Erişilebilirlik

27 Haziran 2005: İran'daki Cumhurbaşkanlığı Seçimi Değerlendiriliyor


İran’da muhafazakar aday Mahmut Ahmedinecad’ın zaferiyle sonuçlanan cumhurbaşkanlığı seçiminin yankısı sürüyor. Christian Science Monitor, Amerika’nın bu seçime İran’ın nükleer programını önlemek açısından yaklaştığını, İran halkınınsa ekonomik kaygılarla hareket ettiğini belirtiyor. Gazete, Ahmedinecad’ın seçilmesinde ekonomik büyüme ve istihdam vaatlerinin etkili olduğunu vurguluyor.

"İran’daki İslami teokrasinin geleceği ve buna bağlı olarak nükleer silah üretme kapasitesi işsizlik sorununu çözmesine bağlıdır. Milyonlarca işsiz genç, rejime yönelik en büyük iç tehdidi oluşturmaktadır. İran’da cumhurbaşkanlığının bir reformcudan bir muhafazakara geçmesiyle birlikte, ülkede gerçek iktidarı elinde tutan Koruyucular Konseyi’nin artık ekonominin gidişatından dolayı reformcuları suçlama imkanı kalmadı. Sorumluluk, artık tamamen muhafazakarların omzunda."

Bir Çin firmasının, Amerika’nın en büyük petrol şirketlerinden Unocal’ı satın almak istemesi de gündemin bir başka önemli maddesi. USA Today, Unocal’ın satışı konusunda nihai kararın özel bir ulusal güvenlik heyeti tarafından verileceğini kaydediyor. Ancak gazete, Amerikan ekonomisinin küresel rekabete hazır olmadığını vurgulayarak bu gelişmenin bir uyarı şeklinde algılanması gerektiğini savunuyor.

"Geçen yıl Amerika, Çin’le olan ticaretinde 160 milyar dolar açık verdi. Bu da Çinlilere, Amerikan şirketlerini satın alma fırsatı yarattı. Sonuçta, Unocal şirketine ilişkin fiyat teklifinin yol açtığı türden sorunlar ortaya çıktı. Ticaret açığının önüne geçmek içinse, vergi indirimi politikasını değiştirmek, Amerikalıları daha az harcayıp daha çok tasarruf etmeye yönlendirmek gerekiyor. Bu öneri biraz katı görünebilir. Ama, uzun vadede, yabancıların merhametinin sürmesine bağlı olmaktan daha az acı verecektir."

New York Times yazarı Paul Krugman da, Amerika’nın yıllardır ürettiğinden daha fazla tükettiğine dikkat çekiyor. Yazar, Çinlilerin ellerindeki dolarlarla yıllardır Amerikan devlet bonolarını satın alarak Amerika’yı finanse ettiğine dikkat çekiyor. Ancak Krugman Çinlilerin, para piyasalarındaki spekülasyona karşı önlem almak ve ekonomide denetimi ele geçirmek amacıyla artık şirket satın alımına yönelmesinin de doğal olduğunu söylüyor.

"Çin yatırımlarının 15 yıl önceki Japon yatırımlarından iki büyük farkı var. Öncelikle, Çinliler paralarını Japonlar kadar kötü harcamıyor. İkinci büyük fark ise, Japonların aksine Çinliler kıt kaynaklar konusunda Amerika’nın stratejik bir rakibi olarak ortaya çıkıyor. Bana kalsaydı, Çinlilerin Unocal’ı almasına izin vermezdim. Ama, Çin’e bu kadar bağımlı bir Amerika’nın aynı tavrı alması o kadar da kolay görünmüyor."

Washington Post ise, Amerikan bayrağına yönelik saldırıları suç kapsamına alan yasa değişikliği girişimini eleştiriyor. Gazete, bayrak yakmanın anayasa tarafından güvence altına alınan ifade özgürlüğünün bir biçimi olduğunu savunuyor ve bayrağı yasalarla güvence altına alma çabasının tam tersine bayrak yakma modasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

"Bu girişim, anayasanın en temel ilkelerinden birini, Kongre’nin “ifade özgürlüğünü kısıtlayacak hiçbir yasal düzenleme yapmaması” ilkesini ayaklar altına alacaktır. Bu ilkenin en önemli özelliği hiçbir istisna tanımamasıdır. İğrenç biçimde ırkçılığı savunanlar, soykırımı reddedenler, yöneticilere en ağır eleştirilerde bulunanlar, orak-çekiç yanlıları ve hatta bayrağa saldıranlar bile bir istisna olamaz. Kongre, böyle bir koruma çabasıyla Amerikan bayrağına hizmet etmiş olmayacak."

XS
SM
MD
LG