Erişilebilirlik

27 Eylül 2005: Türkiye'nin AB Üyeliği


Washington Times’ta Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkan ilginç bir makale dikkat çekiyor. Güvenlik Politikası Merkezi adlı kurumun başkanı Frank Gaffney tarafından kaleme alınan makalede, AKP hükümetinin Türkiye’yi düzenli bir biçimde laik bir ülke olmaktan uzaklaştırarak İslamcı-faşist bir ülke haline getirdiği öne sürülüyor. Makalede, başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eğitimden yargıya, medyadan orduya kadar her alanda muhalefeti sindirdiği ve İslamcı kadroları işbaşına getirdiği iddia ediliyor.

"Türkiye ile AB arasında gelecek hafta başlayacak görüşmeler bir başka amaca daha hizmet etmelidir. Avrupalıları kendi içlerinde giderek gelişen İslamcı-faşistlere karşı mücadeleye de zorlamalıdır. Hem Avrupa, hem Türkiye, hem de bütün dünya başbakan Erdoğan gibi İslamcılara karşı çıkan ılımlı Müslümanları güçlendirmenin bir yolunu bulmalıdır. 3 Ekim, bunun için iyi bir başlangıç olabilir."

Washington Post ise Bush yönetiminin, İran’a karşı daha etkili bir politika izlemeye başladığını yazıyor. Rusya ve Çin’in tutumu nedeniyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden İran’a yaptırım kararı çıkmasının düşük bir ihtimal olduğunu belirten gazete, buna karşın son iki yılda yaşanan sürecin Avrupa’yla Amerika arasında İran’a karşı daha geniş bir ittifak doğmasını sağladığını vurguluyor.

"Batılı ülkelerin ekonomik ve siyasi yaptırımlarla uygulayacağı ortak baskı, mollaların, Ahmedinejad’ın temsil ettiği uzlaşmaz tavırdan vazgeçmesini sağlayabilir. Yaptırımlar, en azından Amerika’yla Avrupa’nın İran’daki iç mücadelede giderek güç kaybeden mollalara karşı özgürlük isteyen halkla birlikte tavır almasını sağlayacaktır. İran’ın atom bombası yapması için daha en az beş yıl süreye ihtiyacı olduğu düşünülürse, bu stratejinin sonuçlarını beklemek için hala zamanımız var."

New York Times ise İrlanda Cumhuriyet Ordusu adlı militan Katolik örgütün silahsızlanma yükümlülüğünü yerine getirmesinin ardından ortaya çıkan tabloyu değerlendiriyor. Gazete, şiddetin tamamen sona ermesi için İngiltere yanlısı militan Protestanların da de adım atması gerektiğini belirtiyor ve protestan lider Ian Paisley’i IRA’nın siyasi kanadı Sinn Fein’le ortak bir yönetim kurmaya çağırıyor.

"IRA’nın silahsızlanmayı yıllarca ertelemesi, 1998 yılında imzalanan barış anlaşmasının uygulanmasını da geciktirdi. Bu gecikme, Paisley’in de Protestan seçmenleri siyasi yumuşamadan uzak tutmasına yaradı. Fakat artık IRA silah bıraktığına göre, Paisley de bir adım atmalı ve militan Protestanların yol açtığı kargaşaya bir son verilmesini sağlamalıdır."

Los Angeles Times, geçen hafta sonu yapılan Dünya Bankası-IMF toplantısında yoksul ülkelerin borç yükünün hafifletilmesi konusunda somut adımlar atıldığını belirterek, bunun dünya bankası başkanı Paul Wolfowitz sayesinde gerçekleştiğini hatırlatıyor. Irak savaşının mimarlarından olan Wolfowitz’in muhafazakar görüşleriyle tanındığını kaydeden gazete, buna rağmen liberallerin bile şu ana kadar Wolfowitz’i eleştirecek bir şey bulamadığı görüşüne yer veriyor.

"Dünya bankasının yanlış kararlar ve yolsuzluklarla dolu bir geçmişi var. Ülke ekonomilerini kalkındırması ve çevreyi koruması beklenen projeler hiçbir işe yaramadığı gibi bir çok ülkeyi de büyük bir borç yükü altında bıraktı. Bazıları bu nedenle Dünya Bankasının kalkınma projelerinden tamamen çekilmesini savunmaya başladı. Wolfowitz ise, Dünya Bankasının daha akılcı projeler üretmesi gerektiğinin bilinciyle davrandı.Çünkü milyonlarca insan hastalıktan ve tedavi edilebilir hastalıklardan dolayı ölürken, hiçbir şey yapmamak ahlaki, ekonomik ve stratejik açıdan kabul edilebilir bir alternatif değildir."

XS
SM
MD
LG