yer almasını istediği belirtiliyor ve bunun da insan haklarının korunmasına yetmeyeceği savunuluyor.

" İnsan hakları, güçlü olanların çıkarlarının savunulmasıyla ilgili bir mesele değildir. Güçsüz olanların haklarının korunmasıyla ilgili bir davadır. Eğer Güvenlik Konseyinin beş daimi üyesinin buna saygı duyacağına dair bir güven olsaydı, Bolton’un önerisi sorun yaratmazdı. Ama bu beş ülkenin hiç biri ne kendi ülkelerinde ne de uluslar arası alanda bu konuda bir güven oluşturabilmiş durumda değil."

XS
SM
MD
LG